Proust aşk için "kalbe duyarlı olan zaman" diye yazmıştır ve bununla birlikte yaşadığı aşk sadece bir işkence, içinde amaçsızca kendi çemberinden kaçtığı bir aldatmacadır.
Sayfa 157 - Yky
Felsefe
Friedrich Nietzsche
Cinsellikte yüceltme ve alçaltma. — Arzuların yarattığı fırtına, erkeği kimi zaman tüm arzuların sustuğu bir yüksekliğe çıkartır: Gerçekten sevdiği ve daha iyisini istemekten ziyade, daha iyi olan benliğinde yaşamadığı yere. İyi bir kadınsa çoğu kez gerçek sevgiden dolayı arzuların olduğu yere kadar iner ve kendi gözünde kendini alçaltır. Özellikle de ikincisi, iyi bir evlilikten anladıklarımızın beraberinde getirebileceği en kalbe dokunan şeylerdir.
Felsefe
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
İnsanların kırk yaşına gelince bir noterlik ve altmışında bir emekli maaşı sahibi olabilmek için hukuk okudukları ya da felsefe doktorası yaptıkları bir çağ olmuştu. Bu insanların kafalarının içinde ne vardı, düşünülmeye değerdi doğrusu. Önlerinde bir barın masası başında geçecek 10 000, 15000 gece, 4000 omlet, 2000 aşk gecesi bulunan insanların düşünceleri! Ve onlar, hoşlarına giden bir yerden ayrılırken, "Gelecek yıl ya da on yıl sonra gene gele- ceğiz," derlerdi. Boris, sertlikle, "Ne eşekçe işler yaparlardı kim bilir," diye düşündü. İnsan yaşamını otuz yıllık mesafeden yönetemez. Onun hesabı çok daha alçakgönüllüydü; iki yıllık projeleri vardı; sonra, tamam, bitti. Alçakgönüllü olmak gerekti. Mavi ırmağın sularında bir sal ağır ağır kayıyordu ve Boris birden dertlendi. Hiçbir zaman Hindistan'a, Çin'e, Meksika'ya, hatta Berlin'e gidemeyecekti: Yaşamı arzuladığından da daha alçakgönüllü olmuştu. İngiltere'de birkaç ay, Laon, Biarritz, Paris, bütün dünyayı dolaşmış insanlar vardı! Bir tek kadın. Çok küçük bir yaşamdı bu; şimdiden bitmişe, tüketilmişe benziyordu, çünkü nelerden yoksun olacağı çok önceden belliydi, biliniyordu. Alçakgönüllü olmak gerekti. Dikildi, bir yudum rom içti ve düşündü: Böylesi daha iyi, boşa harcamış olmak korkusu yok hiç olmazsa.
Ne var ki Spinoza felsefeyi aşktan, aşkı etkinlik gücünden, etkinlik gücünü özgürlükten, özgürlüğü ise doğadaki ve toplumdaki varoluş tarzlarından bağımsız düşünmemiştir. Özgürlük, "doğayla iyice bağdaşan etkiler ürettiği, bununla beraber, etkilerinin onları değiştirip dönüştürebilecek herhangi bir dış nedene tabi olmadığı sağlam bir varoluştur." Öyleyse aşk da felsefe gibi özgürlüğün özsel koşullarından biridir. Varoluşumuzu borçlu olduğumuz doğanın özünü, bu özün sonsuzluğunu ve doğadaki şeylerle bu sonsuzluktaki birliğimize dair ilişki tarzlarını nasıl üretebileceğimizi kavramaya dönük tüm çabalar özgürlüğü gerçekleştirmenin koşulları olarak çıkar karşımıza.
Aşkın cazibesi altındayken tüm diğer sorunlar ertelenir. Fakat kendimizi yeniden şeylerin ortasında bulmamız ve aşkın hiçbir şeyi çözmediğini anlamamız için bir anlık yorgunluk ya da bilinçlilik yeterli olur.
Sayfa 155·Kitabı okudu
Felsefe
Karşılıksız aşk mutluluğu imkânsız kıldığından mutluluğun boşluğunu keşfetmemizi de önler. Oysa mutlu aşkın hazlarındaki hüzne hangi felsefe dersi, hangi yaşlılık öğüdü, tutkularla hedeflerin önündeki hangi engel ulaşabilir?
Sayfa 146·Kitabı okudu