Bütün dünya normal, olağan, anlamlı gözüküyor ama sözcüğün, o saf tılsımın, o tuhaf muskanın altındaki sallantılı sığınakta korkunç bir kaosun yavașça vücut bulduğunu, ortaya çıktığını görüyorum. Bütün dünya olağan gözüküyor ama bir gün, bir hafta, bir ay ya da bir yıl sonra çürüyüp yok olacak. Çünkü bir yarık var. Hiç durmadan, adım adım hacmini artıran bir yarık, uçsuz bucaksız bir unutuş, dipsiz bir uçurum, boşluğun istilası. Bir bir susacağız.
Sayfa 33 - Ayrıntı Yayınları Dördüncü Basım 2013 İstarıbul Çeviren: Cemal Yardımcı·Kitabı okudu
Georges Perec’in 1965 yılında yayımlanan ve Renaudot Ödülü’ne layık görülen ilk romanı Şeyler; ilk bakışta 1960'lar Fransası'nın yükselen orta sınıfına dair sosyolojik bir taslak gibi görünebilir. Ancak metne daha detaylı yaklaştığımda, kitabın Gustave Flaubert'in Duygusal Eğitim'in modern ve klinik bir kopyası, aynı zamanda tüketim toplumunun yarattığı ontolojik boşluğun zekice kurgulanmış bir otopsisi olduğunu fark ettim.
Perec, ileride Oulipo akımının en parlak yıldızlarından biri olacağını kanıtlarcasına, bu kitabında da dili ve biçimi, anlattığı meselenin tam merkezine oturtuyor.
Kitabın başkahramanları olan Jérôme ve Sylvie, yirmili yaşlarının ortasında, serbest piyasa araştırmacısı olarak çalışan genç bir çifttir. Ancak ironik bir şekilde kitabın asıl "karakterleri" onlar değil; deri koltuklar, İngiliz stili pipolar, ipek gömlekler, antika masalar ve porselen tabaklardır.
Perec, insanların eşyalara sahip olduğu bir dünyayı değil, eşyaların insanlara sahip olduğu bir dünyayı resmediyor.
Çiftin hayatı, sürekli bir sahip olma arzusunun etrafında şekilleniyor. Olmak fiili tamamen ortadan kalkmış, yerini sahip olmak almıştır. Hayal ettikleri hayat ile yaşadıkları hayat arasındaki o derin uçurum, salt tüketim nesneleriyle doldurulmaya çalışılır.
"Ne yazık ki, çalışmayanın yiyecek ekmek bulamayacağı kesin ama çalışan da hayatını yaşayamıyor." Sayfa 48
Kitabı okurken bazı okurları zorlayabilen, ancak romanın dehasını oluşturan en temel unsur üslubuydu bana göre. Perec, bilinçli olarak soğuk, mesafeli ve adeta bir mobilya kataloğunu veya emlak ilanını andıran bir envanter dili kullanmış.
Eşyalar uzun uzun, tüm ihtişamıyla betimlenirken, Jérôme ve Sylvie'nin iç dünyalarına dair psikolojik derinlik kasıtlı olarak verilmez.
Çiftin sevinçleri, üzüntüleri veya aşkları yoktur; sadece alım
Korkunç asık suratlı uyanıyorlardı; her akşam tıklım tıklım metrolarda dönerken hınç duyuyorlardı; bunalmış durumda, pislik içinde kendilerini divanın üstüne atıyorlar ve uzun hafta sonlarından, bomboş günlerden, sabah keyiflerinden başka şey düşlemiyorlardı.
Sayfa 48 - Metis Yayınları Birinci Basım: Ekim 1988 Çeviren: Sevgi Tamgüç·Kitabı okudu