İçsel Bölünmüşlük ve Çift Kişilik Yanılsaması
Puan vermedi·210 syf.·
2026 2265. kitabı
Herman Hesse’nin 1946 Nobel Edebiyat Ödülü'nü almasında büyük payı olan, modern insanın içsel bölünmüşlüğünü ve toplumla çatışmasını deha ürünü bir dille anlatan başyapıtı "Bozkırkurdu" (Der Steppenwolf), psikolojik ve felsefi edebiyatın en sarsıcı örneklerinden biridir. Bakın şu kısım beni büyüledi. Hermine, Harry’ye "Ben senin aynanım, çünkü senin içinde senin bilmediğin ne varsa bende aynen var" der. Sihirli Tiyatro ise tamamen bilinçaltının derinliklerine yapılan, gölgelerle ve bastırılmış benlikle yüzleşilen bir psikoterapi seansıdır.
BozkırkurduHermann Hesse · Yapı Kredi Yayınları · 20229,7bin okunma
9/10
·712 syf.··
2026 512. kitabı
·
80 günde okudu
·
Okunma: 13 Mayıs 2026 21:26
Irvin D. Yalom’un önsözünde de açıkça belirttiği gibi, öncelikle ruh sağlığı alanında çalışan profesyonellere—özellikle psikoterapistlere ve psikiyatristlere—yönelik olarak kaleme alınmış bir eserdir. Bununla birlikte kitap, yalnızca klinik uygulayıcılarla sınırlı kalmayıp, insanın varoluşsal meselelerine ilgi duyan her okur için derinlikli bir düşünsel alan açar. Yalom’un yaklaşımının merkezinde, insanın kaçınılmaz olarak karşı karşıya kaldığı dört temel varoluşsal gerçeklik yer alır: ölüm, özgürlük, yalnızlık ve anlamsızlık. Ancak bu kavramlar kitapta yalnızca teorik başlıklar olarak kalmaz; her biri, bireyin iç dünyasında yankı bulan, çoğu zaman bastırılan ama davranışları derinden şekillendiren yaşantılar olarak ele alınır. Ölüm, sadece yaşamın sonu değil; yaşamın değerini belirleyen en güçlü arka plan olarak sunulur. Özgürlük, ilk bakışta bir imkan alanı gibi görünse de Yalom’un yorumunda çoğu zaman ağır bir sorumluluk duygusuna, hatta varoluşsal bir kaygıya dönüşür. Yalnızlık, kişilerarası eksiklikten öte, insanın özünde “tek başına” oluşunun kaçınılmazlığına işaret eder. Anlamsızlık ise modern bireyin en sessiz ama en derin krizlerinden biri olarak, yaşamın neden yaşanmaya değer olduğu sorusunu sürekli canlı tutar. Kitabı güçlü kılan en önemli özelliklerden biri, bu derin ve soyut kavramların klinik pratikle ustaca örülmesidir. Yalom, terapi odasını yalnızca bir müdahale alanı olarak değil, iki insanın varoluşsal düzeyde karşılaştığı bir sahne olarak kurgular. Bu noktada terapötik ilişki, tekniklerin ötesine geçer; sahicilik, açıklık ve karşılaşma cesareti ön plana çıkar. Terapist, yalnızca “bilen” değil, aynı zamanda “insan olarak var olan” bir figürdür. Bu yaklaşım, klasik hiyerarşik terapi anlayışını kırarak daha eşitlikçi ve insani bir bağ kurulmasına olanak
Varoluşçu PsikoterapiIrvin D. Yalom · Pegasus Yayınları · 20181,169 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Psikoloji konusuna ilgi duyanlar seveceklerdir.
Puan vermedi·208 syf.·
2026 7. kitabı
Irvin D. Yalom’un Günübirlik Hayatlar kitabı, bence “insanın ölümlü olduğunu bilerek nasıl yaşayacağı” meselesini çok etkileyici anlatan bir kitap. Yalom’un en güçlü yanı şu: Psikoterapi odasında geçen hikâyeleri sadece “vaka” gibi değil, insanın iç dünyasına açılan felsefi pencereler gibi sunuyor. Kitap aslında bir roman değil; terapi öykülerinden oluşan bir anlatı. Her hikâyede farklı bir insan var ama hepsinin ortak bir derdi bulunuyor: ölüm korkusu, pişmanlık, yaşanmamış hayatlar, yalnızlık, sevgi ihtiyacı, anlam arayışı ve “ben gerçekten yaşadım mı?” sorusu. Bence kitabın merkezindeki duygu şu: Hayat çok kısa; ama insan bunu gerçekten kavradığında, daha sahici yaşamaya başlayabilir. Yalom burada okura moral vermeye çalışmıyor. Daha çok insanı yüzleştiriyor. “Bir gün öleceğiz” gerçeğini karamsar bir son gibi değil, hayatı derinleştiren bir farkındalık gibi ele alıyor. Kitapta hayatın faniliği, arzular, acı, yalnızlık ve anlam arayışı çok güçlü hissediliyor. Ama Yalom, Schopenhauer kadar karamsar değil. Daha sıcak, daha insani, daha terapötik bir yerden bakıyor. Benim yorumum: Bu kitap olgun yaşta daha iyi anlaşılan kitaplardan. Gençken okununca “güzel psikoloji hikâyeleri” gibi gelebilir; ama insan yaş aldıkça, aile kurdukça, çocuk sahibi oldukça, sorumlulukları arttıkça kitaptaki bazı cümleler daha derinden vuruyor. Her gün aslında küçük bir ömür gibi. Kitabın en güzel tarafı, terapiyi teknik bir süreç gibi değil, iki insanın hakiki karşılaşması olarak göstermesi. Yalom kendini de saklamıyor; terapist olarak kendi yaşlılığıyla, ölüm fikriyle, yetersizlikleriyle, hastalarına duyduğu yakınlıkla yüzleşiyor. Bu da kitabı daha samimi yapıyor. Benim puanım: 8.5/10 Özellikle psikoloji, felsefe ve insan ruhu üzerine düşünmeyi seven biri için çok değerli. Ağır bir
1000Kitap
Günübirlik HayatlarIrvin D. Yalom · Pegasus Yayınları · 201616,2bin okunma
8/10
·208 syf.··
Beğendi
·
2026 64. kitabı
GÜNÜBİRLİK HAYATLAR-IRVIN D.YALOM-208 sayfa Irvin D. Yalom’un Nietzsche Ağladığında kitabından sonra okuduğum bu ikinci kitabında onu terapist kimliği ile tanıyoruz. Irvin D. Yalom’un Günübirlik Hayatlar kitabı, ölüm korkusu, yas, yaşanmamışlık ve hayatın anlamı temalarına odaklanan 10 gerçek psikoterapi seansını konu alır. Bu öykülerdeki hastalar, sevdiklerini ve nihayetinde kendilerinin ölüm ile ilgili kaygılarla başa çıkmaya çalışıyorlar. Nasıl anlamlı bir yaşam sürebileceklerini, yaşlanmakla ve azalan olanaklarla nasıl baş edebileceklerini anlamaya uğraşıyorlar. Kitabın adı, Marcus Aurelius’un Kendime Düşünceler eserindeki bir alıntıdan gelir:” Hepimizinki günübirlik hayatlar; hatırlayanın, hatırlanandan farkı yok. Hepsi geçici. Hem anılar hem de onların nesnesi. Her şeyi unutmuş olacağın günler kapıda, her şeyin seni unutacağı günler yakın. Bilki çok geçmeden hiç kimse ve hiçbir yerde olacaksın.” Irvin D. Yalom , hastalarının ölümle ilgili bilinçaltı korkularını ve kayıplarını ele alarak, "yaşanmamışlık" hissinin ölüm korkusunu artırdığını vurgular. Kitapta yer alan seanslar; öfke sorunu yaşayan bir kadın, her istediğine sahip ancak bir türlü mutlu olmayı bilmeyen bir iş adamı, insanın bu dünyadaki konumu üzerine düşünen ve bir yandan da kendi acısıyla başa çıkmaya çalışan yeni mezun bir psikolog…Bunun gibi terapi öyküleri sadece klinik vakalar değildir; her biri pişmanlıklar, kaçırılan fırsatlar ve kabullenme süreçleri üzerine birer felsefi denemedir.Yalom, seanslarda yaptığı hataları, danışanlarından öğrendiklerini ve terapi sürecindeki etik-teknik yaklaşımlarını (zaman, ücret gibi) samimiyetle de paylaşmıştır kitapta.
Günübirlik HayatlarIrvin D. Yalom · Pegasus Yayınları · 201616,2bin okunma
Bir Zihin Okuması: Nietzsche ve Breuer Arasında
10/10
·416 syf.··
Beğendi
·
2026 22. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 05 Mayıs 2026 23:25
Nietzsche Ağladığında , benim gibi felsefeye uzak ve yakınlaşmaktan korkan birisi olarak elime almaktan korktuğum kitaplardan birisiydi uzun yıllarca. Irvin D. Yalom un psikoterapi ile felsefeyi ustaca harmanladığı etkileyici bir roman. Kitap, Friedrich Nietzsche ile Josef Breuer arasında kurgusal bir terapi sürecini merkeze alırken, aslında insanın en temel varoluşsal sıkıntılarını sorguluyor. Yalom’un anlatımı bence çok sade ama derin; diyaloglar ise adeta birer terapi seansı gibi ilerledi benim okumamda. Özellikle aslında Breuer’in tedavi amacıyla Nietzsche’nin iç dünyasına yapılan yolculuk, onun yalnızlık, güç, özgürlük ve anlam arayışı gibi temalarını daha insani ve kırılgan bir gözden görmemizi sağlıyor. Bu yönüyle kitap, felsefeye benim gibi mesafeli olan okurlar için bile erişilebilir bir kapı aralıyor. Romanın en güçlü yanı, karakterlerin birbirini “iyileştirme” sürecinde aslında kendileriyle yüzleşmeleri. Breuer’in kendi hayatına dair bastırdığı sorunlar ve Nietzsche’nin varoluşsal acıları, paralel bir şekilde açığa çıkıyor. Bu karşılıklı dönüşüm, bende bu kitabın duygusal derinliğini arttırdıkça arttırdı. Kitapta iki karakterden daha bahsetmeden olmaz; Lou Salomé; Lou, romanın itici gücü gibi çalışıyor. Hikâye zaten onun Josef Breuer’e yaptığı sıra dışı teklifle başlıyor. Nietzsche’yi “tedavi ettirme” isteği, yüzeyde bir yardım çağrısı gibi görünsede, Yalom, Lou’yu zeki, manipülatif ve duygusal olarak mesafeli bir figür olarak kurgular. Nietzsche üzerindeki etkisi oldukça derindir: onun kırılganlıklarını tetikleyen, aynı zamanda düşünsel üretimini de besleyen bir karakterdir. Romanda Lou, bir “aşk nesnesi” olmanın ötesinde, Nietzsche’nin varoluşsal acısının kaynağı gibi işlev görür. Okur açısından ise Lou ise; “Neden birini iyileştirmek isterken daha derin bataklığa iter”
Nietzsche AğladığındaIrvin D. Yalom · Ayrıntı Yayınları · 202470bin okunma
10/10
·416 syf.··
Beğendi
·
2026 10. kitabı
Nietzsche Ağladığında: Felsefe ve Psikolojinin Kesişiminde Bir Yolculuk Giriş Nietzsche Ağladığında, Irvin D. Yalom tarafından kaleme alınmış, felsefe ile psikolojiyi ustalıkla harmanlayan bir romandır. Eser, 19. yüzyıl Avrupa’sında geçmekte olup, gerçek tarihsel figürler olan Friedrich Nietzsche ve Josef Breuer etrafında kurgulanmıştır. Yalom, bu iki önemli ismi bir araya getirerek, insan ruhunun derinliklerine inen etkileyici bir anlatı sunar. Ana Bölüm 1. Varoluşsal Sorgulamalar ve İçsel Çatışmalar Romanın merkezinde, bireyin varoluşsal kaygıları yer alır. Nietzsche’nin yalnızlığı, acıları ve hayata karşı geliştirdiği düşünceler, insanın kendi iç dünyasıyla yüzleşmesini temsil eder. Breuer ise dışarıdan güçlü görünen ama içsel olarak çatışmalar yaşayan bir karakter olarak karşımıza çıkar. Bu iki karakterin etkileşimi, okuyucuya insanın kendi benliğiyle hesaplaşmasını düşündürür. 2. Psikoterapi ve İyileşme Süreci Eserde psikoterapi süreci önemli bir yer tutar. Breuer’in Nietzsche’ye yardım etme çabası, zamanla karşılıklı bir iyileşme sürecine dönüşür. Bu durum, terapide yalnızca danışanın değil, terapistin de değişebileceğini gösterir. Yalom burada, modern psikoterapinin temellerine dair önemli ipuçları sunar. 3. Felsefe ile Yaşamın Bütünleşmesi Nietzsche’nin felsefi düşünceleri, romanda yalnızca teorik olarak değil, yaşamın içinde ele alınır. “Acı”, “özgürlük”, “yalnızlık” ve “anlam arayışı” gibi kavramlar, karakterlerin yaşadıkları üzerinden somutlaşır. Bu yönüyle eser, felsefenin yalnızca düşünmek değil, yaşamak olduğunu vurgular. 4. Duygusal Derinlik ve Empati Yalom’un anlatımı, okuyucunun karakterlerle güçlü bir empati kurmasını sağlar. Özellikle Nietzsche’nin kırılgan yönünün ortaya konulması, onun yalnızca bir filozof değil, aynı zamanda derin
Nietzsche AğladığındaIrvin D. Yalom · Ayrıntı Yayınları · 202470bin okunma