8/10
·160 syf.··
2026 13. kitabı
·
22 saatte okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 23:35
Kitaba ilk başladığımda yalan yok biraz sıkıldım, acaba içine giremeyecek miyim diye düşündüm fakat özellikle 2. bölümden sonra hikaye sarmaya başladı ki zaten çok kısa bir sürede de bitirdim. Kitap temel olarak Raci adında bir karakterin aklındaki felsefi ve dini sorulara cevap aramasını, Aynalı Baba adında bir bilgeyle tanışıp onunla hayali yolculuklara çıkmasını anlatıyor. Bir nevi hayata ve insana dair bir arayış hikayesi diyebilirim. Konusu başta ağır gelse de genel anlamda gerçekten akıcı ve kendini okutan bir kitaptı. Yalnız kitaptaki o kahve olayı beni bitirdi :) Karakterlerin kahveye olan düşkünlüğü okurken insana sürekli ben de gidip bir kahve yapsam mı dedirtiyor bayağı seviyorlar kahveyi :)) Başta azıcık sabrederseniz sonrasında akan çok farklı ve güzel bir okuma deneyimi yaşarsınız.Temennim bu yönde şimdiden keyifli okumalar Filibeli Ahmed Hilmi A'mak-ı Hayal
İnceleme
A'mak-ı HayalFilibeli Ahmed Hilmi · Gülhane Yayınları · 201722,3bin okunma
Puan vermedi·301 syf.··
2026 10. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 02 Haziran 2026 22:19
"Beyin yaşamın mucizesi, evrenin bilinmeyen ancak görünen tek şifresi, bilgesidir." İsmail Hakkı Aydın’ın Beyin Tanrısal Bir Parçacık adlı eseri, klasik bir bilim kitabı olmanın çok ötesinde; insanı, düşünceyi, sevgiyi, özgürlüğü ve farkındalığı merkeze alan felsefi bir düşünce yolculuğu sunuyor. Yazar, beyni yalnızca biyolojik bir yapı olarak değil, insanın hayal kurma gücünden sanata, bilinçten kendini gerçekleştirmeye uzanan tüm iç dünyasının merkezi olarak ele alıyor. Kitap boyunca özgürlük, yaratıcılık, mutluluk, sevgi, bilinç ve değişim gibi kavramlar sürekli bir zemin oluşturuyor. Özellikle insanın kendi zihinsel potansiyelini fark etmesi gerektiği fikri, metnin omurgasını belirliyor. Anlatımda bilimsel referanslarla birlikte zaman zaman şiirsel ve sezgisel bir dilin öne çıkması, eseri salt akademik bir çerçevenin dışına taşıyor; daha çok düşünmeye davet eden bir metne dönüştürüyor. Kitabın en güçlü yanlarından biri, özgürlük ile düşünce arasındaki ilişkiyi ısrarla vurgulaması. Özgürlüğün olmadığı yerde hayalin ve üretimin de zayıfladığı fikri, eserin temel bakış açısını özetliyor. İnsan kapasitesinin sınırını çoğu zaman zihninde çizdiği düşüncesi ise metin boyunca farklı biçimlerde tekrar karşımıza çıkıyor. Okuma sürecinde dikkat çeken şey, metnin sürekli olarak okuru durup düşünmeye zorlaması. Sevgi, mutluluk, bilinç ve insanın kendini anlama çabası etrafında dolaşan bu düşünceler kimi yerlerde katı bir kabulle değil, sorgulamayla karşılık buluyor. Bu da kitabı tek yönlü bir anlatıdan çıkarıp daha etkileşimli bir zihinsel alana taşıyor. Sonuç olarak Beyin Tanrısal Bir Parçacık, beyne dair teknik bir bilgi aktarımından ziyade, insanın kendi zihnine ve varoluşuna yeniden bakmasını sağlayan bir metin. Kitabı bitirdiğinizde akılda kalan şey yalnızca
Beyin Tanrısal Bir ParçacıkCan Hikmet Değirmenci · Girdap Kitap · 201951 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Puan vermedi·208 syf.··
2026 21. kitabı
Bu kitaptan edebi bir şeyler elde etmek istiyorsanız lütfen okumayınız diyerek sözlerime başlamak istiyorum. Bu eser hayatın taaa kendisi... Kimsenin yeri ve zamanı gelinceye dek adını ağzına almadığı hastalık ve ölüm gibi kavramlar üzerinden yaşamı bizlere aktarıyor. Bir bir buçuk saat gibi kısa bir sürede okunulabilecek bir eser olmasına rağmen eser üzerinden yapılacak çıkarımlar ve bunların irdelenmesi haftalar boyu sürebilir. Kısaca kitabı ele alacak olursam; eser otobiyografik bir yapıt olarak karşımıza çıkmaktadır. Yazarımızın babasına kanser teşhisi koyulması, babasının son ayları, ölüm süreci ve yas dönemini kitap bizlere anlatmaktadır. Bu anlatı üzerinden de yaşam-ölüm, zaman mefhumu ve insan tabiatı (zihinsel-psikolojik-fiziksel) gibi temalara değinilmekte ve felsefi çıkarımlar yapılmaktadır. Beni etkileyen temel noktalar ise şunlar oldu diyebilirim: Zamanın durması; insana hastalık teşhisi koyulması, doktor raporları, günlük gözlem ve incelemeler derken zamanın adeta takılı kalması buna rağmen hasta insanın günden güne erimesi, bu duruma karşı ise hasta yakınlarının duyduğu derin çaresizlik ve acziyet... (kendi yaşamımda da gözlemlediğim bir durum olduğu için duygu bana yoğun bir biçimde geçti diyebilirim ;(() Kabullenilmişlik ve teselli; eserde yer alan 'Babam bir bahçıvandı şimdi ise bir bahçe' ve 'korkacak bir şey yok' cümleleri durumu bizlere açıklar. İnsanın yaşam ve ölüm döngüsü tıpkı bir tohumun toprakla oluşturduğu döngü gibidir. Onu özel ve farklı kılan durum ise tamamıyla insanın kendi tabiatıdır... Okuyun ve okutturun diyerek sözlerime son veriyorum.
Bahçıvan ve ÖlümGeorgi Gospodinov · Metis Yayınları · 202514,5bin okunma
10/10
·320 syf.··
Beğendi
·
2026 167. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 01:10
"AKIL HASTALIĞININ PSİKOGENEZİ" "Anlamanın önündeki ilk büyük engel tipler arasındaki farklılıktır. İkinci engelse yapılandırıcı yöntemin, doğası gereği kuruntu sisteminin ortaya koyduğu ipuçlarını takip etmesi gerekliliğidir. Hastanın düşünceleri ciddiye alınmalı ve sonuçlarına göre hareket edilmelidir. Araştırmacı ancak bu şekilde psikozun bakış açısını kavrayabilir. Bu durumda kendisinin de psikoza girdiği veya en azından kendi Weltanschauung'unu yarattığı kuşkusu oluşabilir. Böyle bir olasılık kötü olduğu kadar da bilim dışıdır. Herkes farkında olmasa da herkesin bir dünya görüşü vardır. Bunun farkında olmayanlar bilinçdışı ve dolayısıyla yetersiz ve arkaik bir bakış açısına sahiptir, çünkü psişede geliştirilmeden, uykuda bırakılan her şey ilkel durumda kalır." Collected Works serisinin üçüncü cildi olarak yayımlanan ve psikiyatri tarihinde bir dönüm noktası niteliği taşıyan bir derlemelerden oluşan bu eser, Jung’un klinik dehasını sergilemesinin yanısıra onun Freud’dan ayrılışının tohumlarını ve analitik psikolojisinin temel kavramlarının (arketip, kolektif bilinçdışı) gelişimini anlamak için de vazgeçilmez bir kaynaktır. Jung, kitabında cesur bir iddia ortaya atar: Şizofreni hastalarının sanrı ve halüsinasyonları anlamsız rastlantılar değildir. Tam aksine, bu semptomlar derin bir psikolojik anlam taşır ve çözümlenmeyi bekleyen birer semboldür. Dönemin hâkim görüşü olan “hastalık tamamen beyin lezyonlarından kaynaklanır” tezine meydan okuyarak hastaların iç dünyasına kulak vermenin önemini vurgular. Ona göre psikoz, bastırılmış duygusal çatışmaların yani “komplekslerin" bilinçdışından fışkırmasıdır. Ve der ki, ruh hastalarının insani sırlarına elimizi uzattığımızda, deliliğin kaynağındaki sistem de kendini gösterir. Ve görürüz ki, delilik aslında bize hiç de
Psikoloji
Akıl Hastalığının PsikogeneziCarl Gustav Jung · Pinhan · 202222 okunma
7/10
·144 syf.··
2026 27. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 14:18
Toprak, Vicdan ve İnsan: Tolstoy’un Efendileri Üzerine Bir Okuma Lev Tolstoy’un Efendi ile Uşağı kitabı, aynı ciltte yer alan Bir Toprak Sahibinin Sabahı ile birlikte okunduğunda, yalnızca iki ayrı hikâye değil; yazarın insan doğasına, sınıflara ve ahlaka dair düşüncelerinin farklı yüzlerini gösteren bütünlüklü bir eser hâline gelir. Bu iki metin arasında yıllar ve üslup farklılıkları bulunsa da, ikisinin de merkezinde aynı soru vardır: İnsan, sahip olduklarıyla mı tanımlanır, yoksa başkalarıyla kurduğu ilişkiyle mi? Bir Toprak Sahibinin Sabahı, genç bir idealistin dünyayı düzeltme çabasını anlatır. Tolstoy burada aristokrat sınıfın içinden konuşur; ancak onu yüceltmek yerine sorgular. Kahramanın köylülerin hayatını iyileştirme isteği samimidir, fakat gerçek hayatın karmaşıklığı karşısında bu iyi niyet sürekli duvara çarpar. Tolstoy, toplumsal sorunların yalnızca bireysel iradeyle çözülemeyeceğini gösterirken, insanın kendi doğrularına ne kadar kolay teslim olabildiğini de ortaya koyar. Metnin asıl gücü, idealizm ile gerçeklik arasındaki bu sessiz çatışmada yatar. Efendi ile Uşağı ise aynı meseleleri çok daha sert ve sarsıcı bir düzlemde ele alır. Burada artık toplumu düzeltme hayalleri yoktur; insan, doğanın ve ölümün karşısında yapayalnızdır. Kar fırtınası yalnızca fiziksel bir tehlike değil, karakterlerin iç dünyalarını açığa çıkaran bir sınavdır. Tolstoy’un yalın dili, beyazlığın içinde giderek büyüyen bir psikolojik gerilim yaratır. Hikâye ilerledikçe okur, efendi ile uşak arasındaki toplumsal mesafeden çok, insanın kendi vicdanıyla arasındaki mesafeyi düşünmeye başlar. İki metin yan yana okunduğunda dikkat çeken şey, Tolstoy’un toprak sahiplerine yönelik eleştirisinin giderek derinleşmesidir. İlk metindeki genç toprak sahibi, dünyayı değiştirmeye çalışan iyi
Duygu ve Düşünce
Efendi ile UşağıLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201610,7bin okunma
William Shakespeare ‘Hamlet
Puan vermedi·180 syf.·
2026 30. kitabı
William Shakespeare ‘Hamlet Hamlet Shakespeare nein 1600-1601 yıllarında yazmış olduğun bir trajedidir. Eser, Danimarka Prensi Hamlet’inn, babasının ölümünün ardındaki gerçeği babasının hayaleti ile konuşarak öğrenmesi sonucu Claudius’tan (amcası)intikam alma çabasını konu alır,esere sıradan bir intikam hikâyesi olarak bakmamak gerekir; konuşamalar ve ikili diyaloglar arasında vucut bulun insanın varoluşunu,ölümü, iktidarı ele geçirme hırsın ve özgürlüğü sorgulayan derin bir felsefik bir yapısı vardır Danimarka kralı Hamit’in babasıdır, ve sürpriz bir şekilde ölür, Danimarka kralı ölür ve Hamit’in amcası Hamlet‘in annesiyle evlenerek Danimarka tahtına oturur bir gün kralını hayreti hamle’i görünür ve cinayetin ardındaki sis perdesini aralar kendisini kardeşi clu. …. Gelin öldürdüğünü söyler, bunun üzerine Hamit’in içini müthiş bir intikam duygusu kaplar, olayı araştırır sorgular bunu yaparken müthiş bir iç sorgulamadan geçer, Hamlet deli rolüne bürünür , aslında her şeyin olan bitenin farkındadır ,eserde ağırlıklı üzerinde durulan birkaç ana tema vardır 1- intikam ; Hamlet’in temel amacı babasının intikamını almaktı, bunu yaparken Hamnet sürekli olarak düşünür iklimlerde kalır psikolojik gerilimlerin içine düşer, ve bu süreç Hamleti ciddi anlamda görür Shakespeare’in burada vermek istediği, intikam duygusunun insanı nasıl yorduğudur 2- ölüm eser baştan sona kadar ölümlerle doludur, kralın önü, ophelia nın ölümü, cl sonucunda ki ölüm yaş Shakespeare’in vermek istediği mesaj önüm karşısında herkes eşittir 3-Varoluş ve Anlam Arayışı Hamlet’in ünlü “Olmak ya da olmamak” konuşması yaşamın anlamını sorgular. İnsan neden yaşar, neden acı çeker, ölüm bir kurtuluş mudur gibi sorular eserin ana temasıdır 4-Görünüş ve Gerçeklik Saraydaki herkes bir maske taşır: -Claudius
HamletWilliam Shakespeare · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202358,5bin okunma