KİTAP İNCELEMEM
8/10
·632 syf.··
Beğendi
·
2026 19. kitabı
·
29 günde okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2026 10:40
Uzun zamandır okumayı ertelediğim ama bitirdiğim andan itibaren "Keşke daha önce okusaydım" dediğim muazzam bir başyapıtla karşınızdayım. Bu dev eseri bitirmem biraz uzun sürdü; ama amacım hızlıca sayfaları tüketmek değil, her bir cümleyi, o dönemin atmosferini ve felsefesini sindire sindire okumaktır. İyi ki de öyle yapmışım.Kemal Tahir’in güçlü kalemiyle hayat bulan Devlet Ana, sadece bir tarihi roman değil; bir milletin köklerine, adalet anlayışına ve yönetim felsefesine tutulmuş devasa bir aynadır. Kitabı tek kelimeyle hayranlıkla okudum. Kitap, 13. yüzyılın sonlarında, Ertuğrul Gazi’nin yaşlandığı ve Osman Gazi’nin yavaş yavaş tarih sahnesine çıkmaya başladığı bir dönemi anlatıyor. Anadolu’nun Moğol baskısıyla sarsıldığı, Bizans’ın çökmeye yüz tuttuğu ve feodalite (derebeylik) kıskacında kıvrandığı bir kaos ortamında; Söğüt ve çevresinde küçük bir uç beyi olarak filizlenen Osmanlı’nın, "cihanşümul" bir devlete dönüşmesinin ilk adımlarına şahit oluyoruz. Kemal Tahir, Osmanlı’nın kuruluşunu savaş meydanlarından ziyade, o dönemin toplumsal yapısı, insan ilişkileri, inançları ve ekonomik dengeleri üzerinden işliyor. Roman, Batı'nın köleci/feodal sistemine karşı Doğu'nun (Türklerin) insani, adil ve korumacı "Kerim Devlet" (Devlet Ana) anlayışını harika bir tezatla ortaya koyuyor. Kemal Tahir’in kullandığı dil ilk başta yoğun gelebilir ancak sayfalar ilerledikçe o dönemin ruhunu yansıtan destansı ve yerli anlatım sizi tamamen içine çekiyor. Halk dilini, deyimleri ve tarihi terimleri kullanıştaki ustalığı büyüleyici. Devlet Ana, tarihimizin hangi zorluklardan, nasıl bir adalet ve hoşgörü temeliyle yükseldiğini anlamak isteyen herkesin mutlaka okuması gereken bir kitap. Sayfa sayısının gözünüzü korkutmasına izin vermeyin; sunduğu edebi tat ve tarihi derinlik her bir
Tarihi Roman
Devlet AnaKemal Tahir · İthaki Yayınları · 20198,9bin okunma
İki Şehrin Hikayesi | İnceleme
10/10
·494 syf.··
2026 2. kitabı
·
61 günde okudu
·
Okunma: 11 Nisan 2026 22:12
Olayların kurgulanma biçimi bakımından beni kendine hayran bıraktığını ilk başta belirtmekle birlikte birçok satırına ayraç koyarak geri döndüğüm bir kitap oldu. Her bir yeni bölümün bitişi beni asıl olaya şimdi girdik, hikaye şimdi başlıyor dedirterek heyecanla okuttu ve şaşırdığım yer de burası oldu. Her yeni bölümde tren yolunun rayları döşenmiş aslında, çekiçler demirlere bölüm sonlarında sertçe vurulduğu için aciliyetle devam etmemi sağladı. Bölümlere verilen isimlerin de oldukça oturduğunu söylemeliyim, hepsi çok hoştu. Diline bayıldığımı söylememe gerek yok, bilinen girişinden belli zaten. Benim için bu kitapta her karakter baş karakterdi. Çünkü her bir karakterin gelişimi o nitelikte bir manzarayla resmedilmişti. Hiçbiri birbirinden daha az ya da daha fazla bahsedilmemişti ve böyle bir dizayn içinde ana olayın ne olduğunu kavramakta, hangi karakterin hayatını tam olarak dikkatle izlemem gerektiği konusunda zorlandım. Bakıldığında, karakterleri ve ruhlarını tanıtmakta uzunca bir çaba harcadığını söyleyebiliriz Dickens'ın. Patlama noktasından sonra da kendini daha hızla okuttu zaten. Neresinden başlasam bilemiyorum gerçekten. Sanırım açlığın ruh emici gibi her sayfada gezinmesinden başlamak makul olur. Şarap fıçısının döküldüğü o ikonik sahne va daha nice kıtlığın belimize iğnelerini sokarak canımızı sıktığı her satırda, Dickens'ın da bir feodalite mağduru olduğunu fark ettim. Böyle gerçekçiliğin, yaşanmamış bir temadan gelmemesi mümkün değil. Gerek Fransız Devrimi öncesi gerek sonrası, özellikle meyhaneci Mösyö ve Madam Defarge tarafından inanılmaz bir yönetim düşmanlığı betimlemesinin işlendiğini görüyoruz. Kurgunun başlangıç noktası karakteri desek yanlış olmayacağı Doktor Manette'nin, aristokratların gazabına uğramasının üzerinden yıllar geçmesine rağmen
Edebiyat
İki Şehrin HikâyesiCharles Dickens · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202376,6bin okunma
Reklam
8/10
·368 syf.··
Beğendi
·
2026 53. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 11 Mart 2026 00:00
Herkese Merhaba Bugün sizlere Jules Michelet kaleminden Cadı kitabının yorumu ile geldim Mart ayının sıradaki kitabı 2023 yılı basımlı 368 sayfalık bir kitap •Eğer aklınıza o filmlerdeki burnu uzun, süpürgesiyle uçan, kazan kaynatıp kötülük peşinde koşan masalsı cadılar geliyorsa, hepsini bir kenara bırakın. Çünkü Michelet bize Orta Çağ’ın en karanlık dehlizlerine götürüp orada bambaşka bir gerçekle tanıştırıyor; aslında Cadı dediğimiz kişi, toplumun dışladığı, Kilise’nin korktuğu ama halkın tek umudu olan bilge kadın, ilk doktor kadındır. •Cadılık aslında bir seçim değil, bir çaresizlik isyanı. Feodalite ve baskı arasında sıkışan halkın, kendi özgürlüğünü doğada arama hikayesi. •Kilisenin halkı çaresiz bıraktığı o dönemde, otlarla iyileştiren, doğayı dinleyen ve hayatı savunan kadınların nasıl günah keçisi ilan edildiğini okuyoruz. •Yazar, kitabı hazırlarken bizzat Engizisyon kayıtlarını ve cellatların el yazmalarını incelemiş. Yani okuduklarınız sadece birer kurgu değil, tarihin kanlı ve gerçek yüzü... •Kitapta beni en çok sarsan düşünce şuydu; Kadın üç koldan (aile, kilise, toplum) alaşağı edilmişken, ormanlara sığınıp kendi dünyasını, kendi bilgisini ve direnişini nasıl yarattı? •Michelet diyor ki; bin yıl boyunca halkın tek gerçek doktoru cadılardı. Modern tıbbın öncüsü Paracelsus bile her şeyi onlardan öğrendiğini itiraf etmiş. Kadınlar bitkileri, şifayı ve doğayı keşfettikçe, bu güç birilerini korkutmuş... Peki ya siz? Cadı avlarını hiç bu açıdan düşünmüş müydünüz? Sizin için bilgelik mi korkutucudur yoksa cehalet mi? Yazarımızın kalemine sağlık Kitap ile ilgili düşüncelerinizi yorum bırakabilirsiniz Okumayı ihmal etmeyin im t u b i s ʚĭɞ
CadıJules Michelet · Mirhan Kitap · 20248 okunma
8/10
·112 syf.·
2026 2. kitabı
Steinbeck'in Gazap Üzümlerinde fazla teknik detaya giren kaleminden sonra bu kalemiyle tanışmak ilaç gibi geldi. Kitabın böyle kısa bir metinle bu kadar zengin bir içerik taşıması çok güzel. Irkçılık, feodalite, yoksulluk, yalnızlık ve çoğu zaman gördüğümüz ilkel kötülüğün aksine, ilkel iyilik. Kitap bence büyük veya küçük insan ayrımı yapmıyor. Böyle bir mesaj için soylu sayılan kesim fazla anlatım dışı. İradesiz bir sevgi, insanı bir fare kadar savunmasız ve bir kaplan kadar vahşi yapabiliyor. Buradaki insan tasviri bence tamamen iradeyi savunuyor. Lennie'nin ölümü de gerçek bir iradeyi savunuyor. İnsan iradesini. Kötülüğe varan iyiliği, iyilik saydığı bir kötülükle bitiriyor. İradenin kötüye kullanımı ise Crooks üzerinden anlatılıyor. En samimi haliyle, ırkçılık olarak. İrade; George, savunmasızlık; Lennie, iradenin kötüye kullanımı; Crooks, yıkılabilir irade; Candy, yıkıcı irade; Carlson, sessiz irade; Slim. Curley'in eşi çeldirici ve Curley ise çekiç irade. Çok keyifli ve tekrar okunası bir kitap, tavsiye ederim. Teşekkürler...
Alıntı
Fareler ve İnsanlarJohn Steinbeck · Sel Yayıncılık · 2023211,8bin okunma
DAZİBAO
Puan vermedi·210 syf.··
2025 14. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 30 Aralık 2025 12:19
Şapkadan çıkan tavşan herkesi gülümsetir. Bilirsin orada olduğunu ama yine de ustaca şapkanın dibine dalan o parmakların arasındaki sabırsız iki kulağı görür görmez, ellerini ağzına götürür, gözlerini kocaman açar ve sadece ona bakarsın. Gözlerin beynini oyalar ve sonra peş peşe gelir diğer numaralar. Gösteri biter, tavşan kafese girer ve sihir sona erer. Sihirbazın hileleri sadece ona inananları mutlu eder. Ben dün sabah tavşanı ölmüş bir sihirbazı dinledim. Bu işe yeni başladığında ilk aldığı tavşan ölmüş hem de. Şapkanın içinden ölü bir tavşan çıkarmış. Yüzünden o günün üzüntüsünü okudum. Şapkanızdan ölü bir tavşan çıkarmak zorunda kalan bir sihirbaz olsaydınız ne hissederdiniz? Sihire inanmak isterdiniz değil mi? Herkes sihire inanmak ister. Bile bile. Olmayacağını bile bile istersin. Beklenmeyeni görmek istemek. Kaderi zorlamadan, kendini yormadan, beklemeden istemek... Ölü tavşanı düşünme Seyircileri düşünme Sihirbazı düşün... İşte Yu Hua'nın Yaşamak kitabındaki Fugui, her gösteride şapkasından tavşanı ölü çıkan bir sihirbaz gibi yaşamış. Bu kitabı siz okumuyorsunuz, Fugui karşınıza oturup anlatıyor. Şapkasından sürekli ölü tavşanlar çıkanlara benzer hikayesini. Hangisi hayattır bu metaforda bilmem ki, elimizdeki şapka mı, tavşan mı?
1000Kitap
YaşamakYu Hua · Jaguar Kitap · 202670,6bin okunma
10/10
·728 syf.··
Beğendi
·
2025 57. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 27 Aralık 2025 02:16
Yaşar Kemal'in Yusufçuk Yusuf adlı eseri, yalnızca Çukurova’nın sarı sıcağını ve toprak kokusunu değil; aynı zamanda tarihsel dönüşüm süreçlerini, feodalite ile modernleşme arasındaki çatışmayı okuyucunun yüreğine işler. Yusufçuk Yusuf, Çukurova’nın toprak kokusundan zengin anlatı estetiğine, feodal yapıdan bireysel dramlara kadar çok katmanlı bir okuma deneyimi sunuyor.
Yusufçuk YusufYaşar Kemal · Tekin Yayınevi · 19801,497 okunma
Reklam
Reklam