Oy oy İnce Memed.
Bu dörtlemeye nereden başlasam nasıl başlasam aklım almıyor bir türlü karar veremiyorum. Çünkü Yaşar Kemal külfetli bir yazar, değerlendirmek de bir o kadar güç. Kitabın kendisine bakacak olursak çeyrek asırdan fazla bir zaman diliminin sonunucunda, 32 yıla yakın bir zamanda yazılmış eser.
Yaşar Kemal'in hayatından da izlerin görüldüğü ve ömrünü verdiği diyebileceğimiz bu eser temelde eşkıyalığı esas alarak dönemin toplumsal yapısını, tarihini, köylülere nasıl bir gözle bakıldığını, giyim kuşamlarından tutun, ağız özelliklerine kadar çok konuda belgi veriyor. Hatta tarihî belde de diyebileceğimiz bir eser.
Çukurava'nın yapısını, ne kadar verimli topraklarının olduğunu, sıtmasını, sıcağını...
İnsanların, köylülerin nasıl zulümlere uğradıklarını, onlara ne kadar değer verdiklerini, savaşa gidenlerin dönmeyip geride kalan sevdiklerinin ne kadar zorluklarla hayatlarına devam ettiklerini, askerî gücün yani jandarmaların, komutanların, çavuşların, onbaşıların köylü insanları, çocukları ne denli sevdiklerini!!!
Çeltik ekmek için çocukların ölümüne ferman veren ağaları, onların yardakçılarını, ayaklarının dibinde kul köle olan insanları...
Dönemin sosyolojik ve psikolojik yapısını çok çok iyi anlatıyor yazar.
Bu dörtlemenin her bir kitabında da öyle inanılmaz betimlemeler tasvirler var ki, hayran olmamak elde degil. Bunları nasıl yazıya döktüğüne, nasıl bir hayal gücüne ve yılların biriktiği deneyimlere hayran olmamak mümkünü yok elde değil.
Kuşun, toprağın, dağın, insanın, börtü böceğin tasvirleri öyle güzel betimlemelerle veriliyor ki, renkleri, hareketleri, yalp yalp yansıması. İnsan bu betimlemeleri başta okurken biraz sıkılabiliyor belki ama sonuna geldiğinde de geriye dönüp tekrar tekrar okuma isteği duyuyor. En azından bende öyle oldu :)
Yaşar