Gerçekleşmesi pek yakın olan İşler hakkında "(henüz olmadı ama) eli kulağında" deriz.
Bu deyimin kaynağı Asr-ı Saadet'e Bilal-i Habeşi'ye kadar uzanır. İslamiyet yayılmaya başlayıp da Müslümanların sayısı artınca, namaz için onları bir araya toplamak üzere ezan okunması kararlaştırılmış ve sesi güzel olduğu için de Habeşistan’lı eski köle Hz.Bilal, bu vazifeye seçilmişti. Ne var ki Medine'deki müşrikler ve diğer dinlere mensup olanlardan bazı tahammülsüz insanlar, ezan okunurken sesi duyulmasın diye gürültü yapmaya, çocukları toplayıp Bilal-i Habeşi ile alay ettirmeye başlamışlardı. Bunun üzerine Hz.Bilal, ellerini kulaklarına tıkayarak ezan okumaya başladı. Bilâhare müezzinler, ellerini kulaklarına tıkamayı bir tür bir Bilal-i Habeşi sünneti gibi gördüler ve ezanı öyle okudular.
Eskiden birisi yanındakine,
- Ezan okundu mu dediğinde, eğer vakit çok yakın ise,
- Okunmadı ama (müezzinin) eli kulağında; dermiş.
Bilal-i Habeşî (r.a) ezan okunduğunda insanlar huşu ile dinler, müminlerin kalplerinde iman nurundan gelen muhabbet ve neşe hasıl olurdu. O, sabah ezanlarını okurken "Es-salatu hayrun mine'n-nevm namaz uykudan hayırlıdır" ifadesini eklemiş, Allah Resûlü (s.a.v) de bundan hoşnut olarak ezanın böyle okunmaya devam etmesine izin vermiştir. İslam'dan önce Habeşli siyahi bir köle olarak bilinen Hz. Bilal (r.a), İslam ile müşerref olduktan sonra müezzinlerin efendisi olarak anıldı. Mübarek sesiyle okuduğu ezanların müminlerin kalplerinde oluşturduğu hissiyatta kıyamete kadar devam edecek, inşaAllah
İstanbul'un orta yeri polis. İstanbul'un orta yeri panzer, cop, polis köpekleri. İstanbul'un orta yeri kelle pazarı, köpek eğiticileri. Yalnız İstanbul'un mu? Türkiye'nin orta yeri üniforma, yalan, kin, boyalı açlık, para şehveti...