Terörist FETÖ Türkiye'ye Neden Dönmedi :
=> Türkiye’deki muhafazakar hükümetin esas müttefiği olduğu dönemde niçin Türkiye’ye geri dönmedi acaba Fethullah Gülen? Bu çok ilginç ve merak uyandırıcı bir soru. Fethullah Gülen’in takibçisi olan -çoğu Türk- tüm müslümanların kendilerine sormaları gereken soru budur. Niçin başka bir yerde, meselâ Fransa’da, meselâ Küba’da falan değil de, ABD’de, İslâm düşmanı o ülkede, kuvvetlerinin tarihteki başka herkesten fazla müslüman katlettiği bir ülkede mültecîdir Fethullah Gülen? Budur hakikat. Evet, işte kendi kelimeleriyle Gülen’in istediği:
=> “Müslüman toplumların göbeğinde teröristlerin gençleri devşirme çalışmalarına karşı, içerisinde devlet kurumları, dinî liderler ve sivil toplum kuruluşlarının bulunduğu bir ittifakla birlikte etkili bir şekilde mücadele edilmelidir. (…) Vatandaşı olduğumuz devletlerle pozitif bir angajmana girerek, terörle mücadele planlarının yapıldığı masalarda oturmalı, fikirlerini ifade etmelidir.”
=> Konuşma ve basın hürriyetine duyduğum tüm o saygıyla beraber ifâde etmem gerekirse; şimdi ABD’den Fransız basınına bunları yazan Fethullah Gülen’i takib eden iyi insanlar, namuslu müslümanlar, bence bu bağlılıklarını tekrar gözden geçirmeli ve müslümanca hayatlarına, pozisyonlarına, maneviyatlarına artık bir başkasını takib ederek devam etmelidirler.

Allahü Ekber.

Özgür Demir, bir alıntı ekledi.
03 Mar 16:01 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

2012 yılının 14 Haziran tarihinde düzenlenen Türkçe Olimpiyatı gecesinde dönemin başbakanı Erdoğan, Gülen'e hitaben, "Bu hasret bitsin, dönün" çağrısında bulunmuştu. Fethullah Gülen, üç yıl sonra terörist ilan edilmekteydi. Nereden nereye gelinmişti... Bitmeyecekti, yaşanan hadiseler arasında darbe girişimi de olacaktı. Taraflar arasındaki husumetin faturasını maalesef kimi zaman da masumlar ödeyecekti.

Aklımla Dalga Geçme, Fatih Portakal (Sayfa 217 - Can yayınları)Aklımla Dalga Geçme, Fatih Portakal (Sayfa 217 - Can yayınları)
Özcan Öğüt, Makbul Alevilik'i inceledi.
05 Şub 22:47 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Kitabın içindekiler ve önsöz bölümlerine buradan bakılabilir: https://www.academia.edu/...r_Asimilasyon_Modeli

Hakkında yazılan tanıtım yazısı: http://politikaakademisi.org/...r-asimilasyon-modeli

Özcan Öğüt’ün, Türkiye’de geçmişten günümüze Alevi asimilasyonuna yönelik devlet politikasını ve bunun Aleviler üzerindeki sosyo-psikolojik etkilerini derinlemesine analiz edip “Makbul Alevilik” adı altında kavramsallaştırdığı kitabı Nika Yayınevi tarafından basıldı. Bu kitabın ana konusu olan “Makbul Aleviliğin” kısa bir özeti, ilk olarak, “Aleviliğin Müslümanlıkla İmtihanı” ve “Aleviliğin Özgürlük Sorunsalı” başlıklarıyla iki sayılık bir yazı dizisi olarak bazı gazetelerde ve haber portallarında yayınlandı. Bunun akabinde, teorik temellere oturtulup genişletilen bu çalışma, “Ulemanın Asimilasyon Modeli: Makbul Alevilik” (Assimilation Model of the Ulama: Acceptable Alevism) adı ile Londra’daki Türkiye Politika ve Araştırma Merkezi (Centre for Policy and Research on Turkey) için yeniden kaleme alındı. Aradan geçen süredeki gelişmeler doğrultusunda bu temel üzerine inşa edilen kitap çalışmasına farklı perspektifler katan, çeşitli Alevi kurumlarının asimilasyon tuzaklarına karşı yaklaşımları, geçmişten günümüze yaşanan asimilasyon örnekleri, Şiacı ve Sünnici sözde Alevilerin asimilasyon çalışmaları, Fethullah Gülen cemaatinin Alevi planları ve Cami-Cemevi projesi, Alevilerin Türkiye genelindeki yerleşim haritaları, Alevi nüfusu ile ilgili tartışmalar ve Alevi nüfusunun sürekli azalma eğiliminde olmasının nedenlerinin irdelendiği bölümlerle beraber, Alevi asimilasyonuna dair kapsamlı bir veri ve fikir sunmaktadır. Maraş Katliamı’nda hayatını kaybedenlere ve onların acısını yaşayanlara ithaf edilen kitap, bu katliamda yaşananlarla ilgili yazarın duygusal bir paylaşımı ile başlamakta.

Bir asimilasyon modeli olarak kavramsallaştırılan “Makbul Alevilik” adlı kitabın ilk bölümleri; Aleviliğin yeniden kurgulanma çabalarını Alevilik içerisinde rol alan aktörler ekseninde ele almakta. Buna göre yazar içeriden asimilasyonu şu şekilde izah etmekte; “Kentleşme sürecinin getirdiği modernleşmenin etkisi ile bazı Alevi örgütlenmelerinin Aleviliğin ayinsel ve ritüelistik yapısını yeniden kurgulama ve çeşitli standartlar geliştirme çabaları ile gerçekleşmektedir. Aleviliğin kendi iç dinamikleri ile içeriden yeniden kurgulanması, bir yandan modernleşme sürecinin bir sonucu olarak ihtiyaçlar doğrultusunda şekillenirken, bir yandan da bu dönüşüme model alınarak taklit edilen bazı örneklerle egemen inanca benzeştirilmeye çalışılan Aleviliğin içinin boşaltılma riski söz konusudur. Aleviliğin yeniden kurgulanması, Ortodoks İslam’ın ezberi kalıplarına veya Alevi kisvesine bürünüp içeriye sızan truva atlarının zihinleri bulandırma çabalarına kapılarak yapılması Aleviliğin sonu demektir.”

Kitabın, dış aktörler ekseninde verilerle asimilasyon öykülerinin aktarıldığı ve teorik tartışmalarının yapıldığı ikinci bölümünde ise ancak ulemanın bozulması gereken kronik ezberlerini reddetmek üzerine bir çözüm alternatifi sunan yazar, dışarıdan gerçekleştirilen asimilasyonun Aleviler üzerindeki etkisini şu sözlerle aktarmakta; “Alevilerin ramazan orucu tutup tutmamalarının, cemevlerinin ibadet yeri olup olmamasının ve camiye veya hacca gidip gitmemelerinin günümüzde halen tartışılıyor olmasının, Osmanlıdan bu yana halen devam eden baskılardan ötürü makbulleşen Alevilerin güçlü olana benzeme ya da öyleymiş gibi davranmalarından kaynaklanmaktadır. Yani buna göre geçmişte olduğu bugün de muktedir güç, özgün bir ibadet mekânının tanınması veya inancı yaşayış özgürlüğü beklenen en temel konularda bile mutlak gücüne asimile ettiği kendi ‘rol model’ Alevilerini yaratmıştır. Dolayısıyla ulemanın kendi ‘makbul’ modelini yaratıp damgaladığı ‘İyi Alevi – Kötü Alevi’ şeklindeki ayrımlarla, özgürlük beklenen en temel hakların varlığı dahi ulema referanslı bir teolojik varoluş sorunsalına bürünmüştür. Oysa meşruiyetini tamamen Aleviliğin yüzyıllardır katliamlara maruz kalmasına neden olan bir algıdan alan bu asimilasyon modeli, bugün de Alevilerin kendi dini ve kültürel özgünlüğü ile yaşayabilmesinin önündeki en büyük engeldir.”

Özgür Şafak, bir alıntı ekledi.
22 Kas 2017 · Kitabı okuyor

Şimdilerde Tansu Çiller'in peşinden koşanlar ile Fethullah Gülen Hoca'nın ardından koşanlar, parkuru dolduruyorlar. Artık durmaları mümkün değil, çünkü arkadan gelenleri çok.

Güncelin Çağrısı, Doğan Hızlan (Sayfa 136 - Yapı Kredi Yayınları)Güncelin Çağrısı, Doğan Hızlan (Sayfa 136 - Yapı Kredi Yayınları)

Nurcular
İşte size nur cemaati. Allah ve resulünün ikinci, üçüncü sıraya konulduğu, önlerine üstad bediüzzaman(!) ve fethullah gülen (!)'in konulduğu, bunlardan birisi "Allah yoktur" deseler "öyle demek istemedi" şeklinde kıvırılacak olan cemaattir.

Ben yalnızca müslümanlardanım. kitabınız "nur risaleleri" sizin olsun, kuran ı kerim benim.

/Alıntı

Nurcular
peki nedir bu nurculuk furyası, nasıl oldu da bu kadar büyüdü? zamanın cehalet harikası; atatürk'ün hapise attığı said-i kürdi'nin müritlerinin elebaşı fethullah gülen'in gazetesi zaman'ın reklamı bizzat zamanın cumhurbaşkan'ı özalca yapılmış ve tarikatbaşları resmi şekilde ağırlamıştır. yaklaşık aynı zamanlarda, fethullah'ın cemaati eşi benzeri görülmemiş bir şekilde türkiye'nin dört yanında mantar gibi okullar,dershaneler, öğrenci yurtları ve şirketler açmıştır. kaynağı belli olmayan bu gücün, rusya'nın soğuk savaş dönemindeki uydularına ve amerika için stratejik önemi olan ülkelere birer birer okullar açmasını ve bu okullarda ingiliz misyonerliği yapılması kimin neye ne kadar hizmet ettiğine kanıttır. türk dünyası'nda kurulmuş olan okullarda ki öğrencilere türklük adına birşey verilmezken, türkiye içindeki okullarında taze beyinlere atatürk'ün deccal ya da bir put olduğu, gözünün koyun gözü olduğu, said-i kürdi'nin çağının harikası olduğu, türkçe'nin yetersiz bir dil olduğu yalan ve iftiraları öğretilmektedir. son çıkan haberlerde ise bunların askeriyeye ve polise sızma çabalarında olduklarını öğreniyoruz.

/Alıntı