Mahrem, ilk bakışta bir gazetecilik ürünü gibi duruyor. Belgeler, isimler, bağlantılar… Her şey yerli yerinde. Ama mesele bu değil. Bu kitap, bilgi vermekten çok bir yanılsamayı dağıtıyor.
Barış Terkoğlu ve Barış Pehlivan klasik anlamda “haber” yapmıyor. Onlar, görünür olanla gerçek olan arasındaki o ince ama kritik boşluğu açığa çıkarıyor. Ve bunu yaparken okuyucunun konfor alanına doğrudan dokunuyorlar. Çünkü bu kitapta rahatsız edici olan şey anlatılanlar değil; o anlatılanların zaten bu düzenin parçası olması.
Kitabın en çarpıcı tarafı, parçaları bir araya getirme biçimi. Örneğin Stratfor yazışmalarında Türkiye’deki gazetecilerle kurulan ilişkiler, bilgi alışverişi adı altında nasıl bir nüfuz ağına dönüştüğünü gösteriyor. Ya da Wikileaks belgelerinde yer alan diplomatik yazışmalar, içeride yaşanan birçok olayın dışarıdan nasıl takip edildiğini ve yönlendirildiğini açık ediyor. Bunlar tek başına “skandal” değil. Asıl mesele, bu ilişkilerin sistematik ve süreklilik arz eden bir yapıya dönüşmüş olması.
“Mahrem” adı tam burada anlam kazanıyor. Çünkü burada gizli olan şey bir olay değil; işleyişin kendisi. Devlet, medya, cemaat ve istihbarat arasındaki sınırlar, kitapta ayrı ayrı anlatılan alanlar değil; iç içe geçmiş bir ağ olarak ortaya konuyor. Bu ağın en belirgin özelliği ise şu: sorumluluk dağıtılıyor, güç ise merkezileşiyor.
Kitap boyunca gördüğünüz şey, “paralel yapı” anlatısının basit bir sızma hikâyesi olmadığı. Aksine, devlet içindeki bazı kritik mekanizmaların bilinçli veya ihmalkâr tercihlerle bu yapılara açıldığı. Yani mesele, dışarıdan gelen bir tehdit değil; içeride kurulan bir düzen.
Bu noktada Mahrem’in farkı ortaya çıkıyor. Çünkü bu tür kitaplar genelde okuyucuya bir üstünlük hissi verir: “Artık gerçeği biliyorsun.” Mahrem bunu yapmıyor. Tam
MahremBarış Terkoğlu · Kırmızı Kedi Yayınevi · 2020436 okunma
NOT: Sansüre uğrayan yazdığım incelemem 1000Kitap tarafından 1) Hükümete saygısızlık 2) Paylaşım hukuka aykırılık içerdiğinden şikayet kabul edilmiştir. Takdir sansüre uğrayan incelememi okuyanlarındır.
İncelemem: Bizlere bir belgenin analizini ve kendisini birlikte sunulan bu kitabı okumanızı tavsiye ediyorum.
Mahrem, Fethullah Gülen ve cemaatinin, polis teşkilatındaki yapılanmasını, dünya çapında açtıkları okullar ve bu okulların bazı ülkelerin gözündeki yerini, değerlendirmesini, İktidar ile ilişkileri, bağlantıları, imtiyazları, Basın, Amerikan kriptoları ve farklı bazı kaynakların yardımıyla anlaşılmasını sağlayan bir kitap.
amerikan istihbaratında türk siyasetin ve cematin kirli yüzü anlatılıyor bu kitapta. bu amerikalar türkiyede ne olsa washingtona bildirme merakındalar tabi bizim gazeteciler ve siyasilerde türkiyede ne olsa ne yaşansa amerikalı diplomatalara yetiştirme telaşındalar.
her yer kokuşmuş her yer kirli
kitap sürükleyici,kendini okutturuyor.
Cemaatin ABD bağlantısı ve dünya genelinde açtığı okullarla amaçladığı kirli emellerini kriptolarla günyüzüne çıkaran bir kitap.Konu bütünlüğünün olmaması bakımından başarısız bir kitap.Yazar daldan dala atlıyor ve anlaşılırlılığı zedeliyor ne yazıkki.Yine de siyasetçilere öteki pencereden bakabiliyoruz ve can sıkıntısı içinde kitap bitiyor.
İtina ile incelenmiş binlerce belgenin dökümantasyonu yapılarak kitap haline getirilmiş. Çok fazla kripto belge olması okunurluktan ve konu içinde başka konular olması da akışkanlıktan uzaklaştırıyor.
MahremBarış Terkoğlu · Kırmızı Kedi Yayınevi · 2020436 okunma
Mahrem, yazarların daha önceki kitabı Sızıntı kitabın devamı niteliğinde… yine abd konsolos, ateşlerin notları karşımıza çıkmakta.,. Bu sefer noktalarda FETÖ terör örgütü ile yandaşları, yapılanması, açtıkları okullar ve bu okulların bazı ülkelerin gözündeki yerini, değerlendirmesini, İktidar ile ilişkileri, bağlantıları, imtiyazları, Basın, Amerikan kriptoları ve farklı bazı kaynakların yardımıyla anlaşılmasını sağlayan bir kitap. Konu ile ilgili çok fazla ayrıntıya ve kriptolara yer verildiğinden sıkıcı olmuş. Tabi yine her şeyimiz ABD gitmiş …
Söyleyecek söz bulamıyorum. Siyasileri anlamak biraz da olsa farklı bir bakış açısıyla bakabilmek için okumak gerek. Ben şans eseri 5 TL'lik sepetten buldum bu hazineyi. Her şey en net haliyle ortada bu kitapta...
bazı konuların çok detaylı anlatılması kafa karışıklığına yol açıyor belki benim kafam yeteri kadar konuyu bir arada tutup bağlantı kurmakta yetersiz kalıyor yinede okunası kitaplardan biri...
Bu kitap aslında çok net bir şey anlatıyor.
Her terör örgütü yatay bir biçimde yapılanabilir, ancak dikey bir biçimde yapılanamaz.
Tüm Terör örgütleri faaliyet gösterdikleri ülkede gücü ve imkanı ölçüsünde yatay yapılanma şansını kendine oluşturabilir.
Mesela terör örgütü PKK, uygun topluluklar ve bölgelerde kendisini meşru gösterecek bir yatay yapılanmayı kendince başarmış ama dikey yapılanmayı başaramamıştır.
Türk ordusunun İçinde PKK'lı subaylardan oluşan bir dikey yapılanma ya da Türk Emniyetinin içinde DHKP-C'li Emniyet Müdürlerinden oluşan bir dikey yapılanma söz konusu olmamıştır.
Ancaaak onlarca ülkede faaliyet gösteren Fetö terör örgütü Türkiye'de yapılanmasını yataydan dikeye çok kısa sürede çevirme şansı bulmuş, Yıkmak istediği devlet ve rejimin kritik kadrolarını on yıl gibi bir sürede ele geçirmiştir.
Fetöcü Vali, Fetöcü Hakim, Fetöcü General, Fetöcü Emniyet Müdürü, Fetöcü MİTçi gibi ülkenin en kritik makamlarını öbek öbek FETÖ silahlı terör örgütüne teslim eden Ak Parti'nin "aslında bu terör örgütü hep vardı, bizle var olmadılar" söyleminin ne kadar bayağı ve suçtan kurtulmaya dönük olduğunu Amerikan Elçiliklerinin hazırladıkları kriptolardan çok rahat anlıyorsunuz.
Tayyiban Rejiminin Fetöye dönük "Ne istediler de Vermedik?" feryadını daha anlaşılır kılan bu inceleme araştırmayı sakin kafayla okumanızı dilerim.
MahremBarış Terkoğlu · Kırmızı Kedi Yayınevi · 2020436 okunma