Herhangi bir topluluk, Allah'ın evlerinden birinde toplanıp Allah'ın kitabını tilavet eder (okur-anlar-yaşarlar) ve onu tedarüs (birlikte müzakere) ederlerse, muhakkak onların üzerine sekînet iner, kendilerini rahmet kaplar, çevrelerini melekler kuşatır ve Allah, onları kendi katındakilere anar."
Hadis-i şerifte; aile huzuru başta olmak üzere, her türlü güven ve huzur duygusunu, sükûnu, yatışmayı, kalbin mutmain olmasını, rahmeti, sebatı, kararlılık ve vakarı içeren "sekînet" kavramının merkezi bir konuma sahip olduğu görülüyor. Kur'ân-ı Kerim'de, Allah Teala'nın müminlere bir lütuf olarak, imanlarının pekişmesi, sıkıntılı ve korkulu anlarda kalplerinin yatışıp iç huzura kavuşmaları için sekînet indirdiği (Fetih 48/4, 8); kutlu Peygamber'ine, mağarada, arkadaşına; üzülme, Allah bizimle beraberdir derken, 'katından bir sükûnet bahşettiği" (Tevbe, 9/40) ve Peygamberimizin müminlere duasının da onlar için bir sekînet vesilesi olacağı belirtilir (Tevbe 9/103).