İntikam
10/10
·288 syf.··
Beğendi
·
2026 20. kitabı
Kore asıllı Amerikalı bir genç kadın olan Ji-won’un etrafında döner. Ji-won’un hayatı, babasının ailesini terk edip başka bir kadınla gitmesiyle altüst olmuştur. Bu travmanın ardından annesi, Ji-won ve kız kardeşi için "yeni bir başlangıç" olacağını düşündüğü George adında beyaz bir adamla ilişkiye başlar. Ancak George, aileye huzur getirmekten çok uzaktır. Ji-won, George’un annesi üzerindeki manipülatif tavırlarını ve Asyalı kadınlara yönelik gizli fetişist yaklaşımlarını fark ettikçe ona karşı derin bir nefret beslemeye başlar. Ji-won, George’un kendisine ve ailesine bakışından o kadar rahatsız olur ki, bu durum onda karanlık bir takıntıya dönüşür. George’un "mavi gözleri" onun için tüm kötülüklerin simgesi haline gelir. Biriken öfke, kültürel kimlik karmaşası ve aile içi gerilimler Ji-won’u uçuruma sürükler. Ji-won, George’tan kurtulmanın tek yolunun onun "bakışlarını" tamamen yok etmek olduğuna karar verir. Kitap, sadece bir intikam hikayesi değil; aynı zamanda ırkçılık, cinsiyetçilik ve "erkek bakışı" üzerine sert bir eleştiridir. Ji-won’un gözlere olan takıntısı, nesneleştirilmeye karşı gösterdiği vahşi bir tepkidir.
Gözleri En Güzel YeriMonika Kim · The Kitap · 2026144 okunma
Yeraltı
Puan vermedi·536 syf.··
2025 3. kitabı
·
183 günde okudu
·
Okunma: 04 Aralık 2025 14:42
Kasvete, tabulara, derde ve evrensel kötülere sürüklüyor Hakan Günday. Eğer bir yazar olmasaydı seri katil olurdu. Belki şimdi de öyledir. Karakterler melankolik, fetişist, şiddet yanlısı, depresif, alkolik, pesimist, narsist, kanunsuz ve anarşistler. Günday’ı siz düşünün. Akış önce Kayradan sonra Kinyastan olayları dinlemek üzerine kurulu. Kayra: Uzun siyah saçlı, çirkin, birkaç dil bilen, david bowie hastası, seviştiği kadınları döven, melek gibi bir ailesi olan ve onları bırakan, işe gitmenin insanlık dışı olduğunu savunan ve zihinsel ölümüm dediği saçmalığın peşinden koşan bir avare Kinyas: Yakışıklı, birkaç dil bilen, görece kayradan daha insan, ama yine de şerefsizin teki olan, ailesi mutlu görünen ama mutsuz olan, gemi yolculuğunda sıtma olan bir karakter. Bi ara ilgimi oynadıkları bir oyun çekmişti. Kinyas ve kayra oynamak! Bu bir oyun. Sırayla tek bir kelime söylüyorlar. Söylenen kelime diğer kelime ile bağlantılı olmalı. Eğer biri, diğerinin kelimeyi neden söylediğini bilirse oyunu kazanıyor. İlgi çekici. Açıkçası bu eser Yeraltı edebiyatına dair ilk deneyimimdi ve son olacak. Saf realiteden beslenen benim gibi biri için zihinsel ölümün yaratılabildiği bir evren zarardır. Beisin ta kendisidir. Kalsın arkadaşlar.
Yeraltı Edebiyatı
Kinyas ve KayraHakan Günday · Doğan Kitap · 202535,4bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Tanizaki Tarzı
9/10
·120 syf.·
2025 72. kitabı
Japon edebiyatının güçlü kalemi Tanizaki'nin okuyanı içine çeken bu eseri polisiye kalıplarına farklı unsurları yerleştiriyor. Katilin ve cinayetin fetişist olgularla sunumu olay örgüsüne özgün bir kılıf gibi görünüyor. Asıl özgünlüğün bu olduğunu düşünenleri de ters köşe yapacak bir son, kurgunun güçlü yönünü açığa çıkarıyor. Labirenti andıran kurgunun farklı uçlarından olaya giren Takahaşi ve Sonomura karakterlerinin çizdiği yolların etkileyici olduğunu kabul etmek gerekiyor. Üstelik karakterlerin birbirlerine bakış açılarındaki farklı tasavvurlar okuru öyle bir noktaya çekiyor ki analiz ve tahmin zorlaşıyor. Bu aşamada insanın aklına keşke her polisiye böyle olsaydı fikri gelmiyor değil. Zira çok rastlanılan bir katil hikayesinden ziyade cinayetin şeklinin merkeze alınması çözümlemenin doğrultusunu da değiştiriyor. Üstelik öldürme ritüellerinin, bilinmedik cinai tarzların, şifreli mesajların okurun merakını kamçıladığı da bir gerçek... Bununla beraber Japon kültür sahasını yansıtan her şey satırlar arasında ortaya çıksa da yüzünü Batı'ya dönen bir Japonya'ya dair bulgulara rastlamak da dikkat çekici görünüyor. Ama tam manasıyla Japonya'yı anlamak için eserin yeterli olacağını düşünmek de yersiz. Son olarak akıcılık ve sürükleyicilik açısından eserin Japon klasikleri içinde üstün bir yerinin olduğunu belirtmek gerekiyor. zafer saraç Gündüz Şeytanları Zafer Saraç Cuniçiro Tanizaki
Edebiyat
Gündüz ŞeytanlarıCuniçiro Tanizaki · İthaki Yayınları · 2025205 okunma
''Aslında ben kurbanım!'' diyen bir fail
Puan vermedi·304 syf.··
2025 12. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 30 Haziran 2025 20:43
Ana karakterimiz June ( doğru ifade mi bilemedim; çünkü bu inanılmaz bir hikaye. Ama onun hikayesi değil :) 'nun iç dünyası, başta kendini dışlanmış, gölgede kalmış bir mağdur olarak inşa ediliyor. June yetenekli olduğunu düşünüp, arkadaşı Athena Liu kadar 'farklı' bir kimliği olmadığı için sektörde değer göremediğini ve haksızlığa uğradına düşünen bir yazar. Athena'nın ölümüyle birlikte eline geçirdiği roman taslağını sahiplenmek, onun bu mağduriyet duygusunu hak iddiasına çeviriyor. Bu roman taslağını Athena'nın yazmış olması, June'u aynı zamanda suç ortağına da çeviriyor fikrimce. Sonuçta Athena'yı vampir olmakla suçluyor bir yerde kendisi. Çevresindeki insanların acısını emip, dışarı çıkarmalarını sağlayarak; sonrasında bunu 'kendisinin' yazdığını iddia eden bir vampir. Yazar kitabında devingen (yaa bu kelimeyi ilk kullanışım ) bir iç çelişki yaratıyor. Çünkü June tekrar tekrar kendini aklayıp, gerçekleri yeniden yazıyor. Her suçlayış 'beni kimse anlamıyor, bu şöhreti ben hakettim' diyen mağduru ve sonrasında çalmanın rahatlığına kapılan suçluyu doğuruyor. Çünkü her tehditte ''aslında ben kurbanım' noktasına dönüp vicdan azabını geçici olarak bastırabiliyor. Mağduriyetten suçluluğa, oradan tekrar mağduriyet pozisyona kayan bir iç yolculuk sirküle oluyor ve June'un iç sesi her seferinde daha ikna edici bir manipülatöre dönüşüyor. Kitabın en sevdiğim özelliği tamamen kötü ya da iyi; haklı ya da haksız karakterlerin olmayışı. Herkes kendi adına konuşurken, kendi idealleri için doğru olanı, kabul görebilecek bir motivasyonla yaptığını bir şekilde okura geçirebiliyor. Yazar o kadar empati yeteneği yüksek biri ki -muhtemelen- her karakter için ayrı motivasyonlara o kadar inanabilmiş ki bunu okur olarak bana çok iyi geçirebildi. Kitapta ilk bahsi geçtiğinde fetişist
Sarı YüzR. F. Kuang · İthaki Yayınları · 202513,5bin okunma
Fetişist Adam
Puan vermedi·80 syf.··
2024 75. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 24 Temmuz 2024 22:57
Şaka değil gerçekten yazarın okuduğum ilk kitabı. Bu cahil tavrımı görmezden gelin. Bu yaşıma kadar kitap okumamanın gurursuzluğundan kaynaklanıyor bu durum. Açıkcası kitap gayet güzel ancak neden böyle bitmek zorundaydı bilemiyorum. Daha mutlu bir son olmasını beklerdim. Kısa bir kitap ve 2 saatte bitirdim. Bu yönden kitabı tek seferde bitirmeyi sevenlerin beğeneceği bir kitap. Ayrıca ana karakterin bazı ayak fetişleri var galiba.
Uysal KızFyodor Dostoyevski · Kızıl Panda Yayınları · 202310,9bin okunma
İşgal yıllarında İstanbul...
7/10
·311 syf.··
Beğendi
·
2023 29. kitabı
Sodom ve Gomore, işgal yıllarındaki İstanbul'un panoromasını bir şekilde sunar. Yalnızca İstanbul işgal edilmemiştir, aynı zamanda toplumun ahlak yapısı da işgal edilmiştir. Kısa sürede işgalciler, işbirlikçiler ve direnişçiler şehri doldurmuştur. Bu muhitte hiç kimsenin ahlak anlayışı yoktur. Çevrelerdeki farklı karakterler bir araya getirilerek ne tarz bir yozlaşmanın sergilenmesi gösterilmek istenmiştir. Türk erkekleri de Türk kadınları da bu yozlaşmadan nasibini almıştır. İstanbul'daki Türk kızları İngiliz zabitlerinin, Fransız deniz zabitlerinin koynuna girmekte ve bundan keyif almaktadır. Düşman, romanda geçen bir Kesitte anlatıldığı gibi ''sadece İstanbul'a değil aynı zamanda yatak odalarımıza kadar girmiş''tir. Yazar, işgal yıllarında İstanbul'a karşı karamsar bakış açısını; Lut Peygamber döneminde Melekler tarafından yerin dibine batırılan bu iki kente benzetmiştir. Bu roman Tevfik Fikret'in Sis şiirinin nesir versiyonu olarak düşünülebilir. Fikret, İstanbul'u fahişeye benzetmiş ama sonrasında Rücuu şiiriyle pişmanlık dilemiştir. Burada da yazar, Sodom ve Gomore'un kıssasından feyzalmıştır. Hatta Pompei gibi lanetlenmiş bir şehre benzetmiştir. Romanda herkesin farklı tensel, cinsel sapkın ve saplantıları vardır. Amerikalı Miss Fanny Moore ve Nermin lezbiyendir. İkisi sevişirler. Major Will adlı casus tam bir saptırıcıdır. Hem fetişist hem mazoşist hem de sadisttir. Onun eşi ancak Sodom ve Gomorre'de görülebilecek huyların sahibidir. Bu çift Yeniköy'de bir yalı kiralar ve bu yalıyı ömrülerinin sonlarına kadar tutmuş gibi gizli saklı zevkleri için dayayıp döşerler. Öyle ki yalının mescidine pornografik resimler, müstehcen heykeller ve eserler koymayı da ihmal etmezler. Yalının bu mescidhanesi nitekim; bir fuhuşhaneye çevrilmiş. Tüm sapkın şeyler burada
Sodom ve GomoreYakup Kadri Karaosmanoğlu · İletişim Yayınları · 20246,7bin okunma