Emine Şanlı

Emine Şanlı
@fetrop622
Korkaklık ve Düzen
İyi etki diye bir şey yoktur Bay Gray. Etki özünde tümden gayriahlakidir; bilimsel olarak da böyledir. Neden? Çünkü bir insanı etkilemek ona kendi ruhunu vermektir. Etkilenen kişi artık kendi fikirleriyle düşünemez, kendi tutkularıyla yanıp tutulamaz hale gelir. Sahip olduğu erdemler bile gerçek değildir artık. Günahları bile ödünçtür; günah diye bir şey varsa tabi. Artık bir başkasının müziğindeki bir yankıdan, kendisi için yazılmamış bir rolü oynayan bir oyuncudan ibarettir. Oysa yaşamın amacı kendi kendini geliştirnek, tekamül etmektir. Dünyaya gelme sebebimiz özümüzün farkına varmaktır. Bugünlerde insanlar kendilerinden korkar oldu. Görevlerin en ulvisini, kendilerine karşı olanı unuttular. Hayır severler hayırsever olmasına, açları doyurup yoksulları giydiriyorlar. Gel gelelim kendileri çırılçıplak ruhları açlıktan kıvranıyor. Cesaret denilen şey insanlığı çoktan terk etmiş. Belki de hiç cesur olmadık. Ahlakın temelinde ki toplum korkusu, dinin sırrı ise Tanrı korkusu; işte bizi yöneten 2 şey. Yine de...
Düşünce
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Puan vermedi·520 syf.··
2026 2. kitabı
Farklı, beklenmedik, sıkıcı, ilginç, yani Başta ne okuyorum ben dedirten, sürekli değişen anlatıcı kahramanları ve günümüze çok uzak bir meslek çevresinde dönen hikayesiyle kendini hemen sevdiremedi. (Spoiler içerir!) Ne Kara'nın kişiliği ne Şeküre aşkı ne de nakkaşlık felsefesi ilgi çekici değildi. Ölüm, ölümün konuşması bunlar da değildi kitaba çeken. Sanırım katildi kitabı bitirten. Ya da 3 nakkaşın hikayesi. Yani 450 sayfalık kitabın 100 sayfası falan. Öyleyse neden Şeküre ile bitti kitap, neden cezayı kesen Hasan oldu? Kelebek, Leylek, Üstat Osman neden yoktu sonunda? Hayat gibiydi işte hiçbir şey olması gerektiği gibi değil ama her şey olması gereken yerde. Suçlular cezalarını aldı, ama cellatlar kör ve sağır halktı. Kitapta en sevdiğim dokunuş ise Kara'nın duygularını gösterdiğinde hissettiği iki yüzlülük duygusuydu. "Öyle hissediyorum evet ama neden gösterirken bu eşsiz duygular avam abartılı süslü cümlelere dönüşüyordu." Bir de son olarak ileride unutursam kahvehaneden bahsetmek istiyorum. Bütün nakkaşların toplanıp dinledikleri meddah asıl hikayeyi aynı orhan Pamuk gibi kendisi kahramanmış gibi anlatması, yazarla gerçekten ilişki kurduğumu hissettiğim sayfalardı. Biliyorum sonda küçük orhan yazar olarak gösterilmiş ancak meddah orhan'ın yerini almıştı sanki.
Benim Adım KırmızıOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202320,1bin okunma
Semerkant yazmasında bir kıssa
3 arkadaş İran'ın yüksek yaylalarında bir gezintiye çıkmış. Karşılarına bir pars çıkmış, dünyanın en yırtıcı hayvanıymış. Pars 3 adamı uzun uzun süzmüş, sonra üzerlerine doğru koşmaya başlamış. Birincisi en yaşlı, en zengin, en güçlüleriymiş. Haykırmış ' ben buraların hakimiyim, bana ait olan bu toprakları bir hayvanın mahvetmesine izin vermem. '. Yanındaki 2 av köpeğini aslanın üzerine salmış. Köpekler parsı ısırmayı başarmışlar gerçi ama bu yaptıkları yırtıcı hayvanı iyice azdırmı, köpekleri öldürdükten sonra efendilerinin üzerine atlamış ve karnını deşmiş. Nizamımülk'ün payına bu düşmüş. İkincisi şöyle demiş kendi kendine: 'Ben bir ilim adamıyım, herkes bana saygı duyup itibar ediyor, niye kaderini köpeklerle parsın arasındaki kavganın sonucuna bağlayım? Dövüşün sonuna beklemeden sırtını dönüp kaçmış. O zamandan beri yırtıcı hayvanın kendi izinde olduğunu düşünüyor ve mağaradan mağaraya, kulübeden kulübeye dolanıp duruyormuş. Ömer Hayyam'ın payına bu düşmüş. Üçüncüsü bir inanç adamıymış. Ellerini açıp, hakim bakışlarını üzerine dikip, güzel sözler söyleyerek parsa doğru ilerlemiş. 'Bu topraklara hoşgeldin.' demiş. 'Arkadaşlarım benden daha zengindi, onları soydun. Benden daha gururluydular, onları alçalttın.' Hayvan büyülenmiş, uysallaşmış bir halde dinliyormuş. Adam onun üzerinde egemenliğini kurmuş, onu evcilleştirmeyi başarmış. O zamandan beri hiçbir pars adama yaklaşmaya cesaret edememiş, insanlar da ondan uzak durmuşlar. Yazma kıssadan hisse şunu içerir: 'Kargaşa devri gelip çattınca kimse seyrini durduramaz, kimse ondan kaçamaz, ama bazıları onu kullanmayı becerir. '
Azınlığın Paradoksu; Çifte Yabancılaşma
" Gidelim” diyorum Yasemen’e. “Hiç kimsenin yurdu yok burada.” Yasemen kibarca ekliyor, daha doğrusu düzeltiyor: “Yurtlarından ayrı kalmamak için milletlerinden ayrılmışlar.”
ezberlediğim ilk şiir
Gülleri sarı severim, toprağı ıslak, Türküleri yanık, şiirleri hoyrat! Havayı nemsiz, çayı demsiz Bir seni olduğun gibi, Bir seni her şeye rağmen, Bir seni hala... Ümit Yaşar Oğuzcan
Şiir