İşte ben hep böyle garip mahzun,
Bir şey beklermişcesine yaşıyorum.
Bazan öyle günlerim oluyor ki, Elâgözlüm,
Ne oldu, nasıl bitti şaşıyorum.
Bazı bilmem, gün nasıl başladığında,
Kayıp kayıp gidiyor dünya bıkkın bakışlarımdan.
Yaşıyorum, yaşıyorum da bitmiyor,
Bir tutam sakız oluyor ağzımda zaman..
İşte günlerden bir gün Elâgözlüm,
Yeni bir başlangıçla bitecek ömrümüz.
Amenna ve Saddakna,
Bari hoşça geçse günümüz...
Hangisine tasa edeceğiz, şaştık.
Ölüm derdi, kalım derdi derken
Dimyata pirince giden misali,
Yolun ortasına ulaştık...
Ölüm bir hatıra gibidir insanda;
Kâh hatırlanır, kâh unutulur.
Fakat bir gün, bir gün nihayet
Gözle görülür elle tutulur...
Şimdi taştan çıkardığım ekmekle,
Çorba içmedeyiz sıcak sıcak.
Fakat yarın kim diyebilir ki Turgut,
Hatıra olmayacak...
Unutmak istiyorum zaman zaman,
Ne yapsam, ne etsem olmuyor,
Kabulleniyorum,
Kabulleniyorum da gelgelim
İçim içimi yiyor...
Nasıl ki, unutamaz insan
Bir kez gerçekten sevdi mi...
Senin anlayacağın Elâgözlüm şimdiden
Alıştırıyorum kendimi...
Faniyiz. Geliyor ve geçiyoruz. Bırakıp gideceğiz. Asla bizim olmayacak, elimizde kalmayacak şeyler için ölümüne mücadele etmemiz ne garip.
İbrahim Tenekeci