Fikret Erdeniz

Fikret Erdeniz
@fikreterdeniz
İngilizce Öğretmeni
Yüksek Lisans
İstanbul
İstanbul
25 okur puanı
Ocak 2017 tarihinde katıldı
Tatar Çölü: Yalnızlığın Alegorisi
10/10
·232 syf.··
Beğendi
·
2018 4. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 02 Ağustos 2018 22:44
Kayda değer, çok önemli, müthiş, olağanüstü, şahane, harika, macera dolu, kahramanca vs vs hiçbir şey anlatmayan bir kitap. Ancak bende bıraktığı etki bir tür şok ya da şaşkınlıkla karışık duygusal bir hiçliğe doğru kayan sarsıntı gibi birşey oldu. Tarifi çok zor bu duygunun ama sanırım romanın aslında sıradan hayatlarımızın ne kadar da anlamsız ve ideallerden uzak olduğunu anlatıyor. Bunu yaparken hiç bir iddiası yok yazarın. Cümleler neredeyse hiç çetrefil değil; bazen şaşırtıcı derecede kısa ve basit cümleler okuyorsunuz. Belki nadiren de olsa çeviriden kaynaklanan -romanın geneli açısından çok da önemli olmayan- okuma güçlüğü yaşayabilirsiniz. 3. tekil şahısta anlatılan roman, asla derin psikolojik tahlillere girmiyor ama arada yaptığı tespitleri en baba felsefe, psikoloji veya kişisel gelişim kitaplarında göremezsiniz zannımca. Bu özelliği belki de bütün romanın insanın varoluşunun durağanlığı, yalnızlığı üzerine alegorik bir eser olması. Yalnızlık üzerine sık sık düşünen birisi olarak şu alıntıyı yapmak istedim: "... insanın, tek başına olduğu ve hiç kimseyle konuşamadığı zaman bir şeye inanması çok zordur. İşte tam da o dönemde, Drogo, insanların her zaman birbirlerinden uzakta olduklarını fark etti, birisi acı çektiğinde, acısı sadece kendisine ait oluyor, hiç kimse o acıyı birazcık olsun dindiremiyordu; bir insan acı çektiğinde diğerlerinin, duydukları sevgi ne denli büyük olursa olsun, bu yüzden acı çekmediklerini ve yaşamdaki yalnızlığı işte bu durumun oluşturduğunu fark etti. ..." (İletişim Yay. s. 193) Bu arada, 1976'da sağlam oyuncu kadrosu olan bir filmi de yapılmış 1940'ta yayınlanan romanın. Romandan ayrı olarak, senarist, yönetmen ve oyuncuların yeniden yarattığı bir sanat eseri olarak izlenmesi tavsiyemdir.
Tatar ÇölüDino Buzzati · İletişim Yayınevi · 201819,8bin okunma
Muzaffer Akar isimli okura yanıt verildi
Fikret Erdeniz
Teşekkürler. Selamlar.
Reklam
10/10
·96 syf.··
Beğendi
·
2011 1. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 08 Mayıs 2011 00:00
"İki sayfa arasına bir reyhan yaprağı koyuyorum. Masalın ilk harfidir bu. Çünkü dev bir orman kuracağım onun altına. Okuduğun ilk satır, sabah güneşinin vurduğu buğulu bir patikaya götürecek seni. Ağaçlara dolanan çalı güllerinin, zakkumların arasından usul usul yürüyeceksin. Topraktan yükselen buğu, “Çınarları selamla!” diye fısıldayacak. O zaman durup etrafını saran ağaçlara bir daha bakacaksın. Bir daha ve yeni bir gözle. Nasıl dupduru bir mutlulukla topraktan fışkırdıklarına şaşıracaksın. Ağaç denen mucizeyi ilk görüşün bu olacak. Islak toprağın kokusunu içine çekeceksin. Çiy damlalarındaki güneş gözünü alacak. Aynı nehirden sulanan geyikle kaplanı, gökte kol kola gezen güneş ve ayı görünce, burada geçer akçenin merhamet, dilin aşk olduğunu anlayacaksın." (s. 11-12, Can Yayınları basımı) Kitap arkasında ya da kitap satış sitelerindeki tanıtım yazılarında sıkça alıntılanan bu kısımın verdiği edebi tat, kitabın tüm sayfaları boyunca devam ediyor. Yazarın -aslında aldığı riskten bir nevi utanan ve çekinen sanatçı mütevazılığı ile- günah çıkartır gibi her türlü cezaya razı olurken, bir taraftan da kendini cezadan muaf tutması yazdıklarının masal ya da gerçek olması ile ilgili değil, edebi gerçeklikle ilgilidir. Ayşegül Çelik, bu kitabında da diğer kitaplarında olduğu gibi kendi masalsı ve edebi gerçekliğini kurarken, okurun da kendini aynı gerçekliğin içine atmasını istiyor. O yüzden kalemi elin almış. Okuru da bu tatlı ve zevkli "suça" ortak ediyor: "Birkaç sayfa sonra fikrinin değişeceğini de biliyorum... Masal ilerledikçe aklın büyümeye başlayacak. Bir kurt düşecek içine, 'Belki...' diyeceksin. 'Belki de masal değildir bunlar...' Sonra o ağır taş gelip oturacak kalbine: 'Ya değilse!' "(s.12) "İşte sadece bu soruyu bulmanı bekliyorum. Bütün cezalara razı olup
Kağıt GemilerAyşegül Çelik · Can Yayınları · 2013282 okunma
Cem isimli okura yanıt verildi
Fikret Erdeniz
Masum okur var mıdır? :)
9/10
·112 syf.··
Beğendi
·
2017 1. kitabı
Bir çocuğun ağzından büyüklerin dünyasının anlatıldığı kitap, uçağıyla çöle düşen pilotun, B613 astreoidinden gelen Küçük Prens'le tanışmasıyla başlar. “Sadece evcilleştirdiğin kişiyi anlayabilirsin” dedi tilki. “İnsanlarınsa hiçbir şeyi anlayacak vakitleri yoktur. Her şeyi dükkandan hazır alırlar. Ve arkadaşlar dükkanlarda satılmadığı için de insanların arkadaşları yok artık. Eğer bir arkadaşın olsun istiyorsan, evcilleştir beni!”
Küçük PrensAntoine de Saint-Exupéry · Can Çocuk Yayınları · 2015279,8bin okunma
Fikret Erdeniz
"Ve arkadaşlar dükkanlarda satılmadığı için de insanların arkadaşları yok artık." en bedava ama en değerli şey arkadaşlık; insanlar artık bunu anlamaktan uzak. Küçük Prens'teki en güzel anlardan biridir burası..
10/10
·176 syf.··
Beğendi
·
2017 1. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 16 Ocak 2017 00:00
Çetin Altan'ın 1969 yılında Akşam gazetesinde yayınlamak üzere yazdığı bu yazılara Ara Güler fotoğraflarıyla eşlik etmiş; ya da belki Ara Güler'in fotoğraflarına, Çetin Altan yazı yazmış da diyebiliriz. Gezi kitaplarına her zaman ilgi duydum. Bilmiyorum belki yeterince gezemediğimden, ya da benim gezdiğim yerlerde başkalarının da gezdiklerini ve üstüne böyle bir kitap yazdıklarını bilmenin verdiği haz da olabilir bunun nedeni. Bu kitapta da Ara Güler'in bir karesi Çetin Altan'ın sayfalarca anlattıklarını özetlemiş bir saniyede. Bir insan bir fotoğrafı kaç saniyede algılarsa o kadar sürede anlatıyor sayfalarca yazıyı, tespiti, gözlemi... Bu açıdan fotoğrafın gücüyle yazının gücünü karşılaştırmak ve ikisi bir araya gelince ne kadar önemli bir işe yaptıklarını görmek açısından bu kitap çok önemli. Hele Çetin Altan gibi son derece güçlü bir kalemin ve edebiyatçının Ara Güler'le ortak bir çalışmaya girmiş olması bir daha asla benzeri yapılamayacak eşsiz bir eseri ortaya çıkarmış. Zaten zaman olarak asla bir daha tekrarlanmayacak olması, kitabın kendi türü içinde içerik olarak da özgün ve biricik olmasını sağlıyor. Bu nedenle de o döneme özgü ve artık o dönemde kalmış -ama ilginç bir biçimde hâlâ geçerli olan- insanlık durumları, şehr-i İstanbul'un sosyal ve fiziksel şartları kitapta, Ara Güler'in siyah-beyaz fotoğrafları ve foto muhabirliğinden gelen aktüel bir bakış açısı sayesinde kitap boyunca ardı sıra akıp giden enstantanelere dönüşmüş. Bu niteliği ile "Al İşte İstanbul," çocukluğumun İstanbul'unu anlatan eğlenceli, yer yer sert ve bazen gayet hüzünlü bir belgesel olarak arada dönüp okuduğum bir kitap oldu şimdiden. "Sanat olmasına gerek yoktur fotoğrafın. Fotoğraf tarih olayıdır. Tarihi zaptediyorsun. Bir makina ile tarihi durduruyorsun." - Ara Güler Bu kitabı geç
Kültür-Sanat
Al İşte İstanbulAra Güler · Yapı Kredi Yayınları · 200323 okunma
Kitap Misâfîri isimli okura yanıt verildi
Fikret Erdeniz
teşekkür ederim :)
Reklam