Sizler,hepiniz,içinde yaşadığınız dünya ,Konstantiniye ,her şey sadece ve sadece benim düşüncem de varsınız"dedi.Rendekâr yanılıyor: Düşünüyorum ,ama sadece ben var değilim.Düşündüğüm için asıl sizler varsınız; sizler ve içinde yaşadığınız dünya.
Hüngür hüngür ağlayan delikanlı ,koluna girdiği babasıyla birlikte Galata'ya doğru ilerlerken Uzun İhsan Efendi hâlâ,
-"Her şey ben ve benim düşüncelerimden ibaret olsa da bu dünyada yaşamak zevkli bir şey "diyordu. Sen!Oğlum!Sen benim zihnimde bir düş, bir düşüncesin.Bana şu anda dokunuyorsun.Ama ben sana dokunamıyorum.Çünkü düşlere dokunmak mümkün olabilir mi?
İnsanların büyük çoğunluğu düşen bir yaprak gibidir, kapılıp gider rüzgarın önüne, havada süzülür, dönüp durur, sağa sola yalpalar vurarak iner yere. Pek az kişi de vardır, yıldızlara benzer, belli bir yörüngede ilerler durur, hiçbir rüzgâr varamaz yanlarına, kendi yasalarını ve izleyecekleri yolu kendi içlerinde taşırlar.
Türkiye'nin en önemli sorunu düşünmemektir.Günümüz Türkiye'sinde 50 civarında etnisitenin varlığından söz edilir. Halbuki burada bir tane etnisite var, oda "düşünmeyenler" etnisitesidir. Çağımızda milletler biyolojik yapılarına göre değil beşeri akıl ile düşünme yapıp yapmamalarına göre farklılaşır. Bugün dünyada filozof ve bilim insanı üreten etnisitelerden Türkiye'de de mevcuttur. Ama Türkiye'dekilerin hiçbirinden ne filozof ne de bilim insanı üremektedir. Türkler Batı'da bilim insanı ve düşünür olabiliyor; ama Türkiye'de olamıyor.Çünkü Türkiye'nin tepesine düşünmeme bulutu çökertildiğinden sosyal atmosferi düşünmeye engeldir. Düşünme yapmaksızın sosyal ve ekonomik tabakalara çıkmak ve resmi yüksek mevkilere gelmek ancak Türkiye'de mümkündür.