Suç ve Ceza da Raskolnikov’un başına gelenler ve yaşadığı dönüşüm aklıma şu soruyu getirdi: Yaşamadığımız şeylerin masumu muyuz gerçekten? Uygun şartlar ortaya çıktığında bir katil, hırsız ve ya yalancı olmadığım ne malum? Bunu ahlaki açıdan sorgulamıyorum, evet yaşamadan herkes “Ben katil değilim kimseyi incitemem.” der. Peki ya yaşam beni öyle bir ana sürüklerse? Niyetim iyi ya da kötü bir an gelir de birini öldürmek zorunda kalırsam aslında bugüne kadar olduğumu sandığım kişi sadece bir yanılsama olmaz mı? Kapasitemizin farkında olmadan kendimizi ne kadar doğru tanımlayabiliriz?
"Mesafe her zaman iyidir. Pesimist, umutsuz, karanlık insanlar sizi de kendileri gibi yapıncaya kadar asla durmazlar. Onlardan uzak durun."
Böyle yazıyordu bu görselin altında... Sizce de az da olsa acımasızlık değil mi bu? Nevrotik bir karamsarlığa, pesimistliğe sahip olanların dışındaki insanlara bu muamele fazla kötü değil mi? Bazılarımızın iyi olmak için bir umuda ihtiyacı oluyor, tutunmak istiyor bir dala, insana, iyiliğe, güzelliğe.. Belki de kötü bir zamandan geçiyor ve dışarıdan böyle görünüyor..
Her şey olabilir, bir renk paletiyiz sonuçta her tondan varız... Binbir çeşit senaryomuz var... İnsanız nihayetinde.
Yaşanan ilk olumsuz durumda terk etmek, gitmek.. Ya da karamsar diye etiketlemek ve uzaklaşmak doğru değil bence...