Bunu öğrenen şah bir süre sonra Bisütün dağları'na kraliçenin öldüğüne dair yalan bir haber salar. Ferhat için artık yaşamanın bir manası kalmamıştır. Bu tahammülsüz acı karşısında göğsünü baltayla ikiye ayırır. Yere düşen bir ucunda heykeltıraşın yüreği bulunan balta bir süre sonra yeşermeye, çiçek açmaya başlar. Sonunda da meyve verir. Bu meyve nardır. İ̇kiye ayrıldığında tıpkı ikiye ayrılmış kanayan bir yaraya benzeyerek Ferhat'ın hatırasını yaşatır. Bu nedenledir ki günümüzde nara Ferhat'ın elması dedikleri de olur.
İ̇nsanın ruhu, zihni ve tutkuları eğer o büyük engel olmasa bir kartal misali uçmasını sağlayabilirdi. Bu büyük engel tüm zaaflarıyla kendi vücudumuzdur. Bana yüksek hedefleri olmayan tek bir genç gösterin. Yine bu binlerce hedeften yalnızca bir tanesi gerçekleştirilebilir. Peki neden? Çünkü nedenimiz miskinliğe ve rehavete meyillidir. Hedefe giden yolda karşılaştığımız zorluklar onu korkutur.
Ölüm döşeğindeki insanlar üzerinde bir araştırma yapılmış. Ölmek üzere olan insanlar en çok yaptıklarından değil, yapamadıklarından dolayı pişmanlık duyuyorlarmış."