Onlar yalnızca çukur kazmak amacıyla çukur kazıyorlar. O anlamda, sadece bir çukur.
..
Herhalde prensipte benim kendimi satranca kaptırmamla aynı olsa gerek. Anlamsız, hiçbir yere ulaşmayan bir hareket. Fakat bunun bir önemi yok. Kimsenin anlama ihtiyacı yok, hiç kimse bir yere ulaşmayı da düşünmüyor. Biz burada hepimiz kendimize ait çukurlarımızı kazıyoruz. Anlamsız hareketler, ilerlemesi olmayan çabalar, hiçbir yere ulaşmayan yürüyüşler... Mükemmel değil mi? Hiç kimse yaralanmıyor, hiç kimseye yetişmek gerekmiyor, kimse kimseyi geçmiyor. Zafer yok, yenilgi de yok.
Bazen öyle şeyler oluyor ki.. nasıl söylesem.. insan kapılıp gidiyor.. kapılıp gittiğini anlasan bile değişmiyor.. olup bitenin bir parçası gibisin.. nefes almamak elinde değilse, hani nefes aldığını fark ettiğin zaman bile nasıl önleyemiyorsan.. Sitare'yle tanışmak da öyle. Onu ne zaman tanıdığımı bile bilemiyorum.. oysa çok eski değil, biliyorum. Gene de bir türlü çıkaramıyorum.
..
Ama Sitare'yi bir türlü çıkaramıyorum. Insan onunla tanıştığı anda, onu sanki baştan beri tanıyormuş gibi oluyor..
Çok hoşsun, dedi Sitare, biliyor musun bazen beşe kadar sayamaz gibi duruyorsun ama başladın mı arkasını getiriyorsun, sende anlamadığım bir şey bu.
Sense sonsuza kadar sayacakmış gibi görünüyorsun ama beşe gelince tıkanıyorsun, ben de bunu anlayamıyorum.