Başımıza Gelenler
Puan vermedi·758 syf.··
2026 141. kitabı
93 Harbi'nin hangi koşullarda gerçekleştiğinin, harbin ve mağlubiyetin nedenlerinin, harp esnasında askerin ruhsal durumunun ve harple alakalı pek çok hadisenin detaylıca ele alındığı Başımıza Gelenler, adının hakkını verecek şekilde oldukça kapsamlı bir eserdir. Kitap “Giriş” bölümü dışında yirmi altı bölümden oluşmaktadır. Ârif Bey, eserini kaleme alırken kimseyi kayırmadığını, olup biteni tüm açıklığıyla anlattığını; amacının, neşrettiği tarih ile kendisini dünyaya tanıtmak değil, torunlarına bir ibret vesikası bırakmak olduğunu belirtmektedir. Perde arkasında kalmış bazı hususların yok hükmüne geçmesine gönlü el vermediği için sahiplendiği bu işi, üzerine düşen önemli bir görev olarak görmektedir. Ârif Bey, kimi zaman bir siyasetname hâline bürünen eserinde, subayların hangi özelliklerde olması gerektiğine dair bilgilendirme ve önerilerde bulunmuştur. Bu minvalde, milletimizin yüzlerce yıllık sorunu olan liyakat hususuna bolca yer ayırmak durumunda kalmıştır. Özellikle kitabın beşinci bölümünde, hainlere rütbe verildiğinden, kiminin başarılı olamayacağına inandıkları hâlde zorla kumandan yapıldığından, yüksek rütbelerdeki bazı subayların korkaklığından dert yanmaktadır. Görevden kaçmanın, ikiyüzlülüğün ve yalancılığın Ardahan’ın kaybında olduğu gibi zaman zaman başarısızlıklara neden olduğundan söz etmektedir. Öte yandan, mesela Kars müdafaasında ahalinin daha gayretkeş olduğunu da sevinçle anlatmaktadır. Bazı paşaların inisiyatif alma konusuna da sınıfta kaldıkları dikkat çeken bir durumdur. 93 Harbi'nden on yıl evvel, Kütahyalı Âkif Bey gibi bazı gayretli subayların boş vakitlerde Rusya hududunu gezerek bir haritasını çıkarma teklifini, dönemin istihkâm komisyonu reisi Fosfor Mustafa Paşa, başa iş almak korkusuyla reddetmiştir. Devletinin ve Rusya’nın
Tarih
Başımıza GelenlerMehmed Ârif · İz Yayıncılık · 2016189 okunma
Puan vermedi·272 syf.··
2025 75. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 09 Ağustos 2025 00:00
Önce Suat Derviş'in biyografisini (İpek Sabahlık) okuduğum için bu kitabın yazılış evrelerine de aşinayım. Yazar gazetecilik yaptığı günlerde sokağı çok iyi gözlemlemiş ve bunu da eserine yansıtmış. "Fosforlu Cevriye" şarkısını dinleyince yazmaya karar verdiği bu kitapla yazar, sokak kadınlarının yaşadıklarını ve katlandıkları zorlukları gözler önüne sermeyi amaçlamıştır. Kitabın bölüm başlıkları da yine şarkının nakaratlarından oluşmaktadır. Cevriye, Necip Fazıl'ın tabiriyle "kaldırımların emzirdiği çocuk"tur. Kimsesi olmadan sokaklarda büyüyen bu genç kadın, İstanbul'un izbe sokaklarının ve meyhanelerinin de en cazip kadınıdır. Neden mi Fosforlu? Çünkü Cevriye'nin simsiyah saçları karanlıkta bile fosfor gibi parlar. Günün birinde, en çaresiz anında bir adam çıkar karşısına. Onu kaldığı gizli yere götürür ve iyileşene kadar ona bakar. O adam diğer tüm erkeklerden farklıdır. Çünkü onu sadece bir et parçası olarak görmez. Ona hayatında "siz" diye hitap eden ilk ve tek kişidir. Fosforlu, bu adama aşık olmasın da ne yapsın? Yazar onun aşkını "Cevriye umulmaz bir ruh bekâretiyle onu seviyordu" diyerek ifade ediyor. Ruh bekâreti, ne güzel bir tabir. Aşkına karşılık bulabilecek mi, onu da okuyup görün Polislerlerden kaçtığını bildiğimiz, saklanarak yaşayan bu adamın bırakın suçunu, adını bile öğrenemiyoruz maalesef. Kitabın beni tatmin etmeyen taraflarından biri bu belirsizlikler, diğeri ise kitabın sonu oldu. Yazar okuyucuyu bir sürü soruyla baş başa bırakıyor. Bütün bunlara rağmen, yazarın dil ve anlatımı güçlü. Bu nedenle başka kitaplarına da şans vermeyi düşünüyorum. Sizler de Türk edebiyatının bu pek bilinmeyen yazarına bir şans verebilirsiniz. Kitaplı günler
Fosforlu CevriyeSuat Derviş · İthaki Yayınları · 20212,653 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
9/10
·323 syf.··
Beğendi
·
2025 27. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 10 Temmuz 2025 15:57
Empati empati empati kitap okumanın en belirgin özelliklerinden birisi insanlar sizin hakkınızda ne düşünüyor ya da insanlar bir olay karşısında neden bu şekilde davrandı ben olsaydım bunu neden yapardım Bir de onun gözünden bakmak gerekir gibi bir sürü şey. Ama bu kitabı okuyana kadar hiç de hitlerle empati yapmamıştım yani ben olsaydım şöyle mi yapardım acaba bunu bunun için mi yapmıştır diye bir düşünceye hiç katılmamıştım. Gerçekten tarihi kelime kelime gün gün anlayabileceğiniz tane tane yazılmış elinizden bırakamayacağınız ben 3 saat içerisinde sanırım okudum kitabı yazar konuyu çok güzel işlemiş. Ben tarih sevmiyorum ben tarihi okumak istemiyorum diyen kişilere verdiğinizde ikinci Dünya Savaşı'nın hangi şartlarda olduğu insanların ne düşündüğü hangi sebeplerden dolayı neyi niçin yaptıklarını çok ince ayrıntısına kadar anlayacağınız bir kitap. Benim bugüne kadar ikinci Dünya savaşı ile ilgili bildiğim en kötü şey hitlerin Nazi kampları, ABD'nin Japonya hiroşima'ya göndermiş olduğu atom bombasıydı bu kitapta bir de Fransa ve ingiltere'nin Almanya'da atlattıkları fosfor bombasını öğrendim ilk defa bu kitapta tanık oldum fosfor bombasının bir özelliği atılan yerde çıkan duman solunduğu takdirde ciğerde yaralar yapıyormuş bu oluşan yaralar insanın içten yanmasını sağlıyormuş yani duştan baktığında elbiselerinde hiçbir şey yok ama içten yanan bu kişiler kemiklerini kömür olana kadar simsiyah yanıyorlar ve bir kere yanmaya başlayan insan bir daha hiçbir şekilde durdurulamıyormuş bunu bu da bir ayrı Savaş tuttu tabii ki ama insanlar insanlara o kadar kötü davranmışlar o kadar kitlesel ölümlere sebep olmuşlar çok vahşice yani hiçbiri diğerine aklamıyor tabii ki yani ne Almanya'nın Yahudilere yaptığı nazik kampları orada insanları yakması kamplar kurması bu kamplarda
Hitler'e Sordunuz mu ?Atakan Büyükdağ · Gece Kitaplığı · 2016464 okunma
*Kinyas ve kayra*
10/10
·536 syf.··
2025 54. kitabı
-Spoiler.- En çok fosfor harcadığım kitaptır muhtemelen. Hakan Günday okumaya bu kitapla başladım ve şu an elimde 6 kitabı var. Kitap; iki arkadaşın dibe vurmuş hayatlarını anlatır. Belki sizler Kinyas'ı haklı bulmayabilirsiniz. Fakat ben tamamiyle Kinyas yani Tolga tarafındayım. Neden pislik içinde ölmek isteyeyim ki? Verilen sözler, anılar, eğlendiği eğlenmediği günler bunların hiçbir önemi yok. Sonuçta Tolga doğru yolu buldu. Hala içindeki Kinyas ölmemiş dahi olsa, o bile Kinyastan sonraki hayatında ne kadar şanslı olduğunun farkında. Ailesi onu kabul etmeyebilirdi, ama etti hemde sorgusuz sualsiz. Tabi Hıv+ olduğu saçmalığını araya eklemek isterim. Sonuç olarak okunması gereken bir kitap ve kesinlikle Hakan günday veya yeraltı edebiyatı için başlangıç kitabı.
Kinyas ve KayraHakan Günday · Doğan Kitap · 202535,4bin okunma
Gözyaşları içeren bir şeye ihtiyacınız var sizin,
Puan vermedi·272 syf.··
2025 33. kitabı
"Hiç mi acıma yok bulutlarda, Istırabımın derinliğini anlayacak?" Cesur Yeni Dünya, Ford’dan sonra 632 yılında Londra’da geçer. Sloganı ‘cemaat, özdeşlik, istikrar’ olan Dünya Devleti’nin insanları, Kuluçka ve Şartlandırma Merkezi’nde üretilir. Üreme hücreleri laboratuvar ortamında döllendirilir ve şişelerdeki embriyolar üretim bantlarının üzerinde, 38 hafta boyunca, cinsiyetlerini, gelecekteki sosyal sınıflarını ve mesleklerini belirleyen işlemlerden geçirilir. Embriyolara hastalıklara, hatta yaşlanmaya karşı bağışıklık kazandırılır. Bebeklikten itibaren hipnopedya (uykuda öğrenme yöntemi) ve Pavlovcu yöntemlerle, kişilikleri, zevkleri ve düşünceleri şekillendirilir; böylece ait oldukları sınıfta, kendilerinden beklenenleri yapmaya, mutlu olmaya, toplumsal yazgılarını sevmeye ve tüketimi artırmaya şartlanırlar. Dünya Devleti’nde, Alfa, Beta, Gama, Delta ve Epsilon adlarında beş toplumsal sınıf vardır. Alfa’lar uzun boylu, güzel/yakışıklı, çok zeki ve entelektüel bireyler olarak toplumun en elit kesimini oluştururken; kısa boylu, çirkin, okuyup yazamayacak kadar düşük zekalı Epsilon’lar fabrikalarda çalışarak üretimi sağlar ve dev barakalarda toplu halde yaşarlar. Gama, Delta ve Epsilon’lar, Bokanovski yöntemiyle tek yumurtadan yüzlerce adet tek tip kadın ve erkekler olarak üretilirler. Bu dünyada, doğum-anne-baba kelimeleri müstehcen sayılır; çocukların erotik oyunlar oynaması doğal, normal karşılanır; hafifmeşreplik, erdemli ve sağlıklı bir özelliktir; tek eşlilik yasaktır; duygusal, uzun ilişkiler uygunsuzdur; ‘herkes herkese aittir’. Teknoloji konusundakiler hariç tüm kitaplar -edebiyat, din, bilim, felsefe vb.- yasaktır. İnsanlar, neşelenmek, öfkelerini yatıştırmak, sabırlı ve dayanıklı olmak için, devlet tarafından üretilen ve ücretsiz olarak dağıtılan ‘soma’
1000 Kitap
Cesur Yeni DünyaAldous Huxley · İthaki Yayınları · 202173,3bin okunma
Filozof David Bradshaw'ın incelemesi....
8/10
·606 syf.··
Beğendi
·
2025 4. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 28 Şubat 2025 21:39
..... Dünya "F.S. 632'de, bu istikrar yılında" geçmektedir -yani Amerikan araba kodamanı Henry Ford (1863-1947)'un gelişinden 632 yıl sonra; Henry Ford ki onun çok başarılı olan T Modeli (1908-1927) taşıma bandı ve uzmanlaşmış emek gibi salt toplu üretim yöntemleriyle üretilmiş ilk otomobildi. Ford, Dokuz Yıllık Savaşla büyük Ekonomik Bunalım'ın çifte felaketinden sonra kurulmuş bir küresel kast sistemi olan Dünya Devleti'nin önde gelen ilahıdır, onun endüstri felsefesi de bu düzen içindeki hayatın her yönüne hükmeder. Dünya Devleti'nin istikrarı, biyolojik mühendislik ve insanı her yönden koşullandırmanın terkibiyle sağlanır. Bu devletin standartlaştırılmış ikimilyar yurttaşı sadece onbin soyadını paylaşır, dünyaya da doğarak gelmemişlerdir, önceden belirlenmiş rollerini yerine getirmek üzere 'kuluçka'dan çıkarılmışlardır. Politik gövdedeki hücrelerden öte bir şey değillerdir. Çocuklukta edilgen itaatin, maddi tüketimin ve önüne gelenle düşünmeden yatıp kalkmanın erdemleri hipnopedya (uykuda öğretim) yoluyla telkin edilir. İleriki yaşamlarında Dünya Devleti'nin yurttaşlarına ücretsiz somalar, hükümetçe onaylanmış haplar verilir ve sürü halinde Cemaat Terennümleri ve Dayanışma Ayinleri için (ki rutin olarak bir sefahat alemiyle sona ererler) toplanırlar; bu toplantılar Dünya Devleti'nin savsözü olan "CEMAAT, ÖZDEŞLİK, İSTİKRAR" değerlerini daha derin biçimde aşılamak için düzenlenir. Hayatın her yönü toplumsal yarar düzeyine indirgenmiştir, hatta cesetlerden kullanışlı fosfor kaynakları olarak yararlanılmaktadır. Dünya Devleti'nin on bölgesinden her biri Yerel Dünya Denetçisi tarafından yönetilir. 'Ford-hazretleri' Mustafa Mond, Londra merkezli Batı Avrupa bölgesinin Denetçisidir ve en altta ayak işleri için döllenmiş Epsilon-Eksi Yarı Moronları ile onların üstünde
Edebiyat
Cesur Yeni DünyaAldous Huxley · İthaki Yayınları · 201273,3bin okunma