Puan vermedi·134 syf.·
2026 31. kitabı
Türk edebiyatının Stefan Zweig'i diyebileceğimiz, popülerleştirilmiş, yere göğe sığdırılamayan, eseri okunmayınca ayıplanılacakmış, dışlanacakmış hissedilen, yer yer abartıldığını düşündüğüm, onun dışında okunacak kimse yokmuş gibi davranılan, sürü psikolojisi halinde övgüler dizilen ve kitap konusu açılınca ilk önerilen yazarlar arasında yer alan romancı, hikayeci, şairimiz. Kısa öykülerden oluşan bu kitabında Sabahattin Ali, toplumun alt kesiminden insanlara yer verip onların ve onlar nezdinde dünyanın halini, ahvalini anlatmış. Yazarımız Toplumcu Gerçekçi olduğundan haliyle hikayeleri ve masalları da olumsuz, ümitsiz, acıklı, çaresiz içerikte oluyor. Hatta "Bahtiyar Köpek" adlı hikâyesinde şöyle bir soru sorup aslında bu gerçeklikten kaçış olmadığını belirtmek istemiş: Niçin yazılarındaki bütün insanların benzi soluk, yüreği kederli? Bu memlekette yüzü gülen, bahtiyar insan yok mu? (s.63) Eserin sonunda yer alan "Koyun Masalı" ve "Sırça Köşk" masalları, insanlığın hem geçmişi hem şimdisi hem de maalesef değişmeyecek geleceğini anlatması bakımından çok çok önemli ve vurucu anlatılar. İnsanlık köle doğmuş, köle büyümüş ve köle ölecek. Örülen duvarlar, çizilen sınırlar ve dayatılan kavramlar yoluyla kurulan "Korku İmparatorluğu", her alanda ve her zamanda zihinleri zapt edip sadık itaatkâr ve sadık köle doğuruyor kendisine. Sabahattin Ali'nin de belirttiği gibi bu kölelik düzeninin yıkılması, son bulması için bir kıvılcım, bir soru sorma, hafif başını kaldırıp bakma yetecek fakat insanlık o kadar gaflette ve cesaretini kaybetmiş, korku dolmuş ki efendisi yerine kendi içinde kendini yer vaziyette. Benjamin Franklin de "Güvenliği için özgürlüğünden vazgeçen toplumlar her ikisini de kaybeder." diyordu... Son olarak Sabahattin Ali ile ilgili pek konuşulmayan konuya
Edebiyat
Sırça KöşkSabahattin Ali · Karbon Kitaplar · 201969,8bin okunma
İnsanın Anlam Arayışı
10/10
·155 syf.··
2025 4. kitabı
İnsanın Anlam Arayışı: Karanlığın İçinde Işığı Bulmak Viktor E. Frankl’in Kaleminden Anlam, Acı ve Umut Üzerine Bazı kitaplar vardır; okuduktan sonra sizi asla aynı bırakmaz. Hayata, acıya, sevgiye ve kendinize bakışınızı dönüştürür. Viktor E. Frankl’in İnsanın Anlam Arayışı kitabı tam da böyle bir eser. Bu kitap yalnızca bir toplama kampı anısı değildir. Aynı zamanda insan ruhunun dayanıklılığına, yaşama umuduna ve “neden yaşamalıyım?” sorusuna verilen en derin cevaplardan biridir. Toplama Kampında Anlam Aramak Viktor Frankl, Nazi toplama kamplarında yıllarını geçirmiş bir nörolog ve psikiyatrdı. Ailesini, özgürlüğünü, sağlığını kaybetmişti. Ama bir şeyi kaybetmemişti: İçsel özgürlüğünü. Frankl’in gözlemi nettir: En zor koşullarda bile insanlar ya dayanır, ya da çöker. Bu farkı yaratan şey sadece fiziksel güç değil; anlam arayışıdır. “Hayatta her şey elinizden alınabilir, bir şey hariç: insanın kendi tutumunu seçme özgürlüğü.” Frankl, kampta bazı insanların son lokmasını başka biriyle paylaştığını, bazılarının ise başkalarının ölümünden fayda sağladığını anlatır. Ve şu soruyu sorar: “İnsan, ne olursa olsun, insan kalabilir mi?” Cevabı evettir. Eğer yaşama anlam yüklüyorsak. Logoterapi: Anlam Üzerine Bir Terapi Frankl’in yaşadıkları onu bir kuram geliştirmeye iter: Logoterapi. Bu yaklaşım, insanın temel güdüsünün haz değil, anlam olduğunu savunur. Frankl’e göre mutluluk, anlamı takip ettiğimizde sessizce gelir. İnsan, üç yolla hayatına anlam katabilir: 1. Yaratmak: Yazmak, öğretmek, üretmek… 2. Deneyimlemek: Sevmek, güzelliği görmek, doğayla temas kurmak… 3. Acıya karşı tutum almak: Kaçınılmaz acıları onurlu bir şekilde taşımak… “İnsanın nihai hedefi haz değil, acısızlık değil; bir anlam bulmaktır.” Acıdan Kaçmak Değil, Ona Anlam Vermek
1000Kitap
İnsanın Anlam ArayışıViktor E. Frankl · Okuyan Us Yayın · 202651,4bin okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Küçük Prens ve Yazarı ile ilgili Kısa Notlar
10/10
·151 syf.··
Beğendi
·
2025 1. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 11 Ocak 2025 13:54
Kitabın yorumu için burayı tıklayınız...#261648801 - Günümüze dek 505'ten fazla farklı dil ve lehçeye çevrilen Küçük Prens, dünya üzerinde İncil'in ardından en çok çevrilen ikinci eserdir. - Kitap 200 milyondan fazla kopya satarak tüm zamanların en çok satan kitaplarından biri olmuştur. - Hikaye ilk defa 1943'te yazarın sürgünde olduğu New York'ta Fransızca ve İngilizce olarak basıldı. 1945'te yani ölümünden bir yıl sonra Fransa'da basıldı. - Türkçe dilinde ilk 1954 yilinda Ahmet Muhip Dıranas, "Çocuk ve Yuva" isimli dergide bölüm bölüm yayınlanmıştır. Kitap olarak basımı 1964 yılında Bilgi Yayinevi tarafından Cemal Süreya ve Tomris Uyar ortak çevirisi yapılmıştır. - 2015 yılında da telifinin serbest kalmasıyla birlikte 204 farklı yayınevi tarafından basılmıştır. - Küçük Prens ve yazarı Exupery'nin resmi 1993'te Fransa'da 50 franklık banknotların üzerine basılmıştır. Banknotların üzerine gözle görülemeyecek küçüklükte yazılmış alıntılar işlenmiştir. - 2003 yılında asteroit kuşağında bulunan "45 Eugenia" isimli asteroite "Küçük Prens " adı verilmiştir. - 2020 yılından beri 29 Haziran günü, Uluslararası Küçük Prens Günü 'dür. Bu tarih 29 Haziran 1900 tarihinde doğan Saint-Exupery'nin doğum gününü anmak için seçilmiştir. - Japonya'nin Hakone isimli şehrinde bir Küçük Prens müzesi bulunuyor. - Güney Kore'de Gyeonggi-do kentinde Küçük Prens temalı bir köy bulunuyor. - 2000 yılında da yazarın doğup büyüdüğü Lyon'da bulunan havaalanına Saint-Exupery adı verildi. - 2020 yılında Küçük Prens Kitap Müzesi, Eskişehir Anadolu Lisesi'nde Ali Lidar tarafından açılmıştır. 400 farklı dilde 2000 Küçük Prens kitabı bulunuyor. KİTAP YAZILMA HİKAYESİ: - Saint-Exupery bir cocuk figürünü oraya buraya çizermiş. Bunu gören yapımcısı bunun kim olduğunu sormuş. Kendi içindeki
Hikaye-Edebiyat
Küçük PrensAntoine de Saint-Exupéry · Panama Yayıncılık · 2017280,1bin okunma
Puan vermedi·412 syf.··
2024 4. kitabı
Hayatımda duyduğum ama üzerinde hiçbir bilgiye dolayısıyla yoruma sahip olmadığım çok şey var, bunlardan birisi de evrim. Bana bu konuda, bigbang'den itibaren insanlık tarihi hakkında bilgiler verecek kitap lazımdı, bu kitap tam da bu ihtiyacımı doldurdu. Kitabı beğendim, hatta bu kitaptan sonra izleyeceğim birçok belgesel konusu da çıktı. Kitap, insanlık tarihini parçalara bölerek, o parçalarda insanların nasıl değiştiği, ne yönde ilerlediğini işliyor. Bigbang'den başlayarak şempanzelerden insan türlerinin ortaya çıkışı ve homo sapienlerin tek insan türü olarak yoluna devam etmesi, tarım devrimi ile homo sapiensin eski yaşam tarzı ve alışkanlıklarının değişmesi ve yerleşik hayata geçişi, para ve dinin ortaya çıkışı ile insanlığın büyük topluluklar halinde birlikte yaşamaya başlaması, bilimsel devrim ile de insanların dünyanın tek hakimi olması ve tanrıdan rol çalacak kadar güçlenmesine değiniyor. Kitapta ilgimi çeken ve altını çizdiğim kısımlar - 13,8 milyar yıl önce fizik, kimya doğuşu. bigbang denilen şeyle madde, enerji, zaman ve uzay ortaya çıktı. evrendeki bu temel özelliklerin hikayesine fizik deniliyor. Bunlardan 300 bin yıl sonra, madde ve enerji bir araya gelerek, atom adı verilen karmaşık yapılar ortaya çıkardılar, bunlar zamanla birleşerek molekülleri oluşturdular. Atomlar, moleküller ve aralarındaki etkileşimin hikayesine kimya deniliyor. - 4,5 milyar yıl önce dünyanın oluşumu - 3,8 milyar yıl önce ilk mikroorganizmaların ortaya çıkışı ve biyolojinin oluşumu. Bazı moleküller bir araya gelerek organizma adında, karmaşık ve geniş yapılar oluşturdu. Organizmaların hikayesine biyoloji deniliyor. - 6 milyon yıl önce insan ve şempanzelerin son ortak büyükannesi - 2,5 milyon önce, modern insanlara benzeyen hayvanlar ortaya çıktı. - 300 bin yıl önce homo
Hayvanlardan Tanrılara: SapiensYuval Noah Harari · Kolektif Kitap · 202342,6bin okunma
Puan vermedi·82 syf.··
2024 61. kitabı
Bana ölmeyi öğretmişlerdi ama yaşamayı bilmiyordum, onu öğretme gereği duymadılar” Selam arkadaşlar , bugün sizlere hikayesini bilmeliyim ama okuduktan sonra kesinlikle hayatına ve yaşadıklarına çok üzüldüğüm bir kitabın yorumuyla geliyorum. Madame butterfly. Kesinlikle üzücü bir hikayesi var şimdiden söyleyeyim . Aslında karakterimiz edebiyattan çok daha fazla opera operalarıyla bilinen bir karakter. Kitabımızda Madame butterfly ile japon bir beyefendi ve Leydi’nin hikayesini okuyoruz. Dokuzuncu yüzyılın doğu ve batı çatışmasını biz okurlara sunan gerçek bir hikaye. Aslında o zamanlar japon kadınlar ve subaylar arasındaki evliliklerin çok yaygın olduğu bir dönem, geyşa olan Ço ço san ve astsubay olan Benjamin Franklin evlenmiştir lakin bu evlilik aileler tarafından çok farklı karşılanır. Ço ço san yani Madame butterly eşi tarafından ailesiyle konuşmaktan men edilir. Madame butterfly seviyordur kocasını ve ona sağladığı gerekçeleri de biliyordur. Eşi bir gün görev için gittikten sonra aradan geçen zaman ile eşini bekler. Aslında ona sürekli eşinin gelmeyeceği söylense de o sabırla elinde çocuğuyla eşini bekler. Zaman geçer ve eşi bir gün çıka gelir lakin bu kaçan zamanda da aslında neler olmuştur, peki bekledigine değmiş midir? Aslında bu hikâyede yanan ve üzülen madame butterfly. Başkası değil. İstemeden bir evlilik yapmış sonrasında kocasını görev için uzaklara yollamış kocasının ona asla ve asla terk etmeyeceğini düşünerek onu beklemiş bir kadının trajik öyküsü. Açıkçası karakterimizin hayatını bilmiyordum duyuyordum ama sadece ismen bildiğim bir karakterdi. İyi ki okumuşum dediğim bir kitap oldu. Hem hayatını öğrendim birtık üzülsemde benim için güzel bir bilgi oldu diyebilirim. Eğer siz de merak ediyor ve okumak isterseniz size de tavsiye ederim
2024 Okuma Raporları
Madam ButterflyJohn Luther Long · Fihrist Kitap · 202437 okunma
Beyaz Önlük Siyah Şapka (Carl Elliott)
8/10
·287 syf.··
Beğendi
·
2024 25. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 20 Kasım 2024 00:00
Herkese selamlar, bugün çok kıymetli bir hocamın önerisiyle okuduğum bir kitapla geldim. Okurken tüylerimin diken diken olduğu bir kitaptı açıkçası. Hani bazı şeyler vardır ya kimsenin konuşmaya cesaret edemediği, konuşulursa insanların ve inancının kırılacağı işte biyoetik uzmanı Carl Elliott tam olarak bunu yapmış. İlaç sektörünün, akademinin karanlık ve korkunç yüzünü anlatmış. Bazı anlatılanlar hakkında az çok bilgim ve tahminim vardı yine de bu kadar detaylı ve belgeli okumak beni derinden etkiledi. İlaç mümessillerinin verdiği afilli hediyeler, ilaç firmasının desteklediği gösterişli kongreler, ilaç daha çok satsın diye hayalet yazarların yazdığı makaleler, sonuçları çarpıtılan bilimsel çalışmalar, umut tacirliği yapılarak ikna edilen denekler ve daha fazlası...Ne demiş Benjamin Franklin "Para her şeyi yapar diyen adam, para için her şeyi yapan adamdır..." Hekimlerin, hekim adaylarının, eczacıların, eczacılık öğrencilerinin, ilaç sektöründe çalışan herkesin, akademisyenlerin mutlaka okuması gereken bir kitap. Sektör dışındaki insanların okumasını çok mantıklı bulmuyorum farklı ön yargılara sebep olarak kişilerin sağlığını tehdit edecek durumlarla karşı karşıya kalmasına sebep olabilir.
Beyaz Önlük Siyah ŞapkaCarl Elliott · Hayy kitap · 201254 okunma