Gerçeklerle iç içe geçmiş, akıcı bir üsluplu yazılmış, masalsı bir tarihi romanı okumanın lezzetini özlediğimi itiraf etmeliyim. Okurken her sayfada inanılmaz bir keyif aldım. Yer yer heyecanlandığım, yer yer meraklandığım, en çok da duygulandığım bir roman oldu.
Kitap Yavuz Sultan Selim ile Şah İsmail arasındaki geçen mücadeleyi anlatıyor diyerek özetlesem kitaba büyük haksızlık etmiş olurum.
Sultan Selim ile Şah İsmail’in arasındaki mücadelenin temelinde mezhepsel farklılıklar olsa da aralarındaki iktidar mücadelesini iki farklı karakterin gözünden okurlara sunuluyor. Şah İsmail’in nasıl şah olduğu, şii mezhebine mensup kişileri nasıl tek çatı altında toplayarak devlet kurduğunu, şair ve aşık tarafını, askeri ve siyasi zekasını Kamber Can bizlere anlatırken, Şehzade Selim’in nasıl sultan olduğunu, şair ve aşık tarafını, askeri ve siyasi zekasını Hüseyin Can bizlere anlatıyor. Aralarındaki mücadele basit bir satranç oyunuyla başlayıp şiirlerden taşarak, çaldıran savaşında son noktasına geliyor. Lakin roman bu savaşın sonlanmasıyla sonlanmıyor. Savaş sonrasında olanlardan da bahsediliyor.
Anlatılan basit bir iktidar mücadelesinden ibaret değil. Yazar, savaşların zalimliğini, sadakati, arkadaşlığı, kardeşliği, hırsı, intikam duygularını, aşkı, aşkın hallerini ve aşkın dönüşümünü ve şiirleri de akıcı bir şekilde anlatıyor. Kitabın gerçekçiliği, okurun kafasında romanın canlanmasını kolaylaştırıyor.