Bir gelecek var, her şey “gelecek”ini bekliyor. Duvar bir başka duvara bitişmesini, su başka bir suya kavuşmasını, hayat bir başka hayatla tamamlanmasını.
Kader ve takdir ederken meselenin Müslüman olarak itminan içinde bakmamız gereken bir boyutu daha var: Cenâb-ı Hakk bizi bazen acılarla, maddi manevi sıkıntılarla, yokluklarla, afetlerle, zorluklarla musibetlerle imtihan eder. Cenâb-ı Hakk’a her durumda teslimiyet içinde olmamız lazım. Üzerimize hüküm koyma noktasında mutlak yetki Cenab-ı Hakk’ta ise hakkımızda ne dilemişse ona “kahrında hoş lütfun da hoş” teslimiyeti ile boyun eğmemiz lazım. Bir şeyden emin olarak, biz hayatı O’nun muradı istikametinde yaşamaya çalışan insanlarız. O’na teslimiyetimizde bir problem yok, buna mukabil O’ndan gelen her şey baş göz üstüne… Bunu böyle görmemiz lazım.
(Aşırı cimrilikten dolayı) elini boynuna bağlanmış (gibi sıkı) yapma, (eline geçeni saçıp savurarak) onu tam bir açışla da yayma ki, sonra (Allâh katında israfla, insanlar nezdinde de tedbirsizlikle suçlanarak) kınanmış ve pişman/bağlantıları kesilmiş (bitmiş tükenmiş)/bir halde kalırsın/bir âciz olursun.