Doğunun Prangaları Arasında Bir Kadın ve Şair
Puan vermedi·104 syf.·
2026 6. kitabı
​Furuğ’un dizelerinde gezinmek, insanın kendi içsel karanlığıyla yaptığı o en dürüst, en amansız hesaplaşmaya şahitlik etmek gibi. Onu sadece Doğu’nun prangalarını kırmış muhalif bir kadın figür olarak okumak, içindeki o muazzam varoluşçu derinliği ıskalamak olur; çünkü onun meselesi toplumsal sınırların çok ötesinde, doğrudan var olmanın ve o varoluşun getirdiği kaçınılmaz yalnızlığın ağırlığıyla ilgili. Keder, onun kelimelerinde gelip geçici bir sitem değil, adeta bir hayat metoduna dönüşüyor; acıyı bir mağlubiyet gibi değil, bu hoyrat dünyada hala hissedebilen, hala canlı kalan o asil ve yaralı yanımızın tek kanıtı olarak fırlatıyor yüzümüze. Sayfalardan sızan o çürüyen bahçeler, ağır aksak akan nehirler ve geceye sığınan sessizlik alelade birer tasvir değil; modern insanın o bitmek bilmeyen köksüzlük sancısının, anlam arayışının edebi birer izdüşümü. Kalabalıkların gürültüsünden kaçıp kendi asil inzivasına çekilenlerin, dünyayı felsefi bir melankoliyle göğüsleyenlerin ruhuna dokunuyor Furuğ; ve insan onun hüznüne ortak oldukça, zamana ve yok oluşa direnen o zamansız uçuşun tam ortasında buluyor kendini. Kederli İpek bir oturuşta okunup bitirilecek, sabun köpüğü metinlerden değil. Her dizede durup düşünmeyi, o kederin sızısını içimizde hissetmeyi gerektiriyor. Furuğ Ferruhzad, erken biten yaşamına rağmen, bıraktığı bu mirasla zamana meydan okumaya devam ediyor. Başucumda her zaman kendine yer bulacak, dönüp dönüp sığınacağım bir liman bu kitap.
Alıntı
Kederli İpekFuruğ Ferruhzad · Telos Yayıncılık · 2016797 okunma
Hiç okumamış sayıyorum kendimi
Puan vermedi·283 syf.··
2026 16. kitabı
·
29 saatte okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2026 16:54
Füruğ'un şiiri, onun zaman ve sınır aşan etkisi herkesin malumu... Böyle bir şairin en çok okunan eserlerinin böyle özensiz bir çeviriye mahkum edilmiş olması insanın içini acıtıyor. Çevirmenin özgeçmişi oldukça güçlü ve yeterli görünmesine rağmen ortaya resmen bir felaket çıkmış. Türkçe bilmeden yapılmış bir çeviri ile karşı karşıyasınız resmen. Çok sayıda baskı hataları da üstüne eklenmiş. Bir editörün dahi elinden geçmişe benzemiyor. Anlamın derinliklerini düşünerek sabır ve güçlükle ve hiç okunmamış sayarak bitirdim kitabı. Bu baskı ve bu çevirilerden uzak durmanız temennisiyle...
Yaralarım AşktandırFuruğ Ferruhzad · Kanguru Yayınları · 20092,634 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
8/10
·120 syf.·
2026 39. kitabı
"Füruğ Ferruhzad okumak, sadece şiir okumak değil; acı çeken, dışlanan ama özgürlüğünden asla vazgeçmeyen bir kadının çıplak çığlığına ortak olmakmış. Füruğ o kadar dürüst ve filtresiz yazmış ki, sayfaları çevirirken onun yaşadığı tüm hisleri resmen kendi ruhumda yaşadım. Kitaptaki her dize içime işledi ama özellikle Yeryüzü Ayetlerini bitirdiğimde, her şeyin yok oluşuna yakılan o kapkara, devasa ağıtı iliklerine kadar hissediyor insan. O derin dramı, yalnızlığı ve çaresizliği resmen şairle birlikte yürüdüm. Bu kitap bitti ama içimde bıraktığı o kederli sızı ve yaralı estetik uzun süre geçmeyecek. Bir kadının ruhunun en derin, en yaralı halini görmek isteyen herkesin bu başyapıtla tanışması gerek."
Şiir
Yeryüzü AyetleriFuruğ Ferruhzad · Can Yayınları · 20194,231 okunma
Doğrudan insanın kırılmış varoluşu...
Puan vermedi·104 syf.·
2026 3. kitabı
Yeryüzü Ayetleri bana göre yalnızca bir şiir kitabı değil; insanın kendi varoluşuyla giriştiği en çıplak hesaplaşmalardan biri. Furuğ’u okurken bir şairin dizelerine değil de, modern insanın ruhunda açılmış derin bir yarığa bakıyormuş gibi hissediyorum. Onun şiirlerinde beni en çok etkileyen şey, acının estetik bir nesneye dönüştürülmemesi. Çünkü Furuğ acıyı anlatmıyor; doğrudan yaşatıyor. Ve bunu yaparken insanı büyük cümlelerle etkilemeye çalışmıyor. Tam tersine, son derece sade ama yıkıcı bir dürüstlükle konuşuyor. Furuğ şiirlerinde sürekli hissedilen bir “ait olamama” hali var. Ne aşka tam olarak sığınabiliyor, ne topluma, ne de kendi bedenine. Bu yüzden onun şiiri bana biraz sürgünü hatırlatıyor; insanın kendi hayatına bile yabancı kalabildiği o içsel sürgünü. Özellikle kadınlık üzerine kurduğu dil çok çarpıcı. Çünkü burada kadın yalnızca sevilen ya da terk edilen biri değil; düşünen, arzulayan, sıkılan, bunalan ve kendi varlığını anlamlandırmaya çalışan bir bilinç olarak karşımıza çıkıyor. Belki de bu yüzden şiirleri hâlâ bu kadar canlı; çünkü yalnızca bir dönemi değil, insan ruhunun değişmeyen yalnızlığını anlatıyor. Kitap boyunca beni en çok etkileyen şeylerden biri de Furuğ’un “sessizlik” duygusunu yazıya dönüştürebilmesi oldu. Bazı dizelerinde öyle bir boşluk hissi var ki, insan o satırları okumuyor da içinde yankılanıyormuş gibi hissediyor. Doğa imgelerini kullanış biçimi de çok etkileyici; kuşlar, gece, pencere, rüzgar… Bunlar yalnızca şiirsel süsler değil. Hepsi insanın iç dünyasının metafizik bir uzantısı gibi duruyor. Özellikle pencere imgesi bana hep çok dokundu; sanki hem dünyaya açılan bir eşik hem de insanın hiçbir yere gerçekten ait olamayışının sembolü gibi. Bu kitabı okurken sık sık şunu düşündüm: Bazı insanlar yaşamaz, yanar. Furuğ da öyle
1000Kitap
Yeryüzü AyetleriFuruğ Ferruhzad · Demavend Yayınevi · 20214,231 okunma
10/10
·312 syf.·
2025 143. kitabı
Tam da aşk şiirlerini kendimden uzak tutmaya çalıştığım bir dönemde okuyorum seni. Ne yazık ki sen aşk şairlerinin en sultanısın. Acı, dramatik ve tutkulu bir aşkın/hayatın/şiirin içinden seslendiğinde, bu sesi işitmemek imkansız. İmkansızın şarkısını en güzel terennüm eden şiirlerinden sırtımı dönemedim. Bir kez daha açtığın çukura düştüm. Klasik edebiyatla dünya şiirine yön veren İran edebiyatının, modern şiirde de etkili olabileceğini gösteren ilk şairlerinden... Çalkantılı bir hayatıyla (erken evlilik, boşanma, oğlunun elinden alınması, yalnız yaşama, evli adama aşk), tutkulu bir aşkla (İranlı evli bir sinemacıya gönlünü kaptırmış, dışlanmış, yalnızlaştırılmış, içe kapanmış, kara sevdalı bir yürek) ve erken ölümüyle (trafik kazasıyla 32 yaşında vefat etmiş) gündeme gelse de Füruğ, modern şiirin önde gelen şairlerinden. Onu okumaktan çok keyif almadım maalesef beni mecnun etti :( Duygusal dengemi bozdu. O kadar etkili o kadar etkili bir şair. Her şiirinde üzerinde saatlerdir durulacak dizeleri var. Günlerce tekrar edilecek, uzun süre etkisinden sizi çıkarmayacak etkili dizeleri... Defalarca okuduğum şiirlerinin yanı sıra şiirlerinin tamamını ikinci kez okudum, yeniden çarpıldım. Ne var şiirinde? Arzu var, tutku var, heves var, yalnızlık var, isyan var, aşk var, şiir poetikasıyla isyan var (klasik divan edebiyatı sınırlarına isyan, kafiyeli yazıma isyan), yerleşik kültürel düzene isyan var, Hafıza, Ömer Hayyam'a selam var, duvarı aşma girişimi var, pencerelerden bakma çocuksuluğu var, içsel dram var.... Yeniden Doğuş'a kadar şiirleri daha ziyade bireysel dramı var (aşk, tutku, heves dolu şiirler). Bu kitabıyla, daha farklı konuları da şiirine taşımış. En sevdiğim şiirleri yazılış sırasına göre şunlardır: Gece ve Heves, Rüya, Hercai, Tutsak, Günah, Hasret,
Rüzgâr Bizi GötürecekFuruğ Ferruhzad · Yapı Kredi Yayınları · 20232,851 okunma
Şiir
7/10
·312 syf.··
2026 61. kitabı
İran edebiyatının modernist şairi Furuğ Ferruhzad’ın “Rüzgâr Bizi Götürecek” adlı şiir kitabı, insanın içsel sürüklenişini, yalnızlığını ve varoluşsal kırılmalarını merkeze alan modern bir şiir evreni kurar. Kitap boyunca rüzgâr yalnızca bir doğa olayı değil; insanı yerinden eden, hafızayı dağıtan ve onu bilinmeyene doğru sürükleyen bir kader metaforuna dönüşür. Açılışta yer alan “Rüzgâr bizi götürecek” ifadesi, insanın hayat karşısındaki kontrolsüzlüğünü ve savruluşunu temsil eder. Bu savruluş, şiir boyunca farklı imgelerle derinleşir. “Bütün gün aynada ağlıyordum” ve “Bahar, penceremi ağaçların yeşil evhamına bırakmıştı” gibi ifadeler, iç dünyanın dış dünyayla iç içe geçtiği kırılgan bir bilinç hâlini yansıtır. Ayna burada yalnızca bir yansıma değil, kişinin kendine yabancılaştığı bir yüzleşme alanıdır. Doğa imgeleri kitabın en güçlü yönlerinden biridir. Çiçekler, balıklar, bahçe, yağmur ve rüzgâr sadece betimleme unsurları değil, insan ruhunun sembolleridir. “Kimse balıkları düşünmüyor” ifadesi, görünmeyen ve ihmal edilen hayatlara dikkat çeker; böylece eser, yalnızca görüneni değil, bastırılmış olanı da görünür kılar. Aşk teması kitapta bir kurtuluş değil, çözülme ve yıkım alanı olarak işlenir. “Sonsuz bir karanlığım ben” ve “Vefa bekleme” ifadeleri, aşkın bir bağdan çok bir kopuş deneyimine dönüştüğünü gösterir. Bu yaklaşım, romantik şiir anlayışından uzaklaşarak modernist bir kırılganlık duygusunu öne çıkarır. Yalnızlık kitabın en baskın temalarından biridir. “Gökyüzünün kederi”, “beton ellerin güçsüzlüğü” ve “yeryüzünün kirlenmişliği” gibi imgeler, yalnızlığı bireysel bir duygu olmaktan çıkarıp evrensel bir varoluş hâline getirir. Bu yalnızlık, insanın içinde değil, dünyanın kendisinde hissedilen bir boşluk gibidir. Ölüm, göç ve karanlık imgeleri özellikle
Edebiyat
Rüzgâr Bizi GötürecekFuruğ Ferruhzad · Yapı Kredi Yayınları · 20232,851 okunma