#BilgeKarasu#Gece#MetisYayınları#postmodern#distopik
Gece; Bilge Karasu'nun titiz yazarlığının, ele aldığı meseleleri çok boyutlu algılayıp anlatabilmesinin ürünü bir metin. Kitabın sonunda yazarın eserini 1975-1976 yılları arasında yazdığını öğreniyoruz. Ülkemizde yaşanan iç karışıklık ve darbe dönemlerini, filozofça bir ele alışla sosyolojik,psikolojik, felsefik açıdan değerlendirip meseleleri olgular üzerinden irdeleyen yazar, kendi yaşamına dair olduğunu düşündüğüm kimi kesitlere de yer veriyor eserinde. Bilge Karasu; postmodern anlatım tekniklerini de kullandığı bu çok katmanlı, çok boyutlu metninde, parçalı anlatımla, faşizmi, birey, toplum, aydın/yazar, iktidar ve iktidarın işbirlikçileri açısından kapsamlı şekilde irdeleyip ustaca anlatmış.
Bilge Karasu'nun Füsun Akatlı'ya ithaf ettiği "1991 Pegasus Edebiyat Ödülü"nü alan eseri, Turgur Uyar'ın "yenilmenin tohumunu taşır her pazartesi" mısrasıyla, Jean Genet ve Hegel'in metinlerinden alınmış epigraflarla başlıyor.
Dört bölümden oluşan eser okundukça, yazarın metnini aydınların, yazarların, bilim insanlarının katledildiği bir dönemde, ölümden, yok olmaktan geriye kalacak sözün ve edebi eserin gücüyle kalıcılaşmak; dönemin yarattığı korku ikliminde, ölmekten ve yok olmaktan duyduğu tedirginliği yazdıklarıyla bertaraf etmek için yazdığını düşündüm.
Ülkemizin en karanlık dönemlerini, eserinde derin gözlemlerle ve ayrıntılı ele alışla anlatan yazar, başarıyla işin hakkından geliyor.
Bilge Karasu'nun okura zengin bir okuma imkânı sunan bu sarsıcı ve okuru çabaya davet eden metnini okumanızı öneririm.
"...İnsanlar, gitgide, istediklerine, dilediklerine inanmakla yetindiklerini, düşünüp tartmayı, ölçünmeyi, olanı biteni görmeğe çalışmayı yavaş yavaş bir yana ittiklerini daha fark etmiyorlardır belki de. Bunun