Bazen düşkün bir tür Tanrı olduğumu düşünüyorum, kötü kaderin onu tahtında oturmaya mahkûm ettiği, kalkıp insanların arasına karışamayan penceredeki Tanrı.
Ben fotoğraf albümlerine hiç düşkün olmadım, kendim fotoğraf da çekmedim ama maalesef benim de fotoğraflarım var, bana kalırsa onca fotoğraf çekilmesi dünyayı daha yaşanası bir yer haline getirmiyor.
Kim tarafından çağrılıyordum? Bilmiyordum, bilmiyorum. Kendimi zaman zaman her ne pahasına olursa olsun, başka bir kurtuluş yolu bulması gereken bir İsa gibi hissetsem de Tanrı'ya inanmıyordum.