Merhabalar kitapsevenherkes ailesi,
Bugün, okurken sarsıldığım, satır aralarında suskun bir öfke, kelimelerinde yankılanan bir çığlık bulduğum bir kitaptan söz etmek istiyorum:
Alia Trabucco Zerán – Katil Kadınlar
Bu kitapta Trabucco Zerán, Şili tarihinden dört kadının hikâyesini anlatıyor: Corina Rojas, Rosa Faúndez, Carolina Geel ve Teresa Alfaro.
Onların her biri, adaletin, ahlakın ve toplumun “kadın” tanımının sınırlarına sıkışmış hayatlar yaşamış.
Hepsi bir noktada, yıllarca bastırılmış öfkesini, korkusunu, görünmezliğini şiddete dönüştürmüş.
Ama Trabucco Zerán’ın anlatısında mesele “cinayet” değil, neden o noktaya gelindiği.
Bu kitap bize şu soruları sorduruyor:
Kadınlar şiddete başvurduğunda neden toplum daha çok sarsılır?
Erkek şiddeti sıradanlaştırılırken, kadın öfkesi neden “delilik”, “histeri” veya “ahlaksızlık” olarak etiketlenir?
Ve daha da önemlisi — adalet, kimin adaletidir?
Trabucco Zerán, gazeteci titizliğiyle arşivlere, dava kayıtlarına ve medyaya iniyor.
Ama anlattıkları kuru bir belge değil; tam tersine, insanın içini acıtan bir yüzleşme.
Her sayfada şunu hissediyorsunuz:
Bu kadınlar yalnızca suç işlemedi, aynı zamanda toplumun sessizliğine karşı direndi.
Yazar, dört kadının hikâyesini anlatırken bir ülkenin vicdanını da sorguluyor.
Mahkeme salonlarının soğuk diliyle, gazetelerin manşetleriyle ve kamusal belleğin önyargılarıyla örülmüş bir sessizliği kelimeleriyle deliyor.
Bir kadının öfkesini anlamak, onun suçunu mazur görmek değildir; ama Trabucco Zerán, bizi anlamanın ne kadar devrimci bir eylem olabileceğini gösteriyor.
Bu kitap sadece bir suç anlatısı değil, aynı zamanda bir toplumsal ayna.
Kimin suçlu, kimin mağdur olduğuna dair çizgilerin ne kadar ince ve keyfi olduğunu gösteriyor.
Ve belki de en çok, kadınların tarih boyunca nasıl