8/10
·344 syf.··
2026 26. kitabı
Merhaba Gönül Heybemin güzel dostları... Öyle bir zamanda yaşıyoruz ki hepimizin içinde taşıdığı görünmez yaralar var. Kiminin acısı yeni, kimininki yıllar geçmiş olsa da hâlâ ilk günkü gibi sızlıyor. Hayatın koşuşturması içinde günlük mücadelelerimizi verirken, bir yandan da ruhumuza işlemiş kederlerle yaşamayı öğrenmeye çalışıyoruz. İşte bugün sizlere tam da böyle zamanlarda elimize uzanan bir kitapla geldim: Dervişin Teselli Koleksiyonu: Doğu'dan ve Batı'dan 99 Teselli Bu kitap bana bir şeyi yeniden hatırlattı; bazı yaralar geçmez ama insan onlara bakmayı değiştirebilir. Kitap 99 ayrı teselliden oluşuyor. Her bölümde insanın karşılaştığı acılara, kayıplara, hayal kırıklıklarına ve imtihanlara farklı pencereler açılıyor. Kur'an-ı Kerim'den ayetler, kıssalar, filozofların düşünceleri, şairlerin dizeleri ve hayatın içinden örneklerle öyle zengin bir anlatım kurulmuş ki okurken kendinizi yalnız hissetmiyorsunuz. Yazarın söylediği bir cümle kitap boyunca bana eşlik etti: "Keder evrenseldir, teselli de öyle." Gerçekten de öyle... Bir sayfada bir ayetle karşılaşıyorsunuz, diğer sayfada sevdiğiniz bir şairle. Bir yerde bir âlimin sözü çıkıyor karşınıza, başka bir yerde bir filozof aynı hakikati farklı kelimelerle anlatıyor. Ve o zaman fark ediyorsunuz ki insan değişse de acılar çok değişmiyor. Kitabı bitirdiğimde hayatımdaki sorunlar çözülmemişti. Ama onlara bakışım değişmişti. Tevekkülün ne büyük bir huzur olduğunu, her şeyin kontrolünün bizde olmadığını, bazen elimizden geleni yaptıktan sonra sonucu Allah'a bırakmanın insanın omuzlarından nasıl bir yük aldığını yeniden hissettim. Bazı kitaplar bittiğinde geride boşluk bırakır. Bu kitap bittiğinde bende huzur bıraktı.
Dervişin Teselli KoleksiyonuMecit Ömür Öztürk · Hayykitap · 201710,1bin okunma
10/10
·392 syf.··
Beğendi
·
2026 28. kitabı
Merhaba, Semra ile @noxyayinlari çıkan, @authorhalle kaleminden, #ölümcülkonular kitabını okuduk. Öncelikle kitap psikolojik gerilim türünde ve 391 sayfadan oluşuyor. Benim çok fazla okuduğum türde olmayan bir kitaptı. Fakat okurken keyif aldığım bir kitap oldu. Bu türde fazla okuma yapmamış olmama rağmen kitap benim için aktı gitti. Olayların işlenişi akıcı ve merak uyandırıcıydı. Film izler gibi, gerilim dolu bir okuma sundu kitap bana. Gerçekten keyif aldığım ve daha çok okuma yapacağım türler arasına girdi. Yazarın kalemini beğendim. Olayların gidişatı tam yerinde ve güzeldi. Özellikle sonunda gerçekten şok oldum diyebilirim. Sonunda başına bir şey gelecek derken zaten olayların bir kısmında olması beni şok etti. Ters köşe sonları ve bu türde okuma yapmayı sevenlerin kaçırmaması gereken kitaplardan biriydi. Kesinlikle şiddetle tavsiye ettiğim kitaplardan biri oldu. Kaçırmayın. Yüksek lisans öğrencisi ve Dehb’li Sydney, yaptığı hatalardan sonra Madrona Vakfı’nda burs kazanmıştır. Gidecek yeri olmayan Sydney için bu son şanstır. Fakat vakfın içine girdiğinden beri ormanda olmayan şeyler gördüğünü düşünmektedir. Gerçek ve hayal arasında gidip gelmekte ve vakfın aslında göründüğü gibi olmadığını fark eder. Vakıftaki insanların onlardan bir şeyler sakladığı ve yaptıkları asıl deneyleri göstermediklerinin farkına vardıkça, işler daha da karmaşık bir hal alır. Ormanda gördükleri ve yaptıkları deneylerin kötü sonuçlarıyla yüzleşir. Sydney, vakıftaki yakışıklı danışmanlarına da aşık olmuştur ve onunda bir şeyler sakladığının farkındadır. Hem büyük bir çekim yaşamaktadır, hem de güveni sarsılmaktadır. Psikolog Kincaid güvenebilir mi? Madrona Vakfı neler saklıyor? Sydney bu olayların neresinde? Soruların cevapları ve daha fazlası kitapta. Kesinlikle kaçırmayın.
Edebiyat
Ölümcül KonularKarina Halle · Nox Yayınları · 202565 okunma
Reklam
~Bu bir denemedir~
6/10
·656 syf.··
2026 34. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 09:05
Tam 14 gün sürdü. 14. Günün sabahı son otuz sayfayı da okudum, kitabı kenara koydum. Oh be! dedim, nihayet bitti. Steinbeck dedim, sana laflar hazırladım. Sevdiğim bir okuma grubu bu ay bu kitabı okuyor. Çok övüldü, bari ben de okuyayım dedim. Havalı da bir adı var hani, şöyle Saramago romanları ile yarışır cinsten. Aldım elime kitabı, 20 sayfa falan okudum, bi durdum, az buz değil 650 sayfa, yahu dedim sen bu yolu yürüyebilecek misin? Zaten sosyal medyada gezmekten sabır mabır kalmamış, dikkat yeteneği desen hak getire. Bak sıkılırsan bırakması da zor gelir, vicdan falan, yol yakınken geri dön. Kenara bıraktım kitabı. Ertesi gün, beni hangi güç iteledi hiç bilmiyorum, başladım yeniden okumaya, başlayış o başlayış. Böyle anlatınca elimden bırakmadan bir solukta okudum sanacaksınız muhtemelen, hoş 14 gün detayını çoktan verdim yukarıda da neyse, ama öyle olmadı. Yani başka türlü bir şey oldu, anlatayım. Bu kitabı okurken edebiyata dair bazı sorgulamalara giriştim. Son zamanlarda bir soru çalınıyor kulağıma; “eski kurgu eserleri hala okumak zorunda mıyız?” Bağışlayın, biraz tuhaf bir aktarım oldu ama kast edilen şu; okullarda bize ısrarla tavsiye edilen, çoğu 19. Yüzyıla ait klasiklerin hala aynı öneme sahip olup olmadıklarına dair bir sorgulama. Bu senenin başında Balzac’ın Albay Machbet’ini okurken bir anda şu soruyu sorarken bulmuştum kendimi; “Edebiyatta bugünün insanlığına açılan onlarca pencere varken ben iki yüz sene önce Paris’de bir hukuk bürosunda neler olduğunu bilmeli miyim? Bir kaç ay öncesine daha sarıyorum filmi ve Casterbridge Başkanı’nı okuduğum güne gidiyorum. Hatırladığım tek şey her sabah bir dizinin başına oturur gibi heyecanla kitabın başına oturup karısını ve çocuğunu bir panayırda satmış olan Michael Henchard’ın maceralarını okuduğumdu ve
Cennetin DoğusuJohn Steinbeck · Sel Yayıncılık · 201711,5bin okunma
10/10
·128 syf.··
Beğendi
·
2026 173. kitabı
·
13 saatte okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 12:56
"MUKADDES" "Bilir misiniz, ilkbaharda yağmurdan sonra gökyüzü bambaşka bir berrak mavi renge bürünür. Yağmurla yıkanan ağaçlar tıpkı düğüne süslenen kızlar gibi açılır; hava nefis bir kokuyla dolar, kuşların cıvıltıları her tarafı kaplar. Mukaddesʼle vedalaşıp geri dönerken, benim gönlüm de tıpkı yağmurdan sonraki gökyüzü gibi bemberraktı. Sanki herkes bana bakıyor, güya yalnız ben değil, bütün insanlar gayriihtiyari birbirine karşı şefkatli, son derece nazik, oldukça iyi kalpliydiler." Aşk, sadece kavuşmak değil; anlamak, beklemek ve büyümektir. Özbek Edebiyatının zarif kalemlerinden olan bu muazzam eser, bir aşk hikâyesinin ötesinde; eğitim, aile bağları, kimlik arayışı ve umut üzerine derin bir yolculuk sunuyor bizlere. Göründüğünden çok daha derin bir meseleyi anlatıyor aslında. Şerif'in hikâyesi; Türkiye’nin dört bir yanında sınava hazırlanan binlerce gencin hikâyesiyle aynı: Emek, fedakârlık ve gelecek kaygısı. Hikâyemizin kahramanı Şerif bir fabrikada işçi olarak çalışıp üniversite sınavlarına hazırlanan genç bir delikanlı. Enstitü koridorlarında geçen günlerinden birinde, tek başına bir köşede oturan Mukaddes’e rastlar. O an değişir her şey hayatında. Dersler, kitaplar, sınav kaygısı geri planda kalır; Şerif’in tüm dikkati bu gizemli kıza odaklanır. Zordur hayatı bir yandan çalışıp bir yandan okumak. Sevdiği kıza olan duygusu, özlemiyle alır götürür onu da hayatın karmaşasında. Mukaddes'in sessiz duruşu, yalnızlığı ve naif halinden etkilenen Şerif içindeki samimiyetle ona kendi ailesini anlatır. Mukaddes de boş değildir ona karşı, kapılarını açar ve kendi hayatından anlatmaya başlar. İki genç arasında başlayan samimi konuşmalar, kısa sürede derin bir bağa dönüşür. Birlikte sınava hazırlanırlar, hayaller kurarlar, geleceği konuşurlar. Ama hayatın sürprizleri
Edebiyat & Roman
MukaddesAdil Yakubov · İleri Yayınları · 2000138 okunma
Gölge'nin var olma çabasına tanık oluyoruz
Puan vermedi·128 syf.··
2026 11. kitabı
·
44 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 12:19
Kitabın Sonunda #1 Bu kitabı bitirdim ama gölgeyi geride bırakamadım. Kitabın ortasında ona böyle seslenmeye başlamıştım. Görünmek isteyen ama nasıl görüneceğini bilmeyen, annesinin yörüngesinde yaşamaktan yorulmuş bir gölge... Kitabı kapattığımda içimde kalan ilk düşünce şu oldu: Böyle bir sonu hak etmedi. David'in ölümüyle birlikte sanki elindeki son tutunma dalı da kırıldı. Sonrasında yaşanan savrulma, yeniden düzen kurma çabası ve yalnızlık hissi beni uzun süre düşündürdü. Belki bu yüzden kitabın sonu benim için biraz askıda kaldı. Çünkü ben gölgenin ödülünü almasını istedim. Onca arayışın, kaybın ve çabanın ardından kendi hayatının merkezine geçtiğini görmeyi istedim. Ama hayat bazen romanlarda da cömert davranmıyor. Yine de kitabı kapattıktan sonra aklımda kalan soru şu oldu: Eğer başına gelecek her şeyi bilseydi, yine o yolun peşinden gider miydi? Ben sanırım giderdi diye düşünüyorum. Çünkü bazen insan sonunu bildiği için değil, ilk kez kendi seçtiği yol olduğu için yola çıkar.
Yani Rüzgâr Her Şeyi Alıp GötürmeyecekRichard Brautigan · Epona Kitap · 2026197 okunma
Watership Tepesi – Richard Adams Kitap Yorumu
Puan vermedi·436 syf.··
2026 1. kitabı
Bu kitapla tanışmam tamamen tesadüflere dayalı bir şey oldu. Bir gün ilk kitabını kırkından sonra çıkaran yazarlar hakkında bir araştırma yapıyordum (şu an neden öyle bir araştırma yaptığımı dahi hatırlamıyorum..) ve karşıma çıkan kitaplardan biri de Richard Adams’ın Watership Tepesi oldu. Kitap hakkında okuduğum birkaç küçük tanıtım yazısından sonra meraklanıp, (ki bence bu merak ve heyecan, bir kitaba başlamak için en önemli tetikleyici ve motive edici bir unsur) hevesle satın alıp ve dün itibari ile de bitirdim. Watership Tepesi’nin bende bıraktığı izlenime gelecek olursak, bilgilerim taze iken sıcağı sıcağına anlatmak istedim. Kendi sözlüğünü yaratan kitap Kitabı okumak ilk etapta nedense çok zor geldi. Sürekli notlar alıyor ve hikayeyi bir bütün olarak zihnimde toparlamaya çalışıyordum. Sebebi ise her tavşanın ayrı bir isminin olması, geçen mekanlar ve daha da önemlisi tanrının, kötülüğün, yırtıcıların, doğa ananın her şeyin tavşan diliyle (bkz. Lapin dili) bir karşılığı olmasıydı. Mesela sıradan bir kitapta “tanrı korusun” deniyor ama Watership Tepesi’nde tavşan diliyle bu “Frith korusun” olarak karşılık buluyordu. İşin komik yanı ve ne yazık ki üç yüz sayfa sonra fark edip kendime gülmeme sebep olan durum ise; tüm bu karşılıkların kitap arkasında zaten var olduğuydu. Notları boşuna almış olmadım ama en başta görseydim, en azından okurken neydi bu diye son sayfaya hızlıca göz atardım. Sadece bir tavşan hikayesi mi? Kitap gerçekten muazzam bir emekle hazırlanmış. Yazar sadece yüzeysel bir hikaye değil, aynı zamanda insan doğasına yakın duyguların başka bir dünyada nasıl yankı bulabileceğini titizlikle anlatmış. Bunun yanı sıra tavşanların doğasıyla ilgili de oldukça derin araştırmalar yapmış. (Kitabın önsözünde de special thanks olarak kaynaklarına
Edebiyat
Watership TepesiRichard Adams · Arkabahçe Yayıncılık · 2009232 okunma
Reklam
Reklam