Şimdi söyle bana bütün çirkinliğimi
Yalanlarımı
Kötülüklerimi yüzüme vur artık
Utandır beni yaşadığıma
Çaresizliği suratıma bir tokat gibi indir
Yanağımda beş parmağının izi kalmalı
Sonra geç karşıma
Olanları unutalım
İki eski dost gibi
Her şeye yeniden başlayalım
Yeniden yaşayalım geçmiş gelecek bütün yılları
Bütün kederleri ve sevinçleri paylaşalım
Sana sevinç düşsün, bana keder
Benim ellerimde kanlı diken yaraları
Senin ellerinde kanlı güller
Ama gelecek günler ise, madem daha gelmemişler; içlerinde çekeceği hastalık ve musibeti şimdiden düşünüp sabırsızlık göstermek, şekva etmek ahmaklıktır.
Gelecek otomobil şehrinin zemini muhtelif tabakalardan vücuda gelecek, trafik sahasını boşaltmak için evler kalkacak ve bütün bir mahalleyi karnında topariayan Amerikan işi,
kırk elli katlı, binbir pencereli korkunç ve çıplak küpler yükselecek.
Geçmiş, cennet kadar tatlı -ölüm kadar mahzun- bir sayfaydı ve ondan tek bir satır bile okumak cesaretimi kırar, enerjimi dağıtırdı. Gelecek korkunç bir boşluktu, yeryüzünün tufandan sonraki durumu gibi bir şeydi.
Gelecekle ilgili korkuların mı var? Bu korkuların hiçbiri korktun diye senden uzaklaşıyor değil. Geçmişle ilgili üzüntülerin mi var? Üzüldün diye o hatıralar yeniden düzenleniyor ve tamir ediliyor değil. Biliyorsun ki şimdiki sorunlar ağladın, sızladın, feryat ettin diye yoluna giriyor da değil.