Bir gün bütün canlılar toplansa bir ovada,
Kurt, serçe, karınca, balina, ceylan, aslan.
Ve deseler ki:
“Hesap vakti geldi, yargılanacak bir tür var bugün.”
Kimse birbirinin adını vermezdi.
.
(Çünkü aslan açlıktan öldürür,
Kaplan karnı doyunca avını bırakır,
Arı korkudan sokar,
Karınca yuvasını korur.)
Ama bir tür var ki;
Tokken de öldürür,
Korkmazken de vurur,
İhtiyacından fazlasını yağmalar,
Geleceği bugünden çalar,
Kendi soyunu bile açlığa mahkûm eder.
.
Suyu zehirli bir irine çevirir,
Plastikten yeni kıtalar yaratır okyanusta.
Sonra da şaşırarak bakar:
“Bu güneş neden bizi yakıyor?” diye.
.
Bir tür var ki;
Toprağın kalbini deşer,
Havayı zehirler.
Denizleri çöplüğe,
Ormanları mezarlığa döndürür.
Sonra da dönüp sorar:
“Bu iklim neden değişiyor?”
Bir sure için sessiz durdular Sonunda Aragorn konuştu "Başladığım gibi devam edeceğim Işın tam kıyısına, ümit ile ümitsizliğin kardeş olduklan yere geldik Sendelemek düşmek anlamına gelir. Gelin hiçbirimiz, sonunda Sauron a karşı olan uzun gayretlerinin sınanma vakti gelen Gandalf m nasıhatlarına karşı çıkmayalım Eğer o olmasaydı her şey çoktan yitip gitmişti En azından ben şimdilik insanları yönetmek için bir talepte bulunmuyorum Diğerleri diledikleri seçimi yapsınlar" Bunun uzerine şöyle dedi Elrohır 'Kuzey den bu gaye ile geldik ve pederimiz Elrond'dan da aynı öğütlen getirdik Gen dönmeyeceğiz "
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Kazak Dili
Devir döndü, heybetli tuğ devrildi
Dünkü batır bir korkağa çevrildi
Hür yaşayan o can bugün zincirde
Kan soğumuş, kalp atışları dindi
Kırıldı kartalın hür kanatları
Yoruldu yurdumun tulpar atları
Unutulmuş altın anam Altay’ım
Nerde şimdi ulu hanlar katarı
Birlik, dirlik, erlik, gayret, tarümar
Her ne varsa üzerine yağdı kar
Anadilim, baht yıldızım, avazım
Bir sen kaldın altın çağdan yadigâr
Işık görmesen de kadim, gen dilim
Terütaze keskin dilim, can dilim
Mübarek elinle tut elimizden
Dağılan Türkler’i topla han dilim
ODTÜ Gıda Mühendisliği Bölümü'nde yüksek lisans eğitimi gören iki öğrenci, Bölüm Başkanı Doç. Dr. Candan Gürakan'ın gözetiminde GDO'lar üzerine tez çalışması yapar. İki yıl süren çalışmanın sonucunda ortaya çıkan tablo, Türkiye'de GDO'lu ürün yok diyenleri yalanlamaktadır. Gürakan araştırma sürecini ve sonuçları şöyle özetliyor: "Araştırmaya parasal destek istemek için devlet kurumlarına başvurduk. Ancak, 'Türkiye'de GDO yok, boşuna para harcamayın' yanıtı aldık. Biz de araştırmayı ODTÜ kaynakları ile yaptık. Ankara'dan 9, Eskişehir, Isparta, Antalya, Ayaş, Çanakka-le, Afyon'dan l'er, Antalya'dan 4, Mersin, İspanya, Belçika, ABD'den 2'şer ve Çin'den de 1 olmak üzere 28 domates numunesini inceledik. 28 domates numunesinden 22'sinde bir bakteri geni olan 'kanamisin' adlı antibiyotiğe direnç gösteren bir gen (GDO) tespit ettik. Bu durum domateslere gen akta-rımının yapıldığının kanıtıdır. Bakteri geninin domateste ne işi var? Bunlar marketlerden toplanan numuneler. Yerli üretim mi bilmiyoruz. Eğer yerli üretimse, GDO'lu tohum söz konusu demektir. Şoke olduk. "
neysel bir gen düzenleme tekniği olan CRISPR kullanılarak orak hücre hastalığı tedavisi gören ilk hasta olarak kayıtlara geçen Victoria Gray'in ifadelerine yer vermeyi anlamlı buluyorum.
Gray'in tedavi görmeden önceki hayatı boyunca, genetik bozuk-luğun neden olduğu deforme olmuş, orak şeklindeki kırmızı kan hücreleri, onu yoğun, öngörülemeyen ağrı ataklarıyla düzenli olarak etkisiz hale getiriyordu. Gray, "Yıllardır dua ettiğim şey için Tanrı üzerine düşeni yaptı" dedi. "Ve birlikte, el ele, Tanrı ve bilim benim için çalıştı." Belki de Gray'in bu ifadeleri Tanrı'yı oynayıp oynamamak konusunda bizlere rehber olacaktır.
Tanrı ve bilim el ele...