7/10
·448 syf.··
2026 20. kitabı
Skylar 18 yaşında, istifçi annesi ile çöp evlerinde yaşayan, birkaç hastalığa sahip naif kızımız. Jude ise 34 yaşında, dövmeli, dışarıdan soğuk ama çevresindeki insanlara karşı kibar mı kibar erkeğimiz… Yolları; Skylar’ın arabasının Jude’nin çalıştığı iş yeri önünde bozulması ile kesişiyor. Birbirleri ile önce arkadaş oluyorlar fakat bir gün ansızın Skylar’ın okul önünde bayılması ile Jude, onun tüm hastalıklarını öğreniyor. Annesinin destek olmaması ve babasının seneler önce evi terk etmesi üzerine Jude ona evlilik teklifinde bulunuyor ve tüm olaylar yavaş yavaş başlıyor. Kitap bana kalırsa güzeldi. Jude’nin kibar bir erkek olması kitaba vereceğim düşük puanı yok etti. 5-6 vermeyi düşünürken 7 vermeye karar verdim. Tabii absürt durumlarda var; 34-18 yaş ve aralarında geçen +18 durumlar? Bunu yazan ne düşünerek yazdı? Hangi duygular ile yazdı? Neden yazdı? Sorguluyorum ama kitap beni saçma bir şekilde içine de çekti. Belkide bitirmek için uğraştığımdan kaynaklı da olabilir. Bilemiyorum. Amcası ya da babası yaşındaki biri ile hangi düşünceler altında bir ömür geçirmek istedi Skylar onu da anlamıyorum. Fakat Jude tatlıydı. Sevimliydi. Ve onu sevmeme neden oldu… Belkide Skylar’ın her haltta hastalığını öne çıkarıp ay bunu yiyemiyorum ay bunu içemiyorum diye pick me davranıp, Jude’nin ona rağmen kibar ve sevgi dolu olmasından kaynaklı olabilir… Not: Jude’nin gençken yaptıkları da berbat ötesi(bana göre)… yok gençtim. Gençken yaptım, onlar eskidendi diye güzelleme yapması… tam bir saçmalık!!! Ayrıca kitabı bitirirken nedense saniyelik kalbim sızladı. Sevdiğim birine veda etmişim gibi hissettim. Bazı duygusal yanları olduğu için olabilir… Okumak isterseniz pek sıkılmazsınız. Öneriyorum ama sakin yazılmış bir kitap… Öyle koca koca aksiyonlar yok. İyi okumalar… Carian Cole
1000Kitap
Sakın Gelini ÖpmeCarian Cole · Martı Yayınları · 2024403 okunma
9/10
·112 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 09 Ocak 2026 09:54
Yabancı üzerine herkesin yeterince yazıp çizdiğini düşünüyorum. Bu sebeple ben bu kitabın benle olan hikayesini not düşmek istiyorum kişisel okurluk tarihime. Yıl 2012. Ankara Hukuk’ta ikinci sınıftayım. Bahar yarıyılında hukuk fakültesindeki, yıllar geçse dahi hiç unutamayacağım bir ders olan Hukuk ve Edebiyat’ı seçmeli ders olarak almıştım. Bir kitap listesi verdi hocamız. Haftada bir kitap bitirilecek, üzerine bir kişi sınıfta sunum yapacak ve arkasından münazara yapılacaktı. Her hafta dersten sonra bir sonraki haftanın kitabını almak için Kızılay’daki Olgunlar’ın yolunu tutardım. Aziz Nesin- Yaşar ne yaşar ne yaşamaz, Tahsin Yücel- Gökdelen, Erdal Öz Yaralısın, Sevgi Soysal-Şafak, Kafka- Şato ve Albert Camus- Yabancı o dönem okuduğumuz kitaplardı. Bu eserleri okumuş olanlar ortak temayı fark edeceklerdir; Devlet kurumlarındaki yozlaşma, anlamını yitirmiş adalet kavramı, suçun dışında her şey için yargılanma. Sunumlar ve kitap üzerine yürüttüğümüz beyin fırtınası çok verimli geçerdi. Adını öyle koymasak da o grubun hayatımdaki ilk kitap kulübüm olduğunu şimdilerde fark ediyorum. Her bir oturumu can kulağı ile dinlerdim. Roman karakterlerinin yaşadıklarını, yazarların kitaplardaki derinlikli sözlerini özümseyemeyecek kadar deneyimsiz olsam da, edebiyatın o kuşatıcılığını daha o günlerden iliklerime kadar hissederdim. Ve bir gün sıra Yabancı’ya geldi. Bir sonraki derse hazırlanmak için aldım elime kitabı. “Anam ölmüş, dün ya da bugün bilmiyorum.” Mersault’ün yaşama karşı kayıtsızlığını, hayalsizliğini, inançsızlığını anlamlandıramayacak kadar gençtim. Zaten de Camus, ruhu güvenli kıyılardan tekinsiz okyanuslara henüz hiç açılmamış yirmisindeki bir gence ne söyleyebilirdi ki? Neyse, sıkılarak da olsa okudum kitabı, öylesine hayallere dalarak okumuşum ki roman
YabancıAlbert Camus · Can Yayınları · 2025137,3bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
8/10
·240 syf.··
2022 20. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 12 Nisan 2022 00:00
Gerbrand Bakker’in ilk kitabıymış Yukarıda Ses Yok. Bu metni okumadan, gene @metiskitap çıkmış “Barınak”ı da edinmiştim, içime doğmuş yazarı seveceğim, kim bilir… 2010’da yayımlanan roman, IMPAC Dublin Edebiyat ödülünü kazanmış. Hollandanın 1994 yılı Eurovision şarkı yarışmasına katıldığını da öğrendim. “Güneş Nerede?” (Waar is de zon). Pek çok dille çevrilmiş, şiirsel bir içe dokunuş olarak anlamlandırdım kendimce. Konusu; Çok genç yaşta ikiz kardeşini, ardından da annesini kaybetmiş, her zaman ölen kardeşini asıl oğlu olarak gören yatalak bir babaya bakmak zorunda kalan ellili yaşlarındaki bir adamın hikayesini anlatıyor. Hikaye, ölen kardeşinin o zamanki sevgilisinin yıllar sonra ortaya çıkıp, oğlu olan "Henk"'i Helmer'ın yanına çalışmaya göndermesiyle ilerliyor. Yakın zamanda okuduğum Kemal Varol’un “Aşıklar Bayramı” isimli romanından tam olarak istediğim verim ve beklediğim niteliği Yukarıda Ses Yok’ta buldum. Duru ve yalın bir anlatım, geçmişe Özlem, gelecekten beklentisiz insanların hayatları hikayenin ayaklarını oluşturuyor. Gövde de ise, baba-oğul hesaplaşması; kayıp giden yıllar; istenilen hayat değil, biçilen hayatın yaşanması. Hollanda edebiyatını çok okumamış bir okur olarak, daha ağırlık vermem gerektiğini hissettim. “Muhakkak keşfedilecek cevherler vardır” hissiyatı oluşturdu. Hepimiz birer karakteriz; kimimiz Helmer, kimimiz Henk. Ama, önemli olan sevip saygı duyduklarımızın gözünde hangisiyiz? Kendimiz olabilmeyi başarabilmiş miyizdir? Kendimizi kabul ettirebilmiş miyizdir? "Gençtim, gözlerim yaşla dolacak kadar genç."
Yukarıda Ses YokGerbrand Bakker · Metis Yayınları · 2023219 okunma
Puan vermedi·93 syf.·
2026 144. kitabı
Meydan okunmuş, çaresiz, korkak bir dünya…. S:25 Yeni dönemin genç ve güçlü kalemi Onur Akyıl'nin kitabını okuduk , farklı altı çizilecek cümleleri dikkat çekiyor.. Dün Gece Çok Gençtim Karşılarına çıkan tüm güçlüklere rağmen mücadele etmekten hiç vazgeçmeyen insanların hikayelerine odaklanan bir kitap. yaşadığımız kentlerin ara sokaklarında her gün gördüğümüz genç, dünya kadar sorunla boğuşan insanlar. İç dünyaları da, yaşadıkları güçlükler de alabildiğine tanıdık. Ama yine de yaşama sevinciyle, şiirle dolular. Onur Akyıl güçlü, lirik bir anlatım yakalamış. Güncel politik sorunlara değinmekten, sivri dilini kullanmaktan çekinmeyen yazar, bu kitabında bir politik mekanizma olarak insanı anlamaya çalışan öykülere imza atıyor. Dün Gece Çok Gençtim Yenilmiş, tükenmiş neferleri çok olsa da hâlâ dünyanın bir yerlerinde güzel günler için çoğalıyor binlerce başka anı… Her yeni gün hep yeni bir insan. Devrim azıcık uzakta. Ertesi sabah gökyüzü, maviden açık...s:38
Edebiyat & Roman
Dün Gece Çok GençtimOnur Akyıl · Can Yayınları · 201650 okunma
Puan vermedi·158 syf.··
2026 3. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 10 Şubat 2026 12:47
Knut Hamsun’un Açlık romanını ilk okuduğumda gençtim. Daha doğrusu, zihinsel olarak açtım ama bunu bilmiyordum. Romanı ikinci kez, yıllar sonra okuduğumda fark ettim ki aslında kitap değişmemişti; değişen bendim. Ve bazı kitaplar vardır, seni yakalamaz… seni bekler. İlk okumamda hikâyeyi takip ettim: Yoksul bir yazar, Kristiania sokaklarında dolaşıyor, gururuyla açlığı arasında gidip geliyor. Fiziksel açlıkla zihinsel çöküşün iç içe geçtiği bir metin. Ama o zamanlar açlığı daha çok maddi bir durum gibi algılamıştım. Midede kazınan bir boşluk. Yıllar sonra tekrar okuduğumda şunu fark ettim: Açlık mideyle ilgili değil; varoluşla ilgili. İnsan onurunun sınır testi. Gururun, aklın, kimliğin ne kadar dayanıklı olduğunun deney düzeneği. Romanın beni en çok etkileyen yanı, karakterin sürekli kendi zihniyle kavga etmesi. Dış dünyadan çok iç dünyada geçen bir roman bu. Bir tür bilinç akışı ama steril değil, dağınık, rahatsız edici, zaman zaman saçma. Çünkü insan zihni de öyle. Hamsun burada modern edebiyatın öncülerinden biri gibi davranıyor; insanı romantize etmiyor, süslemiyor. Çıplak bırakıyor. İlk okuyuşumda karakterin gururunu anlamsız bulmuştum. “Neden yardım kabul etmiyor?” diye düşünmüştüm. İkinci okuyuşumda ise o gururun aslında son savunma hattı olduğunu gördüm. İnsan bazen ekmekten önce haysiyetini korumaya çalışıyor. Ve bu trajik. Bir başka çarpıcı nokta şu: Açlık arttıkça zihnin ürettiği halüsinatif düşünceler, aşırı hassasiyet, öfke patlamaları… Sanki fizyolojik bir durum epistemolojik bir krize dönüşüyor. Gerçeklik algısı bozuluyor. Hamsun bunu öyle sade ama keskin bir dille yazmış ki, insan okurken rahatsız oluyor. Ama iyi edebiyat zaten biraz rahatsız eder. Bu kitabı ikinci kez okuduğumda şunu düşündüm: Aslında hepimiz bir tür açlık yaşıyoruz. Anlaşılma
Edebiyat-Düşünce
AçlıkKnut Hamsun · Varlık Yayınları · 201735,7bin okunma
İki kere okuduğum ilk kitap, başyapıt.
10/10
·1440 syf.··
2025 8. kitabı
·
21 günde okudu
·
Okunma: 23 Temmuz 2025 15:47
__"Öğreneceksin! Dost görünenin nasıl düşman olabileceğini, İyi biriymiş gibi davrananın aslında dünyanın en kötü kişisine dönüşebileceğini, Sana sadık gibi duranların, bir gün en büyük ihaneti yapabileceğini öğreneceksin. Göründüğü gibi değildir dünya Görüldüğü gibi değildir insan."__ [spoiler] İlk okuduğumda kurguya kendimi çok kaptırmıştım, gençtim. İkinci okuduğumda Edmond'u hissettim, Edmond oldum desem yeridir. İlk okuduğumda intikam beni rahatlatmıştı, ikincisinde ise intikam beni yordu. Adaleti her zaman biz sağlayamayız. İntikam uğruna ömrünü harcayan Edmond sana sımsıkı sarılmak istiyorum. Eğer benim arkadaşım olsaydın, diğerleri gibi seni hayal kırıklığına uğratmazdım. Sana akışına bırakmayı öğretirdim. Kimse kırdığı yerden kırılmadan ölmez.
Dünya Klasikleri
Monte Cristo KontuAlexandre Dumas · Alfa Yayınları · 202037,2bin okunma