Jan Agir

Jan Agir
@georgesperec
Nevermore...
Ne tür devrimler yaşanırsa yaşansın insanlar genellikle eskiyle yeniyi aynı potada eritirler.
Kolektif Kitap
Siyaset
Reklam
İnsanların bedenleri var. Teknoloji bu son yüzyılda bizi bedenlerimizden uzaklaştırmaya başladı. Aldığımız kokuları ve tatları dikkate alma yetimizi yitirir olduk. Bunlar yerine akıllı telefonlarımıza ve bilgisayarlarımıza gömülmüş durumdayız. Siberâlemde ne olup bittiği, oturduğumuz sokakta ne olup bittiğinden daha çok ilgimizi çekiyor. Artık İsviçre’deki kuzenimle çok daha rahat konuşabiliyorum ama kahvaltı ederken eşimle sohbet etmem zorlaştı çünkü kafasını telefonundan kaldırıp bana baktığı yok.
Kolektif Kitap
Felsefe
Bu kitap boyunca insanlığın geleceğinden bahsederken sık sık birinci çoğul şahıs kullanıyorum. “Bizim” sorunlarımız hakkında “biz” ne yapmalıyız diye soruyorum. Ama belki de “biz” diye bir şey yok. Belki en büyük sorunumuz farklı kitleleri tamamen farklı geleceklerin bekliyor olması. Belki dünyanın neresinde yaşadığınıza bağlı olarak, çocuklarınıza ya bilgisayar kodu yazmayı ya da hızlı silah çekip düzgün ateş etmeyi öğretmelisiniz.
Kolektif Kitap
Felsefe
Pek çok başka durumda da insan duyguları felsefi teorilerin önüne geçer. Bu durum dünyanın ahlaki ve felsefi tarihini, şahane ideallerle ideal olmaktan çok uzak davranışların iç karartıcı bir anlatısına döndürmüştür. Kaç Hıristiyan gerçekten de kendine tokat atana öteki yanağını uzatır? Kaç Budist gerçekten bencil saplantılarını geride bırakır? Kaç Yahudi gerçekten komşusunu kendi canıymış gibi sever? Doğal seçilim Homo sapiens'i böyle şekillendirmiş işte. Tüm memeliler gibi Homo sapiens de ölüm kalım meselesi sözkonusuysa hızlıca karar alabilmek için hislerini kullanır. Öfkemizi, korkularımızı ve arzularımızı her biri doğal seçilimin çetin kalite kontrol testlerinden geçmiş atalarımızdan miras almışız.
Kolektif Kitap
Felsefe
Mühendisler insanların duygularını göz hareketlerine ve yüz kaslarına bakarak tespit edebilen bir yazılım geliştiriyor şu sıralar. Televizyona iyi bir kamera eklememiz durumunda algoritma hangi sahnelere güldüğümüzü, hangi sahnelerde üzüldüğümüzü ve hangi sahnelerde sıkıldığımızı anlayabilir. Sonra algoritma biyometrik sensörlere bağlanırsa her bir karenin kalp atışımızı, tansiyonumuzu ve beyin faaliyetimizi nasıl etkilediğini anlayabilir. Mesela Tarantino'nun Pulp Fiction filmini izliyoruz diyelim; algoritma tecavüz sahnesinde neredeyse fark edilemeyecek kadar az tahrik olduğumuzu, Vincent Markin'i kazara vurduğunda suçlu suçlu sırıttığımızı ve Big Kahuna Burger esprisini anlamasak da salak görünmemek için güldüğümüzü kaydedebilir. Kendimizi gülmeye zorladığımızda, gerçekten komik olduğunu düşündüğümüz bir şeye gülerken kullandığımızdan farklı beyin devreleri kullanıyoruz. İnsanlar aradaki farkı çoğunlukla anlamıyor. Ama biyometrik bir sensör anlayabilir.
Kolektif Kitap
Felsefe