Candide ya da Bağnaz İyimserlik
10/10
·136 syf.··
2026 21. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 12:34
Okurken hem güldüren hem rahatsız eden hem de düşündüren çok az kitap var. Candide benim için tam olarak öyle bir kitap oldu. Saf Candide, en bilge insan olarak gördüğü Pangloss’un bitmek bilmeyen iyimserliğine ve “Bu dünya en iyi mümkün dünyadır.” görüşüne körü körüne inanır. Ancak kitap boyunca başına gelen felaketler, savaşlar, ihanetler ve absürtlükler bu fikri adım adım çökertir. Candide de zamanla Pangloss’u ve onun öğretilerini sorgulamaya başlar; yine de tamamen kopamaz çünkü ona bağnazca bağlıdır. Bu yüzden her kötülükten bir iyilik çıkacağına inanmayı sürdürür, küçük umutlardan büyük beklentiler üretir. Bir noktadan sonra kitap şunu hissettirir: Gerçekten her şey bir planın parçası mı, yoksa biz mi buna inanmak istiyoruz? Voltaire, eser boyunca skolastik düşünceyi, Engizisyon’u ve dogmatik inançları sık sık eleştirir ve bunlara göndermelerde bulunur. Sonunda ise ortaya çok sade ama güçlü bir fikir çıkar: “Kendi bahçemizi yeşertmeliyiz.” Yani büyük teoriler yerine gerçek hayata, emeğe ve yapılabilir olana yönelerek ancak bu dünyada bir denge ve huzur bulabiliriz. Çok akıcı ve keyifli bir kitap herkese öneririm.
Candide ya da İyimserlikVoltaire · İş Bankası Kültür Yayınları · 20257bin okunma
9/10
·296 syf.··
2026 39. kitabı
Yazarın farklı bir hikayesi var ve yaratıcıyla iç sesiyle, belki durugörü veya duruişiti ile, konuştuğunu iddia ediyor ve bizimle paylaşıyor, hepimiz yaratıcıyı farklı yorumluyoruz tanıyoruz veya biliyoruz, yazarın yorumunu sevdim ve kendime yakın buldum
Tanrı İle Sohbet / Gerçek ve Son BuluşmaNeale Donald Walsch · Aya Yayıncılık · 202067 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Yer değiştiren taşlar mıydı, yoksa bir toplumun kendisi miydi?
7/10
·184 syf.··
2026 417. kitabı
·
25 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 12:19
Başta sadece bir japon oyunu çekişmesini okuduğumu sanıp "Sıkılacağım galiba" demiştim. Sonuç olarak gerçek bile olsa sadece bir go oyunu maçını anlatıyordu. Ancak okudukça anladım ki aslında yazar bu satırların arasına çok daha başka bir şey saklamıştı. Maçtaki hamleler ve yaşananlar arasında kaybedilen şeyin yalnızca bir maç değil; bir yaşam biçimi, bir estetik anlayışı ve bir çağ olduğunu go oyunu üzerinden ince ince işlemişti. 1938 yılında oynanan gerçek bir go oyunu müsabakasını anlatıyor yazar kitapta. Yaşlı ve şampiyon bir go ustasının genç ve yetenkli rakibine karşı uzun yıllar süren maçını anlatıyor kitap. Başlarda "Kim kazanacak acaba?" diye okuduğum kitapta fark ettim ki yaşlı usta, yalnızca bir insan değil, aynı zamanda eski Japonya'nın sembolü olarak anlatılıyordu. Gelenek, zarafet,ritüeller, ustaların sahip olduğu kişisel otorite ve saygınlık. Genç rakip ise modern dünyanın temsilcisiydi. Nesnel kurallar, bilimsel analiz, rekabetçilik, eşit şartlar altında mücadelede her şeyin mübah olduğu düşüncesi. Bu sebeple sanırım sonlara doğru kitabın bende uyandırdığı merak "Acaba hangi dünya ayakta kalacak?" sorusuna dönüşmüştü. Yani sadece bir maç değildi anlatılmak istenen. Büyük tarihsel ve kültürel dönüşümleri çok küçük, sessiz ve insani olaylar üzerinden anlatıyordu yazar. Go tahtasındaki taşlar yer değiştirirken, arka planda bütün bir toplum değişmekteydi. Yaşlı usta aslında sadece rakibiyle değil, zamanın kendisiyle mücadele etmekteydi. Kaybetti... Biterken hissettiğim hüzünlü bir saygıydı. Sanki bir ustanın değil de bir dönemin cenazesine tanıklık ediyormuşum gibiydi... Keyifle okundu...
1000Kitap
Go UstasıYasunari Kawabata · Can Yayınları · 2022116 okunma
Puan vermedi·112 syf.··
2026 137. kitabı
Bir öğrenci “Kaleme neden kalem diyoruz?” diye sorarsa ne olur? Nick Allen tam da bu soruyu sorar. Ve bu soru, sıradan bir merak olarak kalmaz; sınıfın duvarlarını aşar, okulun düzenine dokunur, dilin kendisini sorgulatır. Ortaya çıkan yeni kelime ise bir oyun gibi başlar: Findel. Başta sadece bir şaka gibi görünen bu kelime, kısa sürede çok daha büyük bir şeye dönüşür: Kim karar verir neyin doğru olduğuna? Bir kelimeyi kim “gerçek” yapar? Ve en önemlisi, kuralları koyan otorite gerçekten her zaman haklı mıdır? Findel yalnızca eğlenceli bir okul hikâyesi değil; aynı zamanda mutlak otoritenin, alışılmış kuralların ve sorgusuz kabul edilen doğruların tartışmaya açıldığı düşündürücü bir anlatıdır. Bir öğrencinin küçük bir sorusu, bütün bir düzeni sarsabilecek güce dönüşür. Bir kelimeyi değiştirmek mümkünse… Düşünceleri değiştirmek neden mümkün olmasın? Nick Allen’a göre mesele tam olarak budur.
Bunun Adı FindelAndrew Clements · Günışığı Kitaplığı · 20212,902 okunma
Grange beni hep etkilemişti ama kendinden hikaye beni mahvetti!..
Puan vermedi·280 syf.··
2026 30. kitabı
·
23 saatte okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 11:49
Jean Christophe Grange’ın her kitabını bir solukta okumuşumdur, uyarlanan filmlerini izlemişimdir.Hep ona sorulduğu gibi “Bunlar aklına nerden geliyor?” diye ben de düşündüm. Ama gerçekten esinlenmesi büyük bir hüzün, acı bıraktı bende. Bu kadarı da olmaz diyebileceğimiz şeylerin hayal ürünü olmadığını görmek, hissetmek hayatın adil olmadığı sorgusunu tekrar yaptırdı bana.. Keşke hayal ürünü olsaymış, bir kadının, bir evladın, bir insanın bunları yaşamış olması gerçek olmasaymış .. İçim parçalandı ve bunu tarif edecek kelime ya da cümleler bulamıyorum. “Ben Şeytanın Oğluyum” okuduğum en sarsıcı kitaplardan biriydi. Kitabı etkileyici kılan şey yalnızca yaşanan olaylar değil, bunların yazarın kendi hayatından izler taşımasıydı. Sayfalar boyunca bir insanın yaşadığı acılara, çaresizliğe ve mücadeleye tanıklık ettim. Ancak bazı bölümler vardı ki onları okurken yalnızca üzülmedim; içimde derin bir sızı hissettim. Özellikle “Bazen çok daha kötüsü oluyordu; beni bebeği yalnız bırakmaya mecbur ederek zorla gece âlemlerine götürüyordu!” cümlesi beni derinden etkiledi. Bir annenin, en değerli varlığı olan bebeğinden ayrılmaya zorlanması ve bunun karşısında çaresiz bırakılması bana acımasızlığın ne kadar ileri gidebileceğini düşündürdü. Bu cümleyi okurken yaşanan olayları gözümde canlandırdım ve bir annenin kalbinde açılan yarayı hissetmeye çalıştım. O anlarda hissedilen korkuyu, vicdan azabını ve çaresizliği düşünmek bile üzücüydü. Beni en çok etkileyen bölümlerden biri de “Jean-Christophe’ a her gün benim fotoğrafımı göster. Beni unutmasın!” sözleri oldu. Bu cümlede bir annenin bütün sevgisi, özlemi ve korkusu saklıydı. Bir annenin çocuğuna kavuşamama ihtimali karşısında tek dileğinin unutulmamak olması yüreğimi burktu. Bu sözleri okurken boğazım düğümlendi; çünkü burada
Ben Şeytanın OğluyumJean-Christophe Grangé · Doğan Kitap · 0139 okunma
8/10
·368 syf.··
2026 52. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 11:51
Helloooo Interstellar'ı severleri buraya alalım! Film tadında bir kitaptı ve okuduğum diğer kitapların çok çok ötesinde bir kurguya sahipti. Yazarın muazzam bir hayal gücü var ve bilimin tüm nimetlerinden sonuna kadar yararlanmış. Jason kısa süreliğine evinden çıkıp arkadaşının başarısını kutlamaya gider. Dönüş yolunda bir saldırıya uğrar ve gözünü çok farklı bir dünyada açar. Bulunduğu dünyada çok sevdiği eşi çocuğu bildiği tüm yaşamı yok olmuş versiyonuyla karşılaşır. Bu versiyon, seçimlerin insan hayatını nasıl şekillendirdiğini, on beş yıl önce yaptığı seçimlerin aksine farklı bir seçim yapsa ne olacağını okuyoruz. On beş yıl önce geride bıraktığı Jason ödüllğü bir bilim insanı olmuştur. Bizim bildiğimiz Jason ise tek düze yaşayan öğretmenlik yapan aile babasıdır. Ödüllü Jason'ın bizim bildiğimiz Jason'ın hayatını seçsem nasıl olurdu diye düşündüğü noktada ise devreye bilim girer. Bilim kurgu türü çok okuduğum bir tür olmayınca başlarda epey bir önyargım vardı ama okudukça Jason'a hak verdim. Bende olsam aynı merak içerisinde kalır elimdeki tüm nimetlerden yararlanırdım. Bizim Jason'ın bulunduğu yeni dünyadan kendi gerçek dünyasına ailesine kavuşma çabasını çokça taktir ettiğimi de belirtmek isterim. Aklında hep bir ukde kalsa da yaptığı seçimden pişman olmaması verdiği mesaj gayet güzeldi. Minik bir itiraf; okurken aklımda hep Interstellar'ın Cooper'ı Matthew McConaughey vardı. Bu sebeple Jason = Matthew hayal ettim, eh neden göz zevkim de şenlenmesin değil mi ama Bilim kurgu seviyorsanız, ya da çok nadir okuyorsanız, ya da ilk kez okuyacaksanız o zaman alın size öneri OKUYUN ve OKUTUN KitapRüyasından Sevgilerle
Karanlık MaddeBlake Crouch · Doğan Kitap · 2018412 okunma