Kendimi kusursuz bir şekilde gözlüğümün arkasına saklıyordum. Aksi
halde terk edileceğimi biliyordum. Sürgün edileceğimi, hayatım boyunca parmakla işaret edileceğimi biliyordum. Gerçek yüzümü tüm çıplaklığıyla gösterseydim, büyümemiş bir çocuk gibi davransaydım, tüm içtenliğim ve bilgeliğimle yarattığım bu maskenin arkasında hep bir arayış içinde ve diken üstünde olmasaydım.
“ Aslında kocasıyla konuşamıyor, ona aklındaki hiçbir şeyi soramıyor, aralarında iletişim yok, sevgi bağı yok, güven bağı yok, ikisi de karşılıklı bir strateji güdüyor, bir planı uzun erimli yürütmeyi hedefliyor ve ne yazık ki ikisi de bu evlilik/ilişki planının tıkır tıkır işleyebiliyor olmasını başarılı bir evlilik/sağlıklı bir ilişki olarak kabul ediyor. Evliliklerinde bir sorun yaşanmıyor olması, kendilerini başarılı ve iyi hissettiriyor. İyi sevgililer, iyi eşler olduklarına, mutlu-mesut yaşadıklarına inanıyorlar. Oysa her şey farkındaysanız pamuk ipliğine bağlı. Ortada güven, sevgi, aşk, samimiyet, içtenlik, paylaşım, dürüstlük, gerçek bir sadakat olmadığı için bu evliliğin dinamiklerinin her an değişebileceği sizce de aşikâr değil mi? (Tıpkı çağımızdaki sayısız çiftin, sayısız ilişkinin içinde yaşanan tedirginlik, değişkenlik, korku ve endişe, bu ilişkinin da orta yerinde patlamaya hazır bir bomba olarak bekliyor.) ”
İnsan hayal kurarken gözlerini kapatır, hiç kimse hayallerimizi görmesin diye yaparız aslında, gözlerimizi kapatınca kendimiziden bile saklarız hayallerimizi. İçimizdeki gerçek biz, o hayaldeki biziz aslında.
Salat ve selam üzerine olsun, Allah Resulü'nün bir sözünü de yazayım: "Ahde bağlılık imandandır." Bir başka hadis daha: "Şaka bile olsa yalanı kesinlikle bırakmadıkça gerçek mümin, inanan olunmaz!"