Adalet ve Eylem
7/10
·232 syf.··
2026 9. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 18:30
"Mükemmel bir gerilim ve aynı zamanda politik eleştirilerle dolu bir eser " olarak tanımlamış Alberto Manguel. Evet güzel bir gerilim romanı ama politik eleştiriler sayılı. Yine de kitabın sürükleyiciliği gerçekten çok iyi. "Dünyanın , Adalet sağlamaya yönelik ortak bir sorumluluk taşıdığını görmesi gerek ; artık bu sorumluluk seçilmiş , aslında kendi kendilerini seçmiş, az sayıda insanın amacı olarak kalamaz" bu alıntı ilk etapta, aslında suikast bürosu gibi yapıların varlığını savunuyor gibi gözükse de , bence burada savunduğu düşünce; herkesin kendi içerisinde ve yakın çevresinde adaleti sağlaması gerektiydi. Ve zaten büro başkanının kendi ölüm emrini vermesine gerekçe de bu yorumda saklı. Bu kesinlikle kitabın özet cümlesi diyebilirim.
Suikast BürosuJack London · İthaki Yayınları · 20192,758 okunma
hoş bir temenni ve vaaz kitabı.
Puan vermedi·246 syf.··
2026 11. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 15:33
Hayatın içinden sosyal konulara dair pek çok konuda yazarın "beklentilerinden", "temennilerinden" ve "buyuruklarından" oluşan kitap, kemal sayar'ın kişisel ajandasının ötesinde geçebilecek argümantasyon derinliğinden uzak. Eğer kemal sayar'ı kemal sayar olduğu için her dediğini ciddiye alacağınız bir aile büyüğü olarak görerek okuyacaksanız tavsiyeler kitabı olarak faydalı olur. Ancak; isminden ve kimliğinden bağımsız bir yazardan böyle bir kitapta fikirlerini okurken daha ciddi neden sonuç ilişkileri, ispatlar, anti-tezler beklenir. Yazar konuları ele alırken insanın doğuştan iyi olduğuna dair bir temel varsayım üzerine tüm fikirleri kurgulamış. Yine bu temel varsayımla muhtemelen (insanı kendi tabiri ile)"meleksi" bir canlı olarak yaratan bir yaratıcıyı da varsayıyor. Aslında insan doğası tüm iyi şeylere muktedir ancak bir şeyler bozulmuş ve işler yolunda gitmemiş gibi bir kurgu var. İnsan doğası "meleksi" yanı, hatta "şeytansı" yanından öte asla çözülemeyecek ve birer tabii veri olarak kabul edilmesi gereken bir sürü çelişkiyi de içinde barındırır. Kitap bu çelişkilerden, kaderimizdeki çıkmazlardan bahsetmiyor. Yapılması gereken iyilikler ve yapılan kötülükler var. Yazarın kişisel bir dikotomi rehberi olarak görüyorum böyle bir yaklaşımı. Üstelik yüzyıllar boyu her nesil kendinden önceki nesillere dair bir sürü haklı gerekçe ile "çok bozdular" söylemini dile getirmiştir. Bu anlamda bir yenilik ya da özgünlük barındırdığı söylenemez. Bu haliyle bilge bir aile büyüğünüzün bana güvenin sizlere güzel sözlerim var kitabı.
Hayata Dair
YavaşlaM. Kemal Sayar · Kapı Yayınları · 202013,2bin okunma
Reklam
7/10
·187 syf.··
2026 30. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2026 23:09
Politik tahliller beklerken daha çok tarih anlatısıyla karşılaştığım bir kitap... Objektifliği konusunda da gayet memnun etti. Kronolojik bakımdan gidişatta en büyük eksiklik Osmanlı, bunu da mantıklı bir gerekçe ile -sığdıramamak- neden eklemediklerini açıklamışlar.
Türk İslam Senteziİbrahim Kafesoğlu · Ötüken Neşriyat · 2014108 okunma
9/10
·154 syf.··
Beğendi
·
2026 26. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 06 Haziran 2026 14:23
Kitabın önsözünden yola çıkarak, Shakespeare’in trajedileri arasında en kısa olanı Macbeth, quarto baskısı olmayan ve ilk kez 1623 İlk Folio’da yayımlanan bir eseridir. Oyunun 1606’da Kral I. James’in huzurunda sahnelendiği düşünülüyor. Shakespeare, bu vesileyle kralın atalarına selam gönderir; dördüncü perdede İskoç krallarının resmi geçidiyle James’in soyunun sonsuza dek sürecek hükümranlığına işaret eder. Tarihsel kaynaklardaki İskoç-Danimarka savaşını da bilerek İskoç-Norveç savaşına dönüştürerek kralın hoşuna gitmeyi hedeflemiştir, yani bir nevi göze girme çabası. Oyunun temel kaynağı Holinshed’in Tarih kitabıdır. Ancak Shakespeare, dramatik amacına uygun olarak kaynak metindeki karakterleri kökten değiştirmiştir. Kaynakta güçsüz ve beceriksiz bir hükümdar olan Duncan, oyunda erdemli, adil ve Tanrı’nın lütfuna mazhar ideal krala dönüşür. Banquo, kaynakta Macbeth’in suç ortağıyken oyunda sadakat ve soyluluğun timsali hâline getirilir. Macbeth ise Duncan’ı öldürdükten sonra on yıl boyunca iyi bir kral olarak yönetmişken, Shakespeare’in kaleminde tahtı gasp ettiği ilk andan itibaren kanlı bir despota evrilir. Bu değişikliklerin tek bir amacı vardır; Macbeth’e politik hırs dışında hiçbir makul mazeret, haklı gerekçe veya insani bahane bırakmamak.Eserin merkezinde aşırı hırs ve bunun insanı adım adım insanlığından koparışı yatmaktadır. Macbeth ne doğuştan kötüdür ne de cadıların saf kurbanı. Cadılar yalnızca kehanette bulunur; asıl itici güç, kahramanın kendi içindeki tutku ve istektir. İlk cinayet işlendiğinde gerekli savunma ve geleceği güvence altına alma mantığı devreye girer. Bir kez kan döküldükten sonra durmak imkânsızlaşır artık. Shakespeare burada acımasız bir gerçeği ortaya koyar. Suç, kendi mantığını yaratır. Macbeth’in trajedisi, vicdanının hala canlı
Edebiyat
MacbethWilliam Shakespeare · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202529,5bin okunma
9/10
·120 syf.··
2026 44. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 04 Haziran 2026 18:39
Anlatım dili çok güçlü bir yazarmış Sándor Márai, kendisini ilk kez bu kitabıyla tanıdım. Kitabın baş karakteri General Henrik; kendisi, eşi ve en yakın arkadaşı arasındaki gerçeğin izinde bir hayat sürüyor ve o gerçeği kabul etmek için tam kırk bir yıl bekliyor. Bu bekleyişi ile insanın soruları sözlerle değil yalnızca hayatıyla cevaplayabileceğini öğreniyor aynı zamanda. Hayatı yaşama şeklimiz aslında gerçeğimizdir ama bunu ömrümüzün sonunda öğreniriz diyor. İnsanın kendi gerçeğini ararken bu kadar derine inebilmesi, bütün katmanları sıyırıp en temeldekini görmesi ve kabul etmeye hazır olması muhteşem anlatılıyor kitapta. Yazar, neredeyse hiç olay yaşanmadan, bir durumun ifade edilişini o kadar güzel anlatmış ki beni kendisine hayran bıraktı. Gerçek ile hakikatin asla aynı şey olamayacağı, gerçeğin sadece olaydan ibaret olmasına karşılık hakikatin gerekçe, niyet ve düşünceyi de kapsadığını anlatan bölüm özellikle en sevdiğim yer oldu.
Mumlar Sonuna Kadar YanarSándor Márai · Yapı Kredi Yayınları · 20246,5bin okunma
Elif Şafak - Gökyüzünde Nehirler Var
Puan vermedi·560 syf.··
2026 15. kitabı
Yazarın okuduğum üçüncü kitabı ve genel kültürüne hayran kaldım diyebilirim ancak adeta bir Netflix dayatması gibi ana karakterin sonradan lezbiyen olmasına bence gerek yoktu. Çok spesifik konular üzerinde derin bilgisi olan bir kadın. Yaptığı aforizmalar, kıssadan hisseler de oldukça hoşuma gitti. Eserlerin anlatımı olabildiğince yoğundu. Sultan Abdülaziz'in bilekleri kesilmiş halde ölü bulunup intihar süsü verildiğinin düşünüldüğünü burada öğrendim. Kolera'nın Ganj nehrinde ortaya çıkıp dünyaya yayıldığını da yine burada öğrendim (Siktiğimin boklu Hintlileri) Yazar, Arthur Smith'i gerçekte yaşayıp ona çok benzeyen George Smith'ten esinlenerek yaratmıştır. Eser eski bir zamanda Mezopotamyanın en önemli ve zengin şehirlerinden Ninovada başlar. Buranın kralı Assur-bani-pal'dir. Daha önce şehrinin istila seliyle yağmalanıp yok olacağı, taşlarının bile sökülüp götürüleceği kehanet edilmiştir. Kral babasının en küçük oğludur ve tahta çıkması imkansız olarak düşünüldüğünden ağabeylerine savaş, savunma vs. öğretilirken kendine bölüm, edebiyat, felsefe öğretilir ve babasının kendisini seçmesiyle krallığın gelmiş geçmiş en eğitimli kralı olur. Huzuruna eski lalası olan birisi ajanlık yaptığı gerekçesiyle çıkarılır. Adam işkence görmüştür, ajanlık yapmaktadır çünkü Assurbanipal düşman ülkeleri susuzlukla terbiye etmiştir. Assurbanipal kültürlü olmasına rağmen gaddar da bir adamdır ve onu yaktırır. Buradan Thames Nehri civarı Londra'ya atlanır. Nehir her şeyin atıldığı, kötü kokan ve pis bir nehirdir. Tosher isimli bir grup insan nehre düşmüş kıymetli nesneleri avlayarak hayatını idame ettirmektedir. İçlerinde Arabella isimli hamile bir kadın vardır. Sancısı tutar ve oğlu olur. Kadın bu çocuğu büyütemeyeceğini, söyler. Kendini bile zor doyurmaktadır. Kocası alkolik, sorumsuz
Gökyüzünde Nehirler VarElif Şafak · Doğan Kitap · 20251,712 okunma
Reklam
Reklam