“Kaybolmayı kabullenişin ardından insanın aklına ilk hücum eden “Peki şimdi ben nasıl geri döneceğim?“ sorusu oluyor. Kaybolmayı kabul etmekten daha sarsıcı ve zor olanı geriye nasıl döneceğini bilememek. Asıl yıkım burada başlıyor: hezeyan halinde kendi kendine sayıklardıklarının seni bir yere götürmeyeceğinin bilincine vardığın hezimet anında.”
Gidersem büsbütün kaybolacağım.Üstümde eşelenerek yere düşmüş bir anahtar gibi kumla örtecekler beni.Bir döneceğim eve geri giremeyeceğim.Bu yüzden bir fırtına bekliyorum,birden çıkacak kumları tozarak bembeyaz karanlığı dağıtacak,on kilometreden adalar pırıl pırıl ortaya çıkacak.
Senden hiç hoşlanmıyorum! Senden nefret ediyorum ve iğreniyorum! Anneme geri döneceğim, kesinlikle döneceğim!!
"Pekala, ben seni daha çok seviyorum," dedi. "Hadi, barış olsun. Bir daha asla senin isteğin dışında yapmayacağım. Hayatım üzerine yemin ederim!"
I don't like you at all! I hate and detest you! I'll go back to mother, I will!!
Well, I like you all the better,' he said. 'Come, let there be peace. I'll never do it again against your will. My life upon it now!"