8/10
·126 syf.··
Beğendi
·
2026 29. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 21:26
!!! DİKKAT !!! SPOİLER İÇERİR Merhabalar, başlangıçtaki açıklayıcı-eleştirel kısmı oldukça faydalı bulduğumu söyleyebilirim. Okurken daha dikkatli ve alıcı gözle bakabilmemi sağladı. ​Yıllar önce yazılsa da hâlâ hiçbir şeyin değişmediğinin ve aynı devam ettiğinin bir temsili gibi olmuş . Dük'ün uzaklaşmayla ne amaçladığını anlayabilsem de tek uygun çözümü bu muydu diye sormadan edemedim; sorumluluktan kaçmaktı benim açımdan. Çok da mantıklı gelmedi. ​Angelo karakteri "sosyal medyada ahlak bekçiliği yapıp arkada her türlü işi çeviren" bir tip gibiydi. Gücü ona ver ve arkana yaslanıp gerisini izle... ​Isabella'ya bakarsam durumu oldukça sıkıntılıydı. Kardeşinin hayatı ve kendi ilkeleri arasında sıkışıp kalması duygusaldı. Aşırı dindarlığı beni biraz sıksa da toplum yüzünden köşeye sıkışması çok canımı sıktı. ​Claudio'nun başına gelenler de üzücüydü fakat beni asıl sinirlendiren, ölüm korkusuyla kız kardeşinden yardım isteyip tüm yükü onun üstüne yıkması sinirlendiriciydi. Yaşadığı strese ve korkuya hak verebildim ama ikiyüzlü bir davranış olarak gözüme gözüktü. Biraz omurgalı olaydın keşke... ​Başlangıç olarak adalet, ahlak, merhamet kavramlarını yazar, bayağı önümüze çıkarmış gibiydi; güzel sorgulattı, düşündürdü. Bu açıdan oldukça beğendiğimi söyleyebilirim. İnsanın içinde kalan gizli tarafları açısından da inceleyiciydi. Günümüz bakış açısıyla baktığımda, hâlâ çok da ilerleyemediğimizi net olarak söyleyebilirim. Bulunduğumuz yerden çok da öteye gidememişiz; ahlak açısından vaaz verilmekten başka ötesi de olmamış. Ayrıca ikinci yarıdaki Angelo'nun ikiyüzlülüğü gerçekten çok gerçekçiydi, çöküşünü izlemek tatmin ediciydi. Ama açıkçası finali biraz havada kaldı bence — Isabella'ya karşı yapılanların üzerinden öyle kolayca geçilmesi ve herkesin bir anda affedip evlenmeye
Kısasa KısasWilliam Shakespeare · Türkiye İş Bankası Yayınları · 20112,184 okunma
9/10
·94 syf.··
Beğendi
·
2026 28. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 00:00
Merhabalar,kitabı iki kısımda inceleyeceğim ilk yarı ve ikinci yarı şeklinde. !!!!!DİKKAT SPOİLER İÇERİR!!!!! lütfen ona göre okuyun. içerik hakkında baya bilgi içeriyor!!! Martı 1.yarı kitapla ilgili dikkatimi en çok çeken şey sıkışmışlık içerisinde olmasıydı. Herkesin kendince sorunları ve bunalımları vardı. Bu açıdan asıl sinirlendiğim nokta hiç kimsenin birbiriyle gerçekten iletişim kurmaya çalışmaması, çözmeye de çalışmaması. bana ciddi bir iletişimsizlik söz konusu olduğunu düşündürdü. Kitabın en başındaki Medvedenko ve Maşa'nın konuşmasından örnek verecek olursam: Medvedenko geçimden, yaşam şartlarından, daha çok maddiyat ağırlıklı şeylerden bahsediyorken Maşa ise "hayatımın yasını tutuyorum, mutsuzum" diyor. Aslında iki taraf da haklı ama iki taraf da bambaşka tellerden çalıyordu. Ayrıca konuşmak için konuşan, konuşmalarda sadece kendi kısmını bekleyen kişiler gibi geldiler. Yüzeysel karakterlere sahipmişler duygusunu hissettim. ​Treplev karakterini başta sevmiş gibiydim fakat ilerledikçe düşünce olarak uyuşmadığım bir karakter olduğuna karar verdim gibi. Başta eski olanı bırakıp yeniye yönelmesini oldukça atılgan ve cesur bir hareket olarak görürken son kısımlarda (Nina'yla Martı konuşmasında) bunu aslında kendisini, annesine ispat etme -sevgi- için bir araç gibi kullandığını düşünmeye başladım. Kendi çıkarları için yapıyor gibi bir his baskın hale geldi. Bu noktada onun samimi olup olmadığına karar veremedim. Arkadina'ya ise başta oldukça gıcık kaptım. Kendi bildiğini yapan ve okuyan baskın bir karakter vibe'ını verdi. Kendine güvenmesi ve daima mükemmele oynaması bir seviyeye kadar güzel gelirken o seviyeden sonrasında da kendi egosunun esiri haline düşmüş gibiydi. Onun da arka planda bir şeylerin bunalımında olduğu hissedilmekteydi. Son olarak 40-46.
Duygu ve Düşünce
MartıAnton Çehov · İş Bankası Kültür Yayınları · 201626,6bin okunma
Reklam
"İşte Deniz, Maria" (Ferit EDGÜ)
10/10
·84 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
Çok büyük zevkle ve hissederek okuduğum "İşte Deniz, Maria", üç bölümden oluşmaktadır: kısa öyküler, çok kısa öyküler ve kitaba adını veren “İşte Deniz, Maria”. Kitap, geleneksel bir hikâye akışından çok, parçalı bir duygu dünyası sunmaktadır. Metinlerde deniz, sessizlik, yalnızlık, çağrışım, unutma, hatırlama ve insan ilişkilerindeki kopukluk sık sık karşımıza çıkmaktadır. Kitabın dili son derece yalındır; fakat bu yalınlık basitlik anlamına gelmez. Bazı öyküler birkaç satır içinde biter, ama bıraktığı etki uzun süre devam eder. Kelime fazlalıkları ayıklanarak, dilin içindeki cevhere ulaşılmaya çalışılmıştır. Minimal ama etkili anlatımı ve şiirsel atmosferi ile duygu, imge ve sezgi ön plandadır. Bu sebeple hızlı tüketilecek değil, sindirilerek okunacak bir eser hissi vermektedir. Kısa metinleri barındıran kitap, özellikle “küçürek öykü” denilen türün Türk edebiyatındaki önemli örnekleri arasında gösterilmektedir. Öyküler, sadece olay örgüsüyle değil, okurun zihninde çağrışımlar yaratan bir anlatım gücü ile öne çıkar. Ferit Edgü, bu eserinde az sözle çok şey söyleyerek, okuru sessizliğin ve boşlukların içinde düşünmeye davet etmektedir. Örnek bir küçürek öykü: GİDERAYAK Burda çok iyiyim, dedi. Rahat mısın, dedim. Çok rahatım. Hayatımda hiç olmadığı kadar. Öyleyse, üzerine toprağı gönül rahatlığıyla örtebiliriz, dedim. Evet, evet, dedi. İlk toprağı (iki kürek) ben attım. Sonra tüm dostları.
İşte Deniz, MariaFerit Edgü · Sel Yayıncılık · 2014714 okunma
Puan vermedi·194 syf.··
2026 20. kitabı
·
13 saatte okudu
·
Okunma: 21 Mart 2026 00:35
Günler geçti, haftalar geçti, aylar geçti sevgili okur. Bir dağ başında da geçiyor zaman, dakikalar sayılarak da olsa geçiyor zaman. Kar yağdı, don tuttu, yollar kapandı, yollar açıldı, bebeler öldü, bebeler doğdu, gelen oldu, giden oldu, yolunu bulanlar oldu ve bir gün kar dindi. O günden sonra kar hiç yağmadı ya da yağmurla karışık arada bir şöyle bir serpeleyip geçti. Karlar erimeye, sular akmaya, devreler oluşmaya başladı. Karların altında bitkiler çıktı. Ayılar kış uykusundan uyandı. Kurtlar ortalıktan çekildi. Koyunlar ağıllardan çıktı. Kuzular melemeye başladı. Bir müfettiş geldi. Bir hafta sonra okulu kapayacaksınız, dedi. Böylece bize yol göründü. Bu arada çocuklar okumayı öğrendiler, bu arada çocuklar hesap yapmayı öğrendiler, bu arada çocuklar bulaşıcı hastalıklardan korunmayı öğrendiler, bu arada çocuklar hastalık yapan mikropları öğrendiler, bu arada çocuklar diş fırçalamanın gerçekliklerini öğrendiler, bu arada çocuklar kentleri, denizleri, asfalt yolları öğrendiler, bu arada çocuklar nasıl yönetildiğimizi öğrendiler, belediye seçimlerini öğrendiler, başkentimizi ve öbür büyük kentlerimizi öğrendiler, yıldızlar niçin uzak, onu öğrendiler, ben bu arada karada yaşamayı öğrendim, karada da, dağ başında da, başka insanlarla da, kötü beslenerek de, bebeklerin ölümünü görerek de, ölmeden, çıldırmadan da yaşanabileceğini öğrendim, bu arada onların dillerinden sözcükler öğrendim, koyunlar nasıl doğurur, kurtlar nasıl köye iner, köpekler nasıl ısırır, bunları öğrendim. Bu arada ben de öğrendim sürgünde nasıl yaşanır, sınırın altında yirmi beş dereceyi bulduğunda soğuk, nasıl donmaz insan, nasıl dayanır, insan kendi soluğuyla nasıl ısınır, bunu öğrendim, nasıl kendisiyle konuşur insan, nasıl dertleşir, nasıl öyküler uydurur, bu arada ben de öğrendim yaşamın önceden
Hakkari'de Bir MevsimFerit Edgü · Sel Yayınları · 201713,9bin okunma
9/10
·384 syf.··
2026 5. kitabı
·
26 günde okudu
·
Okunma: 22 Şubat 2026 00:14
Buyuk bir keyifle okudum. Dizisini tek tuk 1-2 bolum izlemistim sadece. Izledigim kadariyla soyleyebilirim ki kitabin icerigi ve etkileyiciligi kat be kat daha fazla. Kitapta en cok Handan ve Fadi’ye uzuldum. Kenan’in sonunun daha beter olmasini istedim nedense. O kadar yapti etti ama sondaki yaptiklari daha once yaptiklarini affettirebilir mi? Olsa olsa kendini bir parca rahat ve huzurlu hissetmesini sagladi belki de giderayak. Ama onceden karsi tarafa verdigi zararlar, yikimlar, duygusal cokusler, … bunlarin hesabini verebildi mi?!! orasi tartisilir. Okumasi cok keyifli bir kitapti. Diziden cok cok iyi bence!!
Kral KaybederseGülseren Budayıcıoğlu · Remzi Kitabevi · 201521,8bin okunma
10/10
·1025 syf.··
2026 1. kitabı
·
41 günde okudu
·
Okunma: 27 Ocak 2026 02:23
Şimşek gibi geçtin üzerimden… Tiyatral bir havası vardı ama sanki zaten hayatı da bir tiyatro sahnesi üzerinde yaşıyormuşuz gibi hissettiren, kanıksattıran türden. Her şeyiyle çok güzeldi. Okurken her an karanlığın içine gömülecekmişim gibi korku ve dehşete kapılışım; ama yolun sonunda sadece dingin bir huşu ve huzurun, en yüce hislerin, merhamet ve kucaklayışın hakimiyet kurması. Ve yazarımız büyük ihtimalle bunu en iyi çocukların temiz ruhu yoluyla anlatabileceğini biliyordu, o yüzden İlyuşeçka’yı seçti bence son şarkısı için… Bana göre kitabın belkemiği, gizli başrolü İvan Fyodoroviç’e gelince… Bence Dostoyevski bize haykırmak istediği bütün tiradlarını ona söyletti, bunu yaparken de acımasızca hırpaladı tabii onu. Derin düşünmenin bedelini iyice bir ödetti Dostoyevski, kendi gibi İvan’ı da zekasına yenik düşürdü. O ve Büyük Engizisyoncu’su, bütün sayıklamaları, mücadelesi… Muazzamdı. Ayrıca, Staretz konusunda da; “Alyoşa’m ne diyorsa o!” demeden edemeyeceğim. Alyoşa’mız seviyordu bir kere onu, hem tatlı tatlı nasihatler de etti pek çok, din adamı ne de olsa! :) Sen üzülme Alyoşa, Staretz giderayak sadakat testi yaptı işte, biz düşmedik. O kısımlar da çooookkk güzeldi. Başka ne diyebilirim ki? Nasıl yaptın, nasıl yazdın bunu be adam, söyle!
Edebiyat
Karamazov KardeşlerFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202545,3bin okunma
Reklam
Reklam