Kurucu | Yönetim Kurulu Başkanı @| Teşvik & Devlet Destekleri Uzmanı | Mikro Girişim Yatırım Finansmanı Stratejisti | İmalat Sanayii Odaklı Proje Geliştiricİ
Platon: Mağarayı terk et.
Charles Dickens: Kasabayı terk et.
Heidegger: Metropolü terk et.
Shakespeare: Dünyayı terk et.
İbn Arabi: Varlığını terk et.
Fuzûlî: Mutluluğu terk et.
Nietzsche: Beni yalnız bırakın.
Bazen olmadık yerlerde görüyorum onu.Öyle bir bakıyor ki içimde civcivler zıplamaya başlıyor.Sarılayım mı biraz diyorum, gülümsüyor.Sonra kaybolup gidiyor işte. Hayal görmenin en kötü tarafı dokunma isteğini karşılayamamaları. Çünkü üstünden ne kadar zaman geçerse geçsin mutlu görüntülere rastlamak halen mümkün. Ölülerin en kötü huyuysa konuşmamaları. Allah, keşke diyorum, hiç olmazsa bu kadarını ayarlasaydı
**Babaların sesi çok özleniyor*
Açar,
Kan kırmızı yediverenler
Ve kar yağar bir yandan,
Savrulur Karacadağ,
Savrulur zozan...
Bak, bıyığım buz tuttu,
Üşüyorum da
Zemheri de uzadıkça uzadı,
Seni, baharmışın gibi düşünüyorum,
Seni, Diyarbekir gibi,
Nelere, nelere baskın gelmez ki
Seni düşünmenin tadı...
Ahmed Arif
Özel yaşamındaki karışıklık sebebiyle bulunduğu yerden kaçmayı tercih eden Fransız iş adamı ve Çin' de tuvalet bekçiliği yapan bilge bir kadının gerçekle hayal arasında geçen kısacık ama çok etkileyici hikayesi..
Çin' de tek çocuk yasası vardır ama Bayan Ming tam on çocuğa sahiptir. Çin' in katı kuralları içinde dünyaya getiremediği fakat içinde her birine ayrı ayrı sevgi ve şefkat beslediği tam on çocuk...
Baskının hüküm sürdüğü bir ülkeye inat direnişçi bir kadınının bu hikayesi; hakikat, hayal gücü, yalnızlık ve sevgi kavramlarını yeniden sorgulatıyor.
Bazen, belki bir yalan acı gerçeklerden daha iyi birşeydir. "Hakikat de bizim en fazla hoşumuza giden yalanın ta kendisidir."