En etkileyici alıntılardan biri olmalı
“Sokağında savaş mı var? Ha? Evinin önünde insanlar birbirini mi öldürüyor? Git, çık, savaş sen de o zaman! Öl, yaralan, sakat kal! Açlık mı var sizin orada? Çocuk yap, onu ye! Kendini ye! Ama kalkıp da dünyanın öbür ucuna gideceğim diye benim hayatıma sıçma! Hem ne olacak ki oralara gidince! İliğine kadar sikileceksin! Başka ne olmasını bekliyorsun? İnsanlar kollarını açmış, seni bekliyor çünkü değil mi! Geri zekâlı! Gideceğin yerde hiçbir değerin yok, anlamıyor musun? Hem de hiç! Göreceksin! Kimse seninle otobüste yan yana oturmak istemeyecek! Kimse seninle asansörde yalnız kalmak istemeyecek! Kimse o hiçbir zaman düzeltemeyeceğin aptal aksanınla vereceğin selamları almak istemeyecek! Kimse seninle komşu olmak istemeyecek! Kimse çocuğunun senin çocuğunla arkadaşlık etmesini istemeyecek! Kimse senin dinine ait en ufak bir şey duymak ya da görmek istemeyecek! Kimse o yemeklerinin iğrenç kokularını içine çekmek istemeyecek! Kimse senin para kazanmanı istemeyecek! Kimse senin onlardan daha mutlu olmanı ya da daha uzun yaşamanı istemeyecek! Kimse bir kuyrukta senin arkanda olmak istemeyecek! Kimse gittiğin yerde oy vermeni istemeyecek! Kimse seninle yatmak istemeyecek! Kimse gözlerinin içine bakmak istemeyecek! Kimse seni bir insan olarak görmeyecek! Kimse adını sormak istemeyecek! İsteyen olursa da, inan bana, ya delidir ya da istiyormuş gibi yapıyordur! İnsanlar senden o kadar nefret edecekler ki yerleştiğin her yerde emlak fiyatları düşecek! Bunu anla artık! Ama hâlâ canını veriyorsun oralara gitmek için! Hâlâ çocuklarını terk ediyorsun! Hâlâ yıllarca öküz gibi çalışıp bizim gibilere vermek için para biriktiriyorsun! Demek ki... Demek ki her türlü acıyı hak ediyorsun. İşte ben de, tam bu noktada devreye giriyorum! Sana öyle şeyler yaşatacağım ki gidip bunu bütün o
Nice nice efsaneler vardır ki, kaynaklarının Ana­dolu'da bulunduğunu kimse bilmez. Bu masallara sahne olan yerler efsane kitaplarında bütün renk ve çizgi özellikleri ile anlatılmıştır, masalı okurken onları gözümüzle görür gibi oluruz. Ama hayal gö­züyle gördüğümüz bu manzaraları gerçek dünya­mızda aramaya pek koyulmayız. Oysa, masal, için­de doğduğu dekora ne kadar bağlı ise, dekor da kaynak olduğu masalın anılması, anlatılması ile canlanır ve asıl kişiliğini ondan alır. Salmakis efsanesi için de bu böyledir. İlkçağdan bu yana birçok sanatçının şiirine, resmine, heykeli­ne konu olan bu masalı bugünkü çerçevesine yer­leştirdiniz mi, masal gerçeğin verdiği anlamla de­rinlik kazanır, masala sahne olan yer de zamanın akışı içinde sanki duralar, ölümsüzleşir. Bodrum'un hemen yanında, deniz kıyısında, bir zamanlar «Salmakis» denilen, bugün «Bardakçı» diye anılan bir tatlı su kaynağı vardır. İçecekleri suyun az kireçli olmasına önem veren Bodrumlular sula­rını ya denizden kayıkla, ya karadan eşekle bu Bardakçı kaynağından getirirler. Su, kıyının iki adım ötesindeki bir kayadan denize akar. Bardakçı iki üçyüz metre genişliğinde bir kumsaldır, karadan yana kayalı, uçurumlu bir dağ amfitiyatrosuyla çev­rilidir. Bardakçı'da gökten düşme bir cennet parçası gibi küçücük, berrak bir göl varmış. Mersin ve yaba­ni sakız ağaçları bu göle yeşil bir çelenk olurlarmış. Bu güzel gölde Salmakis adlı bir su perisi yaşarmış. Salmakis, tanrıça Artemis'in buyruğunda bir dağ ve­ ya orman perisi olmadığından, avcılık etmez, yani zavallı hayvancıkları öldürmezdi; onun için de elin­de ok ve yay taşımazdı. İşi gücü gölün yemyeşil su­larında çırpınıp yıkanmak, çırılçıplak cümbüş et­mekti. Uzun saçlarını göl kıyısında biten mersin ağacından yaptığı taraklarla tarardı. Saçlarını tarar­ken küçücük
Sayfa 115·Kitabı okuyor
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Artık iyiyim, bu yüzden hadi git. Beni gerçekten sonsuza dek olmak üzere terk et. Seni bulmanın zor olduğu bir yerde günlerinin tadını çıkararak yaşa. Aklıma gelince oldukça hüzünlü gökyüzüne bakacağım.
Sayfa 99
Edebiyat
Elimi beş yerinden dağladı beş parmağın, Bağrımda da yanmadık bir yer bırakmadan git. Bir yarın göçtüğünü, çöktüğünü bir dağın Görmemek istiyorsan ardına bakmadan git! Yavrusunun yoluna dalan bir dul bakışı, Andırıyor ışıksız evinde pencereler. Biraz yeşermek için beklesin artık kışı Çağlayansız yamaçlar, suyu dinmiş dereler. Bir sarı yaprak gibi düştü gönlüm yoluna, Buğulu gözlerimden geçmediğin gün olmaz: Benim kadar titremez hiç bir yiğit oğluna, Hiç bir ana kızına bu kadar düşkün olmaz. Bin fersahtan duyarım kimle gülüştüğünü, Alnından öz kardeşim öpse ben irkilirim. Değil yalnız ardına kimlerin düştüğünü, Kimlerin rüyasına girdiğini bilirim. Gözlerimi gün gibi kamaştıran yüzünü, Daha candan görürüm senden uzaklaşınca. Sararırsın dönüşte görünce öksüzünü: Bir gelinlik kız olur aşkım senin yaşınca. Elimi beş yerinden dağladı beş parmağın, Bağrımda da yanmadık bir yer bırakmadan git. Bir yarın göçtüğünü, çöktüğünü bir dağın Görmemek istiyorsan ardına bakmadan git!
"Seninle bir daha Dönemem en başa Toplayamam parçalarımı Dağıttın sağa sola Kiminle avunduysan yokluğumda Durma git git onun kollarına Bu hikâye baştan yazılamaz Yaşananlar hafızamdan Acılar artık ruhumdan Öyle kolay kolay kazınamaz Olmaz seninle bir daha Yürünmez bile düz yolda Düşülmez tekrar bu tuzağa Ateşe bir defa kör atlar insan Bir dahakine asla"
Sayfa 99·Kitabı okudu
bugünün masalından
Bir hayatın içerisine yüzlerce hayat sığmaz. Aynı anda, her şey üst üste gelince, ipin ucunu kaçırıp tükeniyoruz. Şu an ne yapıyorsun mesela? Başka bir şey yapmaya geçmeden önce yaptığını tamamla. Başka işe sonra geçersin. Çay içmişsen şimdi git bardağını yıka, kurula ve rafa kaldır. "Çay içme" eylemi ancak o zaman sonlanmış sayılır ve başka bir eyleme geçebilirsin artık.
Sayfa 132·Kitabı okuyor