Üstü örtülen şeylerin açığa çıkışı
10/10
·200 syf.··
2026 76. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 01:12
Dışarıdan mükemmel görünen, birbirlerine ne kadar bağlı, ne güzel diye düşündüğümüz ailelerin, evliliklerin arkasında gizlenen başka hayatlar, sırlar ve yalanlar olduğunu nereden bilebilirsiniz ki işte bu kitap tüm bu bağların sırlarını ilmek ilmek çözüyor. Bizlere görünenlerin aksine göremediklerimizi gösteriyor. Yazar bunu yaparken her bir karaktere ayrı ayrı konuşma hakkı veriyor ve sırlar teker teker açığa çıkıyor. Aslında her ailenin ya da her bir insanın farklı bir hikayesi vardır ve hiçbir şey göründüğü gibi değildir. Bu arada bu kitabın adı Samime Sanay'ın "Söyleme Bilmesinler" isimli şarkısından esinlenerek verilmiş. Acaba bazı şeyler söylenerek mi yoksa söylenmeyerek mi kalmalı? Ben bunun kararını hala veremiyorum. Verebilen beri gelsin :)) Kitabı karakterlerden yola çıkarak inceledim ve işte kitaptaki karakterlerimiz; KAZIM BABA, MÜRÜVVET ANNE, Oğullar: EMİN, ETHEM, EKREM Gelinler: HÜLYA, NURTEN, SEVGİ Ek karakter: Emin'in mektuplaştığı kadın ÇİĞDEM EMİN, (HÜLYA İLE EVLİ) oğulların en büyüğü, emekli öğretmen, emekli olduktan sonra emlakçı dükkanı açmış, Mürüvvet annenin en sevdiği oğlu, gençliğinde Çiğdem adında bir kadını sevmiş, annesi kadının ne mal olduğunu öğrenmiş ve onu Hülya ile evlendirmiş. Yalnız Emin'in annesinin ona yaptığı bu iyilikten haberi yok. Çiğdem'in nasıl bir kadın olduğundan da bu yüzden yıllarca Çiğdem'le mektuplaştı, karısıyla babasının evinde yaşıyor. Kazım babaya Emin ve Hülya bakıyorlar. ETHEM, (NURTEN İLE EVLİ) ortanca oğul, ticaretle uğraşıyor. Mürüvvet annenin ona uygun gördüğü karısını çok seviyor yalnız ona yeterince sevgi gösteremiyor. Yazar kitabın başında bu kitabı Ethem'e ithaf ediyor. Ethem'i yazarken onun sıkıntısını, yalnızlığını derinden hissettiğini belirtmiş. Ben de kitapta en çok Ethem karakterini sevdim. Onun
Edebiyat & Roman
Söyleme BilmesinlerŞermin Yaşar · Doğan Kitap · 202524,5bin okunma
8/10
·274 syf.··
2026 10. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 04 Mart 2026 15:24
Her insan kendi içinde kocaman bir dünyaysa her insanın kendine ait bir dünya tarihi vardır... Penelope Lively'nin Booker Ödüllü kitabı Ay Kırıkları, eski savaş muhabiri Claudia'nın hastane odasında dünya tarihi yazıyorum demesiyle başlıyor. Mısır asıllı yazar, 2. Dünya Savaşı dönemini Claudia'nın gözünden anlatıyor. Anlatımı sıralı değil, geçmiş ile günümüz arasını bağlayarak ilerliyor ve bu bağlantıyı kişisel yaşantısı ile o kadar güzel bağlıyor ki... Kardeşi Gordon ile olan kıskançlık ile bağlılık arası ilişkisi, Kahire'de savaş zamanında asker olan büyük aşkı Tom ile tanışması ve ardında bıraktığı derin yaraları, annelik duyguları ve kızı ile olan soğuk bağları, sonradan hayatına dahil olan evlatlığı Macar öğrenci Laszlo... İkinci Dünya Savaşı'nın etkilerinin sadece ülkesel değil, kişisel olarak da nasıl bir yıkıma yol açtığını, insanın görünen yüzünün derinliklerinde nasıl farklı bir kişilik olacağını sayfalar arasında bulabiliyorsunuz. Bir insanın duygusuz olduğunu düşünüyorsanız bir kez daha dönüp bakın, belki de kayıpları sonrası onu bir sandığa kapatmıştır. Ayrıca, şunu söylemeden de geçemeyeceğim. Kitap kapağı konusu ile ne alaka? Yani, bir kulüp kitabı olmasaydı ne booker ödüllü olduğunu bilirdim ne de konusunu. İnsanda mırç mırç romantik kitap hissiyatı oluşturuyor. İmla konusunda da tekrar bir üzerinden geçilmesinde yarar var.
Edebiyat & Roman
Ay KırıklarıPenelope Lively · Everest Yayınları · 2012107 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
9/10
·320 syf.··
2025 101. kitabı
Herkese merhaba Bugünkü kitabım harika bir tarihi kurgu olan Türk Adını Unutma. Arkadaşlarım tarihi, tarih okumalarını ne kadar sevdiğimi bilir. Tarihimize ait en sevdiğim dönemde Orta Asya Türk Tarihi'dir. Bu tarih aşkımdan oğlumun adı da Göktürk Kitabımız da tam olarak bu dönemde yani Göktürk Devleti döneminde geçiyor. Mağcan, evlatlığı olan Temir'i Ötüken'e gönderiyor, güçlü bir alp olması için. Burada eğitim alırken Kağan'ın kızına gönlünü kaptırır. Kağan ise Çinlilerle akrabalık ilişkisi kurmak için kızını Çin Prensi ile evlendirme sözü verir. Çinli bir prenses de Göktürk ülkesine verilecektir. Kağan'ın kızını alan Çinliler ihanet eder, prenses yerine bir hizmetçi gönderirler. Verdikleri diğer sözleri de tutmazlar. Tüm bu ihanetleri, savaşları, anlaşmaları, yaşayışları Temir'in gözünden okuyoruz. Yazarı dili sade, anlaşılır ama çok güçlü. Savaş sahnelerini özellikle sanki okumuyor orda bulunmuş gibi hissediyorsunuz. Köklerimize yabancılaştığımız bu dönemde silkinip kendimize gelmemiz, özümüzü hatırlamamız için çok güzel bir esetlr. Türk adının sadece bir isim değil; bir duruş, bir hafıza, bir sorumluluk. Bunu unutmamız gerek diyerek kitabı herkese tavsiye ediyorum. Tarih sevmiyorum diyenlerin bile keyifle okuyacağı bir kitap. Kitapla Kalın Keyifli Okumalar
Türk Adını UnutmaFerhat Arman · Alaska Yayınları · 202555 okunma
9/10
·286 syf.··
2025 29. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 30 Ekim 2025 14:23
Netflix ahlakımızı mı bozuyor yoksa ahlakımız zaten bozuk mu? Gürpınar'ın bu kitabı 1943 yılına ait. Konusu aynen şöyle: gençliğinde umumhaneden geri gelmeyen Şadan Bey en acilinden ilimce kendisinden üstün bir kız olan Sabiha Hanım ile evlendirilir. Ancak Şadan'ı bu evlilik pek durdurmuşa benzemez. Evin içerisindeki hizmetçi kız Servinaz ve büyük hanımın evlatlığı Nevres ile de gününü gün eder. Üstelik iki kız da evin damadı tarafından idare edildiklerinin bilincindedir. Derken yan köşke Hürrem Bey ve Cevher Hanım taşınana kadar. Şadan evdeki kızlardan zaten sıkılmış olduğundan Cevher Hanım onun için bulunmaz Hint kumaşı olmuştur. Niyetini Cevher hanıma belli eden Şadan Bey ilk fırsatta Cevher Hanımı da kollarına alır. Kitabın tek ahlaksızı Şadan Bey değildir elbet. Eve gelen eczacıdan gebe kalıp çocuğu düşüren Servinaz, evin oğlu Halis Bey'den gebe kalan Nevres ve evin beyi Didar Beyin de bu iki gençten geri kalmayışı... Amiyane tabirle kimin eli kimin cebinde belli değil. Bunlar yetmezmiş gibi Şadan karısını Cevher ile aldattığını sanırken meğer Hürrem Bey gibi allame bir adam da Sahiba Hanım ile kendi karısını aldatıyormuş. İşin en ahlaksız tarafı ise Hürrem de Şadan da bunu biliyor üstelik durum ayyuka çıkınca medeni bir şekilde herkes kendi karısına dönsün minvalinde işi tatlıya bağlıyorlar. Bu kurguyu herhangi bir paralı kanala satsalar ne izlenme alır ama! Gündüz kuşağındaki sapkın aile yaşamları bir anda peyda olmamış dedirtiyor. Alt tarafı bir kurgu bunun gerçekle ne ilgisi var denebilir lakin insanın olduğu her yerde gerçek de yalan da iç içedir.
1000Kitap
Gönül Bir Yel Değirmenidir Sevda ÖğütürHüseyin Rahmi Gürpınar · Karbon Kitaplar Yayınları · 20205,6bin okunma
Baba Evi (Orhan Kemal)
Puan vermedi
Baba Evi #y:34 Toplumcu ve realist bir yazar olarak Türk edebiyatında özgün bir yeri olan Orhan Kemal’in hayatından izler taşıyan otobiyografik eserlerinden oluşan “Küçük Adamın Romanı” serisinin ilk kitabını “Baba Evi” oluşturuyor. “Küçük Adamın Romanı” serisi, “Baba Evi”, “Avare Yıllar”, “Cemile”, “Dünya Evi” ve “Arkadaş Islıkları” romanlarını içeriyor. Romanın baş karakteri “Küçük Adam”, Balkan göçmeni kalabalık bir ailenin 5-6 yaşlarındaki küçük çocuğudur. Doğduğu yıl, babası Çanakkale Savaşı’ndadır. Dedesi, onun doğduğunu babasına çocuğun diliyle; “Ben de dehr'in sitemin çekmeğe geldim dehr'e! (Ben de dünyada dert çekmek üzere doğdum)” diyerek telgrafla bildiriyor. Aile, Anadolu’ya geçtiğinde önce Konya, sonra da Adana’da yaşamaya başlıyor. Konya’da yaşarlarken, babası Kurtuluş Savaşı’na katılmak üzere Ankara’ya geliyor. Aile, Konya’da Ermeniler’den kalan eski bir evin alt katına yerleşiyor. Ancak, halkın arasındaki bazı kişilerin toplanıp, “gavur hükümeti” olduğunu iddia ettikleri Ankara’ya karşı sokaklara dökülmeleri ve bu esnada yaşanan olaylar nedeniyle Konya günleri, aile için kabusa dönüşüyor. Orhan Kemal, kendisinde de hayat boyu izler bırakan Konya günlerini romanda şöyle anlatıyor; “Birdenbire bir isyan içinde bulduk kendimizi, yahut da bana öyle geldi. Keçe külâhlı, poturlu insanlar, yerlere kaba kaba basarak koşuşuyorlar, ‘İstemezük, biz bu hükümeti istemezük!’ diye bağrışıyorlardı. Soran olursa, kömürcünün oğlu olduğumu söylememi sıkı sıkı tembih etmişlerdi. Babaannem, babama ait ne kadar kitap, kağıt, fotoğraf, kılıç, tüfek varsa, daha doğrusu Ankara'daki babama ait ne varsa hepsini yatakların pamukları içine, tavan arasına saklamıştı. Alaettin tepesinden atılan kurşunların bizim evin üst kat pencere camlarını kırıp Ermeni mektebine, Ermeni
Baba EviOrhan Kemal · Everest Yayınları · 20082,761 okunma
Puan vermedi·144 syf.··
2025 7. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 11 Ocak 2025 22:25
Bir Katilin Güncesi okuması oldukça keyifli bir hikaye oldu benim için. Seneler önce yazdığım bir hikayeyi anımsattığı için de bende yeri farklı kalacağı kesin. 70 yaşında ki bay Gim eski bir seri katildir. En son cinayetinin üzerinden 25 sene geçmiştir. Bedeni gittikçe güçsüzleşirken belleği de ona ufak oyunlar oynamaya başlar. Alzheimer’ın kollarında kıvranmaya başlarken tek derdi evlatlığı olan Inhi’yi gizemli bir adam olan Cute’dan korumaktır. Bunu başarabilecek midir?
Edebiyat
Bir Katilin GüncesiKim Young-Ha · Timaş Yayınları · 20246,3bin okunma