- Ey benim gökyüzü gibi güzel yüzlü sevdiğim, ben seni nice severmişim! Ettin mi bana edeceğini? Gel gitme Zühre'm, gözlerini bir kere daha göreyim. Yarın âhirette bana sorsalar ki dünyâda ne gördün diye, hatırımda tek bir şey kalmış olacaktır: Zühre'm, senin gözlerinin içi. Aşk ve hasret Sinan'ın dudaklarından ateş yağmuru gibi dökülüyordu. Bu hâline kendisi de şaştı. _ Zühre'm benden ömrü boyunca böyle sözler bekledi de söylemedim. Sevdiklerimizi ölüm almadan biz onların kadrini bilemiyoruz, ne hikmettir? Amma Zühre demişti: Senin son peçen gözündeki gaflet perdesidir, o da düşecek, her şeyi anlayacaksın; fakat ben öldükten sonra. İşte her sözü gibi bu da doğru çıktı. Zühre benden üç şey bekledi. Evvelâ muhabbet... Onu gösteremedim. Şimdi karşımda olsa da bakarak mum gibi yanıp gitsem. İkincisi: Dünya malına kölelik etmeyeyim isterdi. Gelebilse de cümle vârımı silkelesem, atsam. Ah Zühre!.. Senin benden umduğun bir de yiğitlik vardı. Er meydanından kaçmaklığım yüreciğine dert olmuştu değil mi?
Sayfa 212·Kitabı okudu
Hayatımdaki eksiklikler, başıma gelen bütün felaketler, ne yaparsam yapayım unutamadığım tüm acılar... Hiçbiri Halide yanımdayken canımı acıtmıyordu. Bunu ona söyleyebilmeyi çok isterdim. O sevdiğim gözlerine bakarken, "Yaralarımı iyileştirdin, doktor. Sen yanımdayken canım yanmı-yor. Hep yanımda kal, gitme olur mu?
Sayfa 7 - Ali Deniz·Kitabı okudu
Alıntı
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Bir Şair Bir Kitap
Alper Gencer – Ah! sen şimdi sabrımın taşını yuvarlarsın ** kırışır seni beklemekle geçen zaman belki hiç gelmezsin! ** yuvası zindan olan bir mahpus haykırışı: bir renksiz kanatlı kelebek olmak! neyin temrinisin ey hayat? kösnüdüğüm yağmurlar hangi otlara karşı? ** kıyam et! bağrımdan alıp da yürü sesimin şeriki olmuş bu çocuk bir çocuk bezmi elestten beri yürürlüğe konulmuş temsili bir pak. ** al işte bedenimden söküp de çıkar bulamadım nerede saklıdır o dert? ** güneş gözlerine bandı mı ışığı vakit aydınlıktır renginle o sıra ve afyonlu gülüşündür hayalimdeki... ** tozu dumana katmanın becerisinde: “yine hangi rüzgârın emrine amadesin?” ** bu gelincik bu rüzgâra fazla dayanmaz dertler giderek silahlanıyor
DERGAH
Bir Şair Bir Kitap
Alper Gencer - Şarkısızın Şarkısı susamıyorum sevgilim çünkü havada sesimi doğuran bir esir var bütün çilingirleri sofralara çekerek kapıda kalanlarla konuşmak istiyorum kapısında kaldıkları sahiden evleri mi? bir kilidi açmak kolay değil o kadar hırsızın belki de yoktur kabahati! ** selam ile insan insana iliklenir başında ortasında ve sonunda yine selam çünkü aranızda selamı yayın demiş efendim ** bu sonucu beğenmedim sebebi neyse kov! kes iplerini gel beraber vuralım kuklacıları vuralım ve bir tren yırtsın dünyanın perdelerini devrilsin ışık ve gerçek rengini giyinsin gül ** ben trenin içindeyim git kendine bir istasyon bak bırak onlar kendi koydukları kurallara inansınlar ** çektirdiğin fotoğraf neden hiç konuşmuyor ** bütün randevulara düzenli olarak geç kalmakta haklıydım gök bana göre değildi yeri zaten hiç sorma gök de kendine göreydi yerde zaten hiç durma çıktım bir kapısını bulup yaşadıklarımdan vardım ki seni sevdim seni sevdim evler arasından bir evdin
DERGAH
Sen bu tenha sokağın biricik yolcususun. Ey benim tek arkadaşım, benim en sevdiğim, evimin kapıları açıktır, önümden bir rüya gibi geçip gitme.
Alıntı