"sacma felsefesi" denen sey buymus demek. kitabin yazimi cok cok guzel olsa da bu felsefenin agirligini hissettirecek bir sey bulamadim icinde. gerci bu, sacma felsefesinin bir agirligi olmamasindan kaynaklaniyor da olabilir. ana karakter, meursault icin hayatindaki hicbir seyin onemi yok. ama bu onemsizlik onun hayatini kotumser bir sekilde gecirmesine yaramiyor, tam tersi, hicbir seyin uzerine dusunmemesine ve vaktini gecirirken -ne olursa- keyif almasina yariyor. basina kotu bir sey gelse bile, onun icin bu o kadar onemli degil ki, bunun yerine basina cok iyi bir sey gelseydi de bir farki olmazdi diye dusunuyor ve hicbir seyden rahatsizlik hissetmiyor. o gun ise gitmek yerine cok guzel bir tatile de gidebilir ve bu onun gozunde tamamen ayni seydir. ikisinden esit miktarda keyif alir cunku onun icin gercekten hic fark etmiyor. marie'yle evlenebilir de evlenmeyebilir de. marie ona onu sevip sevmedigini sordugunda bunun da onemli olmadigini dusunuyor. marie'yle birlikte mutlu, evet, ama evlenip evlenmemeleri onun icin bir sey ifade etmiyor. evlenebilirler, evlenecekler, kabul ediyor, ama bunu buyuk bir istekle veya mutlulukla mi yapiyor? hayir. evlenseler de evlenmeseler de ona fark etmiyor. arkadasi evde oturmaya gelmek istese, onun icin fark etmez, elbette gelsin, bir onemi yok. muhabbetten sıkılsa da o ani kendi kafasinda gecistirir durur. belki en fazla andan soyutlanir. tum bunlardan gercek bir rahatsizlik duymaz. marie olse diye dusunuyor, ne olurdu, hicbir sey olmazdi. yasarken yaninda ama bir anda ölüp gitse ne olacak ki? ne diye bunun uzerine dusunmesine gerek olsun? artik yaninda degilse dusunmesine gerek yoktur. bundan once onemi varsa da artik yoktur. hayatindaki herkes gelip gecicidir ve gelip gecmelerinin de bir onemi yoktur.
duygusuzluktan bu halde