vedalar acıtsa da bazen gitmek gerekir
5/10
·108 syf.··
2025 91. kitabı
·
249 günde okudu
·
Okunma: 10 Temmuz 2025 16:46
·
Merhaba kuşlarım Ben, 'onun' deyimiyle Rubi. Kalbimde bir yere sahip olan o adama yazdıklarımı paylaştığım bu kitabın gönderisine nasıl bir inceleme yapacağımı bilmiyorum. Öncelikle ben bu kitabı okumadım, doğrusu okuyamadım. Okuyacaktık beraber, nasip olmadı. Çok bir şey söylemeyeceğim. 259 günü gerek ağlayarak gerek hüzünle gülerek geçirdim. Pişman değilim. Yine olsa, yine onu severim. Sevmenin yoktur sebebi. İhanetin de yoktur sebebi. Benim sevgim ihanetti. Affetti ama beni. Ben de onu affettim :") Kalbi çok güzel olan o adam, umarım kalbine göre birine denk gelirsin. Sorarsanız bu kitabı beğendin mi? Hiçbir fikrim yok :)) Ama okuyun, ne kaybedersiniz ki? Okuyacaklara keyifli okumalar. Sağlıcakla kalın...
Vahşetin ÇağrısıJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202443,3bin okunma
yüz binlerce türkün anavatana dönüşü..
Puan vermedi·110 syf.··
2025 207. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 18 Mayıs 2025 01:03
osmanlı devleti ve rusya 1877-1878 yılları arasında balkanlar, karadeniz ve kafkasya bölgelerinde aynı anda savaşa tutuşur.. osmanlı ve rusya arasındaki bu savaş rumi olarak 1293 yılında başladığı için bu savaşa 93 harbi de denir.. bu savaşta balkan coğrafyası gerek cephede savaşan askerler gerek bölgede yaşayanlar insanlar özelinde osmanlının savaştığı diğer bölgelere kıyasla daha fazla yıprandığı bölgedir.. zira rusya balkanlar üzerinden tunayı geçip osmanlıyı arkadan dolanarak trakya üzerinden istanbula ulaşıp savaşı kesin olarak sona erdirmek istediğinden balkanlara karadeniz ve kafkasya bölgesinden daha fazla önem verir.. rusyanın bu stratejisi osmanlının savaşa hazır olmaması, kendi içlerindeki idari-bürokratik koordinasyon eksikliği, orduda yer alan komuta kademesinin aralarındaki uyumsuzluk sebepli sorunların da eklenmesiyle balkan coğrafyasında işe yarar.. bu durum haliyle rusya lehine sonuçlar doğururken osmanlı bu durumdan hemen her yönden olumsuz anlamda etkilenir.. maddi, manevi, askeri, insani gibi başlıklar altında osmanlı devleti çok ağır ve acı verici olaylarla yüz yüze gelir.. okumuş olduğum bu kitap da 1877-1878 osmanlı-rus savaşı sırasında rusyanın saldırdığı balkan coğrafyasında ruslar, bulgarlar tarafından eza, cefa gördüğü için, görmeleri muhtemel olduğu için balkan coğrafyasından (-günümüzde- özellikle romanyanın güneyi, orta ve doğu bulgaristan) istanbula göç eden türklerin yaşadığı zorlukları anlatır.. Rumeli Göçmenleri adlı kitap tarık özçelikin 1993 yılında kitabın aynı adıyla yazdığı yüksek lisans tezinin yeniden düzenlenmiş hali.. tez için bkz.; tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkez... tezin/kitabın temel kaynağı bu savaşın
Türk Tarihi
Rumeli GöçmenleriTarık Özçelik · Dün Bugün Yarın Yayınları · 20222 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
8/10
·83 syf.··
2025 6. kitabı
·
14 saatte okudu
·
Okunma: 01 Temmuz 2025 11:20
Tolstoy’un İvan İlyiç’in Ölümü kitabı, kısa olmasına rağmen beni uzun uzun düşündüren bir eser oldu. Görünürde sıradan bir memur olan İvan İlyiç’in hayatı ve ölüm süreci üzerinden, aslında hepimizin kaçtığı o büyük soruyla yüzleştiriyor bizi: Gerçekten yaşıyor muyuz? Yoksa sadece “bize uygun görülen” hayatı, alışkanlıklarla mı sürdürüyoruz? İvan İlyiç’in hastalığıyla birlikte hayatının çözüldüğü anlatıldı kitapta. Kariyer, statü, iyi bir evlilik, şık bir salon… Her şey dışarıdan kusursuz görünürken, içsel yalnızlığı ve çaresizliği o kadar güçlü yansıtılmıştı ki, bazı bölümlerde kendimi sorgularken buldum. Tolstoy’un anlatımı öyle yalın ama etkileyici ki, bir insanın ölümle yüzleşme sürecini izlerken aslında kendi varoluşumuzu da izliyoruz. Belki de en çarpıcı olan, hayatı boyunca “doğru” olanı yapmaya çalışan birinin, ölümle karşı karşıya geldiğinde ilk kez gerçekten yaşamı anlamaya çalışmasıydı. Ne kadar çok şeyi erteliyoruz, ne kadar çok şeyi gerçekten istemediğimiz halde “böyle olması gerek” diye kabul ediyoruz… İvan İlyiç’in Ölümü, bu anlamda sadece bir ölüm hikâyesi değil; sahici bir uyanış, tokat gibi bir hatırlatma. Yaşamak, sadece nefes almak değil; sahici olmakla, farkında olmakla, cesaretle yüzleşmekle ilgili. Ve bazen bunu anlamak için, ölümün kıyısına kadar gitmek gerekebiliyor.
Edebiyat
İvan İlyiç'in ÖlümüLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202261,1bin okunma
Puan vermedi
Geçmişe gitmek geleceğe gitmekten daha zevkli olsa gerek çünkü genel olarak daha hakim olduğumuz durumlar olur ve anlamamız daha kolay olur durumları ve hatta bazı şeylere öncülük bile edebiliriz
Geçmişe YolculukStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202533,6bin okunma
Spoiler içerir
Puan vermedi·198 syf.··
2025 16. kitabı
·
23 saatte okudu
·
Okunma: 24 Temmuz 2025 21:27
İlk olarak kitabın aşırı akıcı olduğunu söyleyerek başlayayım. İki yüz sayfayı bir çırpıda okuyup bitirdim. Dilin basitliği, olayların hızlı ilerleyişi ve üç günlük dar bir aralığı anlatması bunda etkili oldu. Ancak düşünsel derinlik bakımından 1984 veya Cesur Yeni Dünya gibi kitaplara nazaran daha sığ kaldığını ifade etmem gerek. Kitap, Holden Caulfield adındaki bir gencin, kadın-erkek ilişkilerinde, dostluklarda ve genel olarak hayatta gözlemlediği samimiyetsizliklere karşı duyduğu kini ve isyanı konu alıyor. Holden oldukça umursamaz, çelişkili, toy ve hoyrat bir karakter. Hikâye boyunca eleştirdiği birçok davranışı kendi de sergiliyor; yetişkinlerin yapmacıklığından şikâyet ederken sürekli yalan söylemekten geri durmuyor mesela. Tabii bu tutarsızlığının da farkında. Sık sık sürekli yalan söylediğini kendi belirtiyor zaten. Muhtemelen J.D. Salinger, hikâyenin her bir parçasını bir niyetle yazıp yerine yerleştirmiştir. Ancak birkaç saatte okuyup bitirdiğimden, çoğu noktayı düz bir olay örgüsü olarak değerlendirip geçtim. Bu yüzden hikâyenin büyük bir kısmını ele almadan, sadece Holden ile Phoebe’nin konuşmalarını değerlendireceğim. Phoebe, Holden’a hiçbir şeyi sevmediğini söylediğinde, Holden’ın sevdiğini dile getirdiği şeylerin hepsi aslında samimiyetle bağlantılıydı. Sadece ölen kardeşi Allie’yi, yaşanan “anı” ya da çavdar tarlasındaki çocukları uçurumdan düşmekten korumak istediğini söylemesi; onun sahiciliğe, samimiyete ve masumiyete duyduğu özlemin bir yansıması. Kitabın tamamında Holden çocukluğu bir samimiyet ve içtenlik hâli, yetişkinliği ise yapmacıklık ve sahtelik olarak görüyor. Holden’ın dizelerini yanlış hatırladığı Robert Burns’un Comin’ Thro’ the Rye (“Çavdar Tarlasından Geçerken”) adlı şiiri aslında iki hür insanın çavdar tarlasında karşılaşıp
Çavdar Tarlasında ÇocuklarJ. D. Salinger · Yapı Kredi Yayınları · 202171,3bin okunma
8/10
·164 syf.··
Beğendi
·
2025 7. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 26 Temmuz 2025 15:13
Merhaba arkadaşlar yolda giderken yarım kalan kitabımı bitirmiş oldum … Yorumlamam gerekirse ; Haruki Murakami’nin ilk okuduğum kitabıydı . J ve Fare sohbet ederlerken güzel bir arkadaşlığı anlatıyordu. Sade ama samimi diyaloglarla , yaşanmışlıklarla ve düşüncelerle örülü bir anlatım vardı. Kitapta çok güzel filmler , şarkılar gibi bir çok kelimenin altını çizdirmeye yönelik durumlar oldu bu benim çok hoşuma gitti. Kitaptaki Radyo NEB bölümlerine de ayrıca değinmek gerek. Kısa ama etkili olan bu kısımlar okuyucuya mola verir gibi hissettiriyordu. Daha çok atmosfer duyguların peşinden gitmek isteyen herkesin kitabı keyifle okuyacağını düşünüyorum. Çünkü dili bayağı akıcı çerezlik geliyor. Puanım : 8/10
Rüzgarın Şarkısını DinleHaruki Murakami · Doğan Kitap · 20207,4bin okunma