"Gitmek istemezsen bir şiir miktarı kadar otursak diyorum. Şiir kalsın istersen, sadece otursak. Oturmasan da olur benimle, sadece ellerimi tut. Ellerimi tutma dilersen, sadece yüzüme bak. Gözlerime bak, gözlerimin içine bak."
Bu hayatımdaki en güzel gecelerden biri oldu. Bu genç kızın hayatımda artık gelip geçici bir macera olarak kalmayacağını hemenanladım. Öylesine çekici, öylesine çocuksu, öylesine akıllıydı ki insan benimsenmiş formüle göre, ondan önce nasıl oldu da bir başkasını sevebildim diye sormaktan kendini alıkoyamıyordu. Dahaönceki kızların tümü, kendilerinin ululaştırılmışı olabilecek bu kızın birer taslağı olmaktan öteye geçmiyordu. O zamanlar, can sıkıntısı ve alışkanlığın öldürdüğü iki yıllık bir ilişkiden yeni çıkmıştım. İnsanı yeniyetmelik günlerine götüren gençlik kaynağına yeniden kavuşuyordum. Daha kendisini tanımadan Rebecca’da hoşlandığım bir şey vardı: Bende yaratabileceği aşk. Onun kalbine gidenyolu kazanacağım gibi bir hayale kapılabilir miydim? Benim gözümde daha ilk anda, hani başkaları tedirgin etmediğinde sizi en uçnoktalara kadar götüren bazı kişiler vardır ya, işte onlardan birioluverdi. Çılgın, gönül okşayıcı, hoşuma gitmek için her şeyi yapmaya hazır bir havası vardı. Kendini ulaşamayacağım bir yere koyarak bir tür teslimiyetle etrafa ışık saçıyordu - ki bu da beni allakbullak ediyordu. Çılgınca niyetler yüklediğim bu kurnazca mesafenin sadece bir amacı vardı: Endişeye kapılarak ona bağlanıvermişolmak. Güzel sözcükler icat ederek, en anlamsız olayları hovardaca kutlayarak, bayağılığın içinden sonsuz bir kendini yenileme gücü çıkararak onu güldürmemin hiç önemi yoktu. Gerçek karşılaşmalar, bizleri kendimizin dışına savurur, trans haline geçirir, sürekli yaratmaya iter. Eğlendiğime ve kendimi şaşırttığıma göre onu daeğlendiriyor ve şaşırtıyordum.
Reklam
ne de güzel yazmış, 41 kere maş
En azından kavrayamamanın nerelerde, hangi deneyim alanlarında iyi bir şeye tekabül edebileceğini ölçüp biçmek işe yarayabilir. Bir şeyi kavrayamamak ne gibi deneyimleri mümkün kılar ve o şey her ne ise onu kavramak bizi nelerden koruyabilir? Örneğin, insanların ne dediğini kavramak bir suç ortaklığının işareti, bir tarikata üye olduğunuzun ifşası ya da yaşamak istemediğiniz bir deneyimden kendinizi korumak için başka biriyle işbirliği içine girdiğinizin veya revizyona gitmek ya da çatışmaya girmek yerine anlaşmayı tercih ettiğinizin göstergesi olabilir. Ve bu da -bu bağlamda- **her daim kavranacak bir şey olduğunu varsaymamak, meselenin özünü kaçırmanın -naif olma cesareti göstermenin-kendisi de önemli olabilirmiş gibi yaşamak anlamına gelebilir. Espri modelinin, özellikle de insanlararası ilişkiler konusunda -Tanrı'nın tasarımı ve tabiat kuralları gibi- elimizdeki en iyi model olduğunu varsaymamak anlamına gelebilir (oysa kanımca farkında olduğumuzdan çok daha sık bulunuruz bu varsayımda). Kısaca formüle etmek gerekirse, hayallerinizin erkeği ya da kadını sizi hem tercih edeceğiniz şekilde kavrayan hem de kavrayamayan kişidir denebilir. Yani sizi sadece en sevdiği espri gibi görmeyen biri. Ya da herkes her daim naiftir.**
Sayfa 41·Kitabı okuyor
Dağ patikasını tırmanırken şöyle düşündüm: Sadece aklın istikametinde hareket edersen insanlardan uzaklaşırsın. Duygularınla hareket edersen sürüklenirsin. Ruhunu açarsan ve dilediğin gibi yaşamazsan sıkışırsın. Nasıl bakarsan bak, insanlarla yaşamak zordur. Bu zorluk arttıkça dünyadan uzaklaşmak ve sakin bir yerlere gitmek istersin. Nereye gidersen git bu zorluğun seninle geleceğini anladığın zamansa şiir doğar, resim can bulur.
Sayfa 5 - İthaki
Alıntı
Bu akşam, çekip gitmek adına Bütün ömrümü ve seni sildim. Bir tuhaf senaryoydu ve bu senaryoda, Zavallı bir figürandım sadece. Anlatamam... Kumlara yazılmış sözcükler kadar Kısacıktı ümidim. Ve anladım ki birtakım şeyleri Ben daha ilk dalgayla yitirdim... Beni tutma, ben senin dizlerine çökemem Beni tutma, elinde kalırım, kırılırım. Yıllardır öyle daraldım ve öyle bunaldım ki Şimdi bir saniye bile oyalarsan, inan ki çıldırırım...
Sayfa 35·Kitabı okuyor
Alıntı
Bir şeylerden kaçar gıbisin.Soluk soluğa ama hiçbir şey anlatmayacağına yemin etmiş gibi sakinsin. Gitmek istediğin belli bir yer yok ama kalmak istemediğinden artık eminsin. Sadece biraz olsun herkesin ve her şeyin susmasını istemişsin. Kendini duyabilmek için.
Edebiyat
Reklam
Reklam