Puan vermedi·304 syf.··
2026 52. kitabı
Momo, bir şehrin kenar mahallesindeki antik tiyatro harabesinde yaşayan, döküntü giysiler içindeki küçük bir kız çocuğunun hikayesini anlatıyor. Momo’nun en büyük yeteneği, insanları büyük bir sabır ve dikkatle dinleyerek onların dertlerini çözmelerine ve içlerindeki yaratıcılığı bulmalarına yardımcı olmasıdır. Ancak şehre dadanan "Duman Adamlar" adındaki gizemli topluluk, insanların zamanlarını çalıp onları sürekli acele eden, sevgisiz ve mekanik varlıklara dönüştürmeye başlar. Michael Ende, fantastik bir kurgu üzerinden modern dünyanın tüketim çılgınlığını, zamansızlığını ve insanın kendine yabancılaşmasını eleştirirken, sevgiye, dostluğa ve anı yaşamaya ayrılan zamanın değerini gözler önüne seriyor.
MomoMichael Ende · Pegasus Yayınları · 201782,1bin okunma
Puan vermedi·160 syf.··
2026 11. kitabı
Genel İnceleme Romanın kalbinde yatan ana mesaj, saf merhametin ve insan sevgisinin, ideolojiler ve toplumsal ön yargılar karşısında nasıl çaresiz bırakıldığıdır. Bence kitabın en sarsıcı yönü Hüseyin'in katilinin tek bir kişi olmaması. Kitap Ortadoğu’nun "harese" (kendi kanında boğulma) sarmalını acı bir şekilde deneyimler. Ortadoğu’nun Makus Talihi (Harese Metaforu): Ortadoğu’nun, hırs ve acıdan beslenen, kendi kendini tüketen bir coğrafya haline geldiği mesajı verilir. Livaneli, "Merhamet zulmün merhemi olamaz" diyerek, dünyadaki büyük acıların sadece "acıma duygusuyla" çözülemeyeceğini, sistemli kötülüğün karşısında bireysel merhametin bazen sahibini yakacağını anlatır. Livaneli’ye göre, dünyada bunca adaletsizlik ve acı varken "huzurlu" yaşamak bir duyarsızlık göstergesidir. İbrahim’in hikayenin sonunda hissettiği o kalıcı huzursuzluk, aslında onun yeniden "insanlaşmasının" ve vicdanının uyanmasının bir sembolüdür. Kitapta Ezidilik Kitapta Ezidilerin tek tanrılı bir inanca sahip olduğu, ancak Tanrı'nın dünyayı yönettikten sonra onu Melek Tavus (Tavus Kuşu şeklinde sembolize edilen başmelek) liderliğindeki 7 meleğe bıraktığı anlatılır. Kitap, İslam coğrafyasının Melek Tavus’u yanlış bir şekilde "Şeytan" olarak yorumlaması yüzünden bu halkın yüzyıllardır "Şeytana tapanlar" iftirasına uğradığını vurgular. Ezidilerin güneşe dönerek dua ettikleri, ışığı kutsal saydıkları, doğaya, ağaçlara ve suya kutsallık atfettikleri, beyaz giysiler giydikleri anlatılır. Romanda satır arasında geçen ilginç ritüellerden biri de marul yememe tabusudur. Ezidi inancında mavi renk kutsal kabul edilir ve bu kutsallıktan dolayı günlük yaşamda kullanımı üzerinde çok sert yasaklar (tabular) vardır. Kitapta ana yurtlarının Irak’ın Sincar (Şengal) bölgesi olduğu belirtilir.
HuzursuzlukZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 2017117,6bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
8/10
·320 syf.··
2026 34. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 05 Haziran 2026 16:57
Öğrencimin isteği üzerine okudum. (Hatta kitap da öğrencime ait) Türklük töresi, Türkçe isimler, Kırklar, tılsımlar, savaş meydanı… Tarihin o eski zamanlarını okumuyor adeta yaşıyorsunuz. Sanki bozkırdasınız Oğuz Kağan’ın oğlunun doğum müjdesini alıyorsunuz, sanki obadasınız etrafta çadırlar var ve siz o çadırlardan birinde yer sofrasında Orta Asya yemekleri yiyorsunuz. Eski giysiler üzerinizde toya katılıyor Göktuğ ile Aybüke’nin düğün merasimine şahit oluyorsunuz. Sanki Çin ile savaşmak için askerler zırha bürünmüş ata biniyor ve savaş meydanına Çin’in mağlubiyetine ve Çin’in entrikalarına, taht mücadelesine ve Türk korkusuna şahit oluyorsunuz. Tüm bunların yanında halk edebiyatındaki tılsımlar, büyüler, Erlik, Şimaltay(şeytan) çıkıyor karşınıza. Tarihimize, inancımıza, inandıklarımıza dair her şeyi bulabileceğiniz keyifli bir tarihi kurgu.
Oğuz Kağan - TuranLokman Aydoğan · Bilge Kültür Sanat · 2016126 okunma
Puan vermedi·152 syf.··
2026 53. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 04 Haziran 2026 00:00
6 Şubat depremi olmuş asrın felaketi nedeniyle Almanya'da yaşayan teyzesinin oğlundan haber almak için Hatay'da gitmişti. Kuzenin evinin önünde çaresizlik ve umut içinde bekliyordu. Boynu bükük molozlara bakan bir adam dikkatini çekti. Ali kızı ve eşinin enkazdan çıkarılmasını bekliyor dualar ediyordu. Ali eğer eşim ve kızım sağ salim çıkmazsa hikayemi biri bilsin ölünce herkese anlatılsın diye başladı acılar ve mücadelelerle dolu hayatını anlatmaya. Iraklı Ali Saddam'ın rejimi yüzünden babasına hasret büyüyen, ailesi gözlerinin önünde katledilen, kamplarda ceza evlerinde geçen önrünün ilk yıllarını, aşkını, umudunu,korkusunu mücadelesini tek tek anlattı. Ailesini bekleyen Ali tıpkı orda çaresizce dua eden herkes gibi hem korkuyor hemde umut ediyordu. Asrın felaketiydi her birimizin canı orda korku ve çaresizlikle beklemekteydi. Ailemin orda olması korkuyla geçirdikleri günler, kaybedilen dostlar her birimizde bir yara bıraktı 6 Şubat. Gözyaşları ile okuduğum her acıyı yürekten hissettiğim izler bırakan bir kitaptı. Hayatın durduğu anda bekleyenlerin, duaların, umutların, feryatların birleştiği insanı derinden etkileyen kitabı okuyun ve okutun. Ben zaten sadece siyah olan giysileri seçiyordum. Ailem yok olmuşken başka renk giymek gelmez içimden. Matemim vardı benim. İçimde büyük bir minnet ve mahcubiyet vardı. Aynı zamanda hor görülmenin verdiği bir aşağılanma hissi...
Kimsesizler CoğrafyasıZekeriya Çetin · İnkılap Kitabevi · 2026102 okunma
İmkansızın Şarkısı'na Alternatif Bir Bakış
6/10
·374 syf.··
2026 4. kitabı
İlk Haruki Murakami kitabımdı. Başka bir kitabıyla başlamayı isterdim. Olayları betimleyip anlatışı inanılmaz akıcı. Çavdar Tarlasında Çocuklar'ın havasını taşıyor ki kitapta da buna birçok atıf var; konuşmasının Holden'a benzetilmesi, atlıkarınca imgesi, toplumsal norm ve akran eleştirileri, erkek yurdunda kalma ve toplumdan dışlanan oda arkadaşları gibi. Murakami de bu kitabı Japoncaya ilk çeviren kişi olmuş zaten. 68 kuşağının ve Beat kültürünün Uzak Doğu'ya yansıyışını görsek de benim yorumuma göre o zaman ve konumda yeterince sindirilememiş bir kültür ya da benim beklentim aksi yöndeydi. Oldukça şeffaf olan ve iki boyuta indirilmiş karakterleri bir arada barındırırken olayların gidişatındaki anlamsızlıklar eninde sonunda psikolojik çözümlemelerle mantıklı bir zemine oturtuluyor. Ta ki kitabın sonuna kadar. Kitabın sonu olsun bitsin, hadi bir şekilde bağlayalım aceleciliğiyle yazılmış gibi hissettirdi. Reiko karakterine gelecek olursak, bu karakterden başından beri şüpheliyim. Anlattığı mitomani kız hikayesi, Naoko'nun ölümünden sonra sadece ona giysileri için bir not bırakışı vs. Sonuç olarak rehabilitasyon merkezinde tedavi olmayı amaçlayan bir kadın ve son zamanlarda Watanabe ile sadece o mektuplaşıyor. Anlattığı o mitomani kız kendisi olabilir veya olayları çarpıtıp istediği yönde manipüle edebilir gibi bir his uyandırdı içimde. Yazarın böyle bir şüphe uyandırma amacı veya olayları açık uçlu bırakma amacı var mıydı bilemiyorum ama durumları soru sormaya imkan vermeden hızlı bir şekilde açıklığa kavuşturması bana böyle hissettirdi. Sizin yorumunuz nedir?
İmkansızın ŞarkısıHaruki Murakami · Doğan Kitap · 202513,9bin okunma
Puan vermedi·280 syf.··
2022 51. kitabı
Dorian Gray’in Portresi – Oscar Wilde’ın başyapıtı ve estetik hareketin en güçlü manifestolarından biri. Oscar Wilde, 1890’da Lippincott’s Monthly Magazine’de yayımlanan bu romanla Victoria dönemi İngiltere’sinin ikiyüzlülüğünü, sanat-hayat ilişkisini ve güzelliğin tehlikelerini sorgular. Roman, 1891’de kitap olarak çıktığında bazı bölümler yumuşatılmıştı; orijinal metin daha cesur ve keskindir. Eser, hem Gotik bir korku öyküsü hem de felsefi bir tartışma metnidir. Genç ve olağanüstü yakışıklı Dorian Gray, ressam dostu Basil Hallward tarafından portresi yapılır. Portreye bakan Dorian, kendi güzelliğinin geçiciliğini fark eder ve “Keşke portre yaşlansa da ben hep genç kalsam” diye hayıflanır. Bu dilek gerçekleşir. Dorian, Lord Henry Wotton’un hedonist ve nihilist etkileri altında ahlaki yozlaşmanın her türünü yaşarken, portresi onun ruhundaki çürümeyi yansıtır. Dışarıdan bakıldığında hep mükemmel kalan Dorian, iç dünyasında ve portresinde giderek canavarlașır. Ana Temalar 1. Güzellik ve Gençlik Kültü Wilde, güzelliği neredeyse dini bir değer haline getirir. Dorian’ın trajedisi, güzelliği bir amaç değil, araç olarak görmesidir. Roman, “güzellik ahlaktan üstündür” fikrini hem savunur hem de acımasızca eleştirir. 2. Sanat ve Hayat İlişkisi Romanın en ünlü cümlelerinden biri Basil’in ağzından çıkar: “Bir portreyi güzel yapan şey, modelin kendisi değil, ressamın modelde gördüğü sanattır.” Wilde, sanatın özerkliğini savunurken (estetikizm), sanatın hayatı taklit etmediğini, hayatın sanatı taklit ettiğini ileri sürer. Dorian, portresini “gerçek ben” olarak görür ve bu ayrım onun yıkımını hızlandırır. 3. Ahlak ve Vicdan Portre, Dorian’ın vicdanının somutlaşmış halidir. Ahlaki çöküşünü gizleyebildiği sürece mutlu olan Dorian, sonunda portreyle yüzleşmek zorunda kalır. Roman,
Dorian Gray'in PortresiOscar Wilde · Can Yayınları · 201899bin okunma