İnsan, gücü elde edene kadar insandır, gücü elinde bulundurduğunda otoriterliğin yolunu aralar. Var olan geçmişini tanımaz ve hiç olmadığı kadar ben’lik duygusundan uzaklaşır.
Herkesin içinde iyilik olduğu kadar kötülük de var mıdır? Bu iyilik ve kötülük doğuştan mı gelir, yoksa sonradan kazanılan bir tercih midir? En temiz, en saf saydığımız varlıklar olan çocukların doğasında bile, kötülükten, vahşilikten, kan dökme arzusu gibi dürtülerden bahsedilebilir mi?
Düşen bir uçak sonucu, adada yalnız kalan çocuk grubu. Issız bir adadaki hayatta kalma mücadelesine şahit olsak da kitapta çeşitli mesajlara rastlamak mümkün. Temelde, bir psikolog gibi insanın doğasındaki çatışmaları olaylar aracılığıyla anlatıyor Golding. Masum olarak gördüğümüz çocuklar, yasaların ve kuralların olmadığı bir adada ilkel yaşamla karşı karşıya buluyorlar kendilerini.
Ralph, Jack Domuzcuk ve Simon. Çocukların lideri olan Ralph, Denizkabuğunu öttürdüğünde çocuklar toplanırlar, yeni çareler yeni fikirler arayarak toplantı yaparlar. On iki yaşında olan Ralph, iyi huylu, güzel ve zeki çocuktur. Jack’i ise kötü huylu, grubun lideri olmak isteyen, otoriter, kötü huylu bir çocuk olarak tanımlayabiliriz. Öyle ki Jack kitap eleştirmenleri tarafından “Küçük Hitler” diye adlandırılır. Vahşiliği ve kan dökmeyi seven bir otorite. Ralph’in akıl hocası domuzcuk ise düzgün konuşamayan, kendini ifade edemeyen, gözlüklü ve şişman bir çocuktur. Çocukların en büyük eğlence kaynağı olur. Zekayı temsil eder Domuzcuk.
Adadaki ilk günlerdeki Jack ile diğer kötü Jack’i ayırabilir miyiz bilmiyorum. Sanırım ayırabiliriz çünkü Jack, kurallara uyuyordu. Ne zamana kadar? Jack otoriteyi isteyip kendi grubunu farklı bir yerde kurmak isteyinceye kadar. İnsan elinde bulundurduğu gücü, daha doğrusu gücü elde ettiği zaman, o