Kötülüğün artmasının üçüncü kanıtı "kötü dünya sendromu"dur. Uzun süreli ekran maruziyeti; insanların dünya görüşlerini, olaylara bakışlarını değiştirmekte, korku ve kaygılarını anlamlı şekilde artırmaktadır. Yalnızlığı artıran "kötü dünya sendromu"nda insanlar dünyanın güvenli olmadığını düşünür ve üç türlü tepki ortaya çıkar. Birinci tepki; kişi içine kapanır, duyarsızlaşır ve depresif olur. İkinci tepki; saldırganlaşır, suç ve şiddet olayları artar. Üçüncü tepki de insanların kaçınma davranışı gösterir, uzak yerlere göç ederler. Her üç tepki de insanların arasındaki birlikte yaşama bilincine zarar verir. Korku ve kaygı ile yaşayan bir kişi benceleşmeye ve yalnızlaşmaya başlar. Yahut kendi aciz, güçsüz ve zayıf yönlerini fark ettiği zaman anlam ve teselli arayışına yönelir. Dini söylemlere ve inanç sistemlerine daha açık hale gelir. Akla uygun inanç sistemleri bir seçenek olarak dikkati çeker. George Gerbner'in Yetiştirme Teorisi (The Cultivation Theory), kötü dünya sendromunun teorik temelini oluşturmuştur. İnsanların kitle iletişim araçlarından nasıl etkilendiğini açıklamaktadır. Gerbner, toplumun suç ve şiddet gibi konulardaki görüşlerini incelemiştir. Bu teori insanların görüşlerinin televizyon izlerken aldıkları mesajlarla bağlantılı olabileceğini ileri sürer.
Biri tarafından çok sevilmek yüceltir bizi, kişiliğimizi etkiler, adeta kaderimizi değiştirir. Bambaşka biri oluruz o aşk, o sevgi sayesinde.
Hiç sevilmeden bu dünyadan göç edenler için ise ne büyük kayıp!
Hz. Muhammed’den önce de malum o bölgedeki insanlar gelip hac ve umre niyetiyle Kâbe’yi ziyaret ederlerdi. Bir gün henüz Hz. Muhammed M ekke’den Medine’ye göç etmediği bir sırada Süveyd b. S amit adında biri Kâbe ziyaretine gelir ve Hz.Muhammed’le görüşür. Hz. Muhammed onu İslam’a davet edince adam ona, “Senin anlattıkların bende de var, ben de onları bilirim” diyor. Hz. Muhammed, Nasıl bilirsin?” diye soruyor. Adam, “Benim yanımda Lokman’ın bilgi ve belgeleri var” diye yanıtlıyor. Hz. Muhammed ona, “Peki gösterebilir misin?” deyince adam çıkarıp gösteriyor. Muhammed onları görünce, “Bunlar güzel şeylerdir; ancak ben Allah’tan gelen peygamberim” diyor. Adam elbette inanmıyor ve haccını yapıp memleketine geri dönüyor. Bu arada adam da Muhammed’e, “Senin de söylediklerin güzeldir; ancak benimki daha güzeldir” diyor.Adamla Muhammed arasında geçen bu diyalogu birçok İslam tarihçisi yazmıştır. Bunlar arasında İbni Kesir, Taberi, İbni Hişam, İbni Esir gibi tarihçiler vardır. Bu kısa örnekten çıkan mesaj şu: Hz. Muhammed her taraftan bilgi alıyordu. Nerde bir umut bulsa hemen gider ondan bilgi alırdı. Kur’an’da anlatılan hikâyeleri ise zaten o bölgede nerdeyse herkes biliyordu.
İçimde bir göç vardı; bildiğim bilmediğim, umduğum ummadığım bütün kelimeler birlik olmuş; kalbimden çıkıp ağzıma doğru göç ediyordu. Bir eşikte durdu hepsi. Liderleri vardı. Ayaklanma başlatıyordu. İki dudağım aralanırsa; -bunu başarabilirlerse- şüphesiz bu bir devrim olacaktı. Tarihte adına Bahar Devrimi diyeceklerdi.