Büşra

Büşra
@gokbusra
Şahsım tarafından çekilmiş fotoğraflar için: instagram.com/birdebenimgozum...
insanlar babalarından çok, zamanlarının çocuklarıdır
Puan vermedi·134 syf.··
2022 3. kitabı
Kitaptaki birçok anlatımda lafın dolandırılmış olması ve örtüşmeyen görüşler, kitabın, yazarın romanlarının etkisinde giriştiği bir deneme yazısı/kitabı olduğu algısına yol açıyor. Başlangıçta sıkıcı gelen kitap, sayfalar geride kaldıkça anlam kazanıyor, güncel önemi anlaşılıyor. Yazar tarafından kitapta; güncel ve anlamlı bazı hususlara, sorunlara değinilmiş, bu konularda fikirler ve görüşler sunulmuştur. Kitap, Orta Doğu’nun toplumsal ve siyasal yaşamına içeriden ve dışarıdan bakabilme imkanı veriyor. İçerdiği bu bütüncül yöntem, hem Orta Doğu’nun toplumsal ve siyasal yaşamını, hem de küresel sistemin işleyişini anlamayı kolaylaştırıyor. Kitabın, baştan sona uyum içinde ele alınmış bir düşünceyi işlediğini söylemek güçtür. Yazar, uyumlu olma endişesinden uzak olarak, kimlik konusundaki görüşlerini samimi olarak dile getirmiştir. Başta da belirttiğim üzere, kitap, yazarın romanlarının etkisinde giriştiği bir “deneme” olduğu algısına yol açmaktadır. Yazar, kimliği; "insanın zamanın içindeki incelişinde onu dünyaya bağlayan bir ayna." şeklinde tanımlıyor . Hani Ataol Behramoğlu "İnsanlar" şiirinde diyordu ya; "İnsanlar da ülkelere benziyor Sınırları var, yüzölçümleri Yasaları var Bayrakları, ilkeleri Kimi dağlık bir arazidir. Kimi kıraç Kimi bereketli Kimi dardır Kimi engin gözalabildiğince" Kitabın sonunda da bir temennisi var yazarın: "..torunum yetişkin olup da, günün birinde rastlantıyla aile kitaplığında onu keşfettiğinde , biraz sayfaları karıştırsın, biraz göz atsın sonra omuz silkerek ve büyükbabasının zamanında hala böyle şeylerin konuşulmasına ihtiyaç duyuluşuna hayret ederek hemen aldığı tozlu yere geri koysun." bu temenni doğrultusundaki günlerde kendimizi bulmak dileğiyle...
Deneme
Ölümcül KimliklerAmin Maalouf · Yapı Kredi Yayınları · 20199,8bin okunma
Reklam
BURUN METAFORU
Puan vermedi·64 syf.··
2023 15. kitabı
Gerçekçi bir şekilde insanlığa ve kamu kurumlarına yapılan ustaca ve zekice eleştiriler ile dolu "Palto" kitabıyla okumaya başladığım Gogol'un, bu sıra "Burun" adlı eserini okudum. "Burun" Gogol'ün eleştiri dolu, dolaylı yolla alegorik bir anlatımla "burun metaforu" ile oluşturduğu öyküsüdür. Sekizinci dereceden memur olan Kovalev, bir sabah uyandığında burnunun yerinde olmadığını fark eder ve burnunun peşine düşer, yerinde olması gerekirken yerinde olmayan olan burun ise, sıradan ,fakir bir adamın ekmeğinin arasından çıkıyor. Öykünün kahramanı burnunu kavuştuğunda her açıdan kendine gelir. Öyküde dönemin Rus bürokrasisine eleştiriler bulunmaktadır. Gogol, toplumdaki ve sistemdeki çarpıklıklardan, toplumda mevkilere verilen abartılı önem, liyakatsizliğinden insan davranışlarına kadar yani burnunun önündeki her şeyi eleştiriyor. Kitabı bitirdiğinizde "burun metoforu"nu nereye çekersek oraya gitmektedir kitaptaki asıl ustalık da bundandır. İşin dikkat çekici diğer yanı ise; Gogol bu kısa hikayeyi o dönem bir dergiye yayınlansın diye gönderir ancak olumsuz yanıt alır. Sonrasında bu öyküdeki eleştiriyi görebilen Puşkin öyküyü alıp kendi dergisinde yayınlar. Liyakatsizlik hüküm sürdükçe ve hayat mücadelesi devam ettiği ve maddi değerler daha değerli olmaya devam ettikçe ''Palto'' ve "Burun" okunmaya ve değer görmeye devam edecektir.
Toplum Sosyolojisi
BurunNikolay Gogol · Tutku Yayınevi · 20177,1bin okunma
Unutulan
Puan vermedi
"Unutulan adını verdiği hikâyesinde tavanarası metaforuyla eşsiz bir anlam alanı sunar okura Oğuz Atay. “Ben tavanarasındayım sevgilim!” diye seslenen adsız kadının bir delikten aşağı doğru bağırmasıyla başlar hikâye. Tonu yükseltilen bu ses, sadece bir metnin başlaması değil aynı zamanda bu sese muhatap kılınan okurun da kendi tavanarasına, bilinçaltına çekilmesine bir çağrıdır aslında. “Orası çok karanlıktır; dur, sana bir fener vereyim” diyen karşı ses, tavanarasında gizlenen, göz önünden alınarak karanlığa terk edilen, üstü örtülen, bilinçaltına itilen ne varsa aydınlansın ister. Fakat her şeyin ayan beyan görünmesi, feneri tutan elin hareketine bağlıdır. El nereye yönelirse fener de orayı aydınlatır. Tavanarasının karanlığında gezinen kahramanımızın eli, feneri “yakın bir yere tut”ar ve “annesiyle babasının resimleri”ni görür. Tavanarasında, karanlıkta, dehlizde, bilinçaltında karşılaşılan ilk manzara tesadüf müdür…? Biran için bu fotoğrafları tavanarasından aşağıya indirmek ister. “Aşağıda onlara bir yer bulabilir miyim? Koridorda, sandık odasında…” diyerek evin düzenini gözünün önünden geçirir. Ve resimlerden birini alarak “yüksekçe bir yere” koyar. Bilinçaltına itilmiş olanın üste çıkarılması, diğer bir ifadeyle tavanarasından aşağıya indirilmesi, onun yüksekçe bir yerde konumlandırılarak görünür olmasına bağlıdır. Her resim zamana düşülen bir nottur aslında. Fotoğraflanarak anın yakalanması, çok kısa bir süreliğine bile olsa, ölümlü bir varlığın sonsuzluğu arzu etmesi demektir. Bu arzudan dolayı belki de insan, geçmişteki an’lar için değil gelecek için fotoğraf çektirir. Unutulan’ın kahramanı da “ne kadar çok resim çektirmişim yarabbi!” diyerek bakar tavanarasındaki fotoğraflarına. Ve hayıflanır resim çektirirken verdiği pozlara: “Duruşlar da gülünç. Kim
Korkuyu BeklerkenOğuz Atay · İletişim Yayıncılık · 202233,3bin okunma
Çocuk yüreği unutur ama affetmez.
Puan vermedi·184 syf.··
2020 42. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 17 Nisan 2020 00:38
Vasconcelos, bu romanı tam on iki günde yazdığını duyunca kitaba olan hayranlığım bir kat daha arttı en başta bunu belirtmek isterim.On iki günde yazılıp insanlar üzerinde bu kadar uzun yıllar aynı değeri ve ilgiyi görmesi gerçekten takdir edilesi ve aynı zamanda büyük bir yazar olmanın da en belirgin göstergesi. Şeker Portakalı romanı 5 yaşındaki çok zeki,farklı ve yaramaz Zeze'nin acı kavramını ve büyümenin getirdiği gerçekleri onun gözünden,hayalperest bir çoçuğun gözünden,anlatıyor. Zeze'nin o saf merhameti,vicdanı okurken kalbimi ısıttı diyebilirim.Aynı zamanda ailesinin yoksulluğu ve bunla beraber yaşadıkları zorluklar neden tüm çocuklar için şartların eşit değil burukluğunu içimde yaşattı. ''-Yiyecek bir şeyler alalım. En çok ne istersin Zeze? -Her şeyi severim. Evde yiyecek bir şey bulmayız çoğu zaman, bulduğumuzu sevmeyi öğrendik.'' Bu cümle kitapta geçiyor fakat bu cümleyi günümüzde bile kullanan milyonlarca çocuk olduğuna eminim bu çok üzücü,keşke tüm çocuklara eşit şartları sağlayabilecek,tüm çaresiz çocuklara ulaşabilecek bir imkanım olsaydı inanın bunu çok isterdim. Kitaba tekrar dönersek; Zeze için keşfedişler aslında tam anlamıyla dostunu kaybettikten sonra başlıyor, acıyı keşfini tanımlayan çok güzel bir cümle geçiyor kitapta: ''Şimdi acının ne olduğunu gerçekten biliyordum. Ayağını bir cam parçasıyla kesmek ve eczanede dikiş attırmak değildi bu. Acı, insanın birlikte ölmesi gereken şeydi. Kollarda, başta en ufak güç bırakmayan, yastıkta kafayı bir yandan öbür yana çevirme cesaretini bile yok eden şeydi.'' Zeze kendisi buna inanmak istemese de kalbi kocaman bir çocuk ve kitabın sonunda itiraf kısmında da da geçtiği gibi ''Bugün kırk sekiz yaşındayım..hala çocuk olduğumu zannediyorum..bugün çocuklara misketler ve kartlar dağıtan benim'' büyüyüp
Şeker PortakalıJosé Mauro de Vasconcelos · Can Yayınları · 2022275bin okunma
MADDE Mİ? RUH MU?
Puan vermedi·65 syf.··
2020 39. kitabı
Fikrimce Palto’nun bir başyapıt niteliği kazanmasının nedenlerinden biri fantastik bir sonla bitmesidir. Ölmüş olan memurun hayalet olarak şehrin belirli yerlerinde görülmesi ve insanların sırtlarından paltolarını alması dikkat çekici bir finaldir. Bu fantastik son bana şu gerçekliği çağrıştırdı: biz insanların zor şartlarda edindikleri şeylerin hayatımızda çok önemli bir yere sahip olduğu ve kaybedildiğinde adeta gözlerimizin arkada kalacağı... Akakiy Akakiyeviç’in ruhu ancak kendisini sıkı biçimde azarlayan “mühim adam”ın paltosunu aldığı zaman huzura kavuşmuştur.Hatta kitapta şu benzeri bir cümle geçiyor 'son olarak mühim adamın paltosuna ona tam olmuştu' Burada bir çaresizlik vardır,en son mühim adamdan yardım dilemişti ve ölmeden önce gözünü arkada bırakacak son olay mühim adam ile var olmuştu. Çözümü olmayan bir durum ya da sorunun fantastik bir sona dayanılarak çözüme kavuşmuştur bu kitapta, ki bu adaletsizliğin hüküm sürdüğünün basbaya göstergesidir. Hikayede gerçekçi bir şekilde insanlığa ve kamu kurumlarına yapılan ustaca ve zekice eleştiriler okuyucuyu etkiliyor gerçekten. Yoksul insanların hayat mücadelesi devam ettiği ve madde ruhtan daha değerli olmaya devam ettikçe ''Palto'' okunmaya ve değer görmeye devam edecektir.
Felsefe
PaltoNikolay Gogol · Bordo Siyah Yayınları · 201246,2bin okunma
Reklam