Bu nasıl karakter bu nasıl final SPOİLER
7/10
·536 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
her şeyden önce değişen P.O.V sistemini beğendim ama dört bakış açısında kalmak biraz yetersiz olmuş son savaşta nyxin bakış açısından cyra ve ronan ile olan dövüşleri görmek isterdim hazır nyxden konu açılmışken başka bir konudan devam edelim ilk kitaptan beri gördüğümüz tanıdığımız sevdiğimiz gelişimine şahit olduğumuz bir karaktere bu son uygun mu gerçekten, yazar sanki "ya, ben bir final savaşı yazıyorum birilerini öldürüp dram yaratmalıyım" Demiş gibi ne olduğu belirsiz bir karakter ile gelip boş yere hiçbir işlevi olmayan bir ölüm yaşadı nyx, ölmeseydi eğer hiçbir şey değişmezdi her neyse biraz daha bu konu hakkında konuşmaya devam edersem buraya sığmaz gelelim başka bir meseleye, lin konusuna bu kitabın elimizde dört ana karakteri var diğer üçünün zaten tamamen onlara ayrılmış koskoca kitapları var yani yaşayacakları gelişimleri tamamlamışlar bu kitapla artık hikayelerine bir nokta koyacağız ama lin öyle değil biz lin ile yeni tanıştık ondan bir gelişim bekleriz yok geldiğinde neyse gittiğinde de oydu karakter hiçbir gelişim göstermedi sözde gösterdiği fiziksel gelişim ise bana gram geçmedi andros ile aralarında olan şey ise aşırı muğlak bırakıldı kardeş siz nesiniz neden böylesiniz gram cevap yok tam diyoruz aha bişey olacak tak ikiside ölüyor yani lin konusunda azda olsa bir gelişim okuyup dahada bağlanmak isterdim özgüvenine yersiz diyenler olmuş ama diğer karakterlere göre daha farklı psikolojideki bir karakter okumak güzel hissettirdi en sevdiğim karakterler ise kesinlikle irithel ve euria irithelin aradan geçen 7-8 yılda geçirdiği devasa gelişim hoşuma gitti baya, okurken gururlandım o derece eurianın ise kafasındaki sesler ikilemler aldığı fevri kararlar aşırı hoşuma gitti güç ve hırsın insanı nasıl parçaladığının canlı örneği bildiğin, drystan ve zaiden
Edebiyat
Diyarların YazarıAdora Yağmur · İndigo Kitap · 202693 okunma
BÜYÜK KEHANETİN SONU: PERCY JACKSON VE SON OLİMPOSLU
Puan vermedi
"dünyada bir çocuğun 'perilere inanmıyorum' dediği her an, bir yerlerde bir peri düşüp ölür." demişti Peter Pan ... işte percy jackson serisi de benim için o mitolojik sihire inanmaktan asla vazgeçmeyen çocuk ruhumun en büyük, en güvenli sığınağı! en sevdiğim serinin bu olduğunu ve Son Olimposlu 'un kalbimde apayrı bir yeri olduğunu söyleyip duruyordum zaten, sonunda buraya upuzun, seriyi hiç bilmeyenlerin bile hemen gidip almasını sağlayacak dev bir inceleme yazmaya karar verdimmm mşfmsldmld önce size bu serinin aslında bize ne anlattığından, o muazzam dünyasından kısacası olayların başlangıcından bahsetmek istiyorum çünkü bu evren sadece bir fantastik kitap değil, resmen bir yaşam tarzı! hikayemiz, 12 yaşındaki disleksi ve hiperaktivite hastası percy jackson’ın aslında sıradan bir çocuk olmadığını, yunan deniz tanrısı poseidon’un oğlu, yani bir "melez" olduğunu öğrenmesiyle başlıyor. biz de onunla birlikte long island’daki melez kampı'yla tanışıyoruz. tanrılar ve ölümlülerin çocukları olan bu melezler, dünyayı canavarlardan korumak ve hayatta kalmak için burada eğitiliyorlar. seri boyunca percy, bilge athena'nın kızı annabeth ve bir satir olan en yakın dostu grover(kıvırcık) ile birlikte o olimpos tanrılarının bitmek bilmeyen sorunlarını çözmek için görevden göreve koşuyor. Şimşek Hırsızı 'yla başlayan macera, Canavarlar Denizi , Titan’ın Laneti ve Labirent Savaşı derken bizi adım adım o korkunç "büyük kehanet"e sürüklüyor. kehanete göre, üç büyük tanrının (zeus, poseidon, hades) melez çocuklarından biri 16 yaşına bastığında ya olimpos'u kurtaracak ya da tamamen yok edecek bir karar verecekti. işte serinin beşinci ve son kitabı olan Son Olimposlu (serinin devamı var ama işte bu serinin sonu gibi ), tam olarak bu 16 yaş sınırına geldiğimiz, zamanın bittiği ve o devasa savaşın patlak verdiği kitap! ve
İnceleme
Son OlimposluRick Riordan · Doğan Egmont Yayıncılık · 20195,3bin okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Yine bir "Overrated "kitap:(Geceyarısı Kütüphanesi
3/10
·296 syf.··
2026 29. kitabı
Evet hem ülkemizde hem de uluslarası alanda best seller olmuş,"Goodreads En İyi Kurgu"ödülü almış,bir o kadar da övülen kitabı okumayan bir ben kalmıştım.OKUDUM BİTTİ:))İyi ki de geç okumuşum çünkü tam bir hayalkırıklığı yaşadım.Farklı yaşantılarda,paralel evrenlerde,sayısız alternatifleri deneyerek hangisinde daha huzurlu olduğunu görüp,yaşamın ve mutlu olmanın anlamını öğrenen Nora karakterinin ,kişisel gelişim+büyülü gerçeklik karışımında ,bana göre birbirini tekrarlayan ve sıkan bir döngüye sahip hikayesiydi.Bu tarz konulu fazlasıyla film,senaryo,kitap olduğu için yeterince ilgi çekici de gelmedi açıkçası:(Çok gömdüm galiba...Kişisel görüştür.Sevenler kusura bakmasın:)
Gece Yarısı KütüphanesiMatt Haig · Domingo Yayınevi · 202598,6bin okunma
Seni İçime Gömdüm
Puan vermedi
Sevgili Tomris Uyar’ın Adnan Semih’in etkisinde kalarak Andrew Jolly’den çevirdiği bu küçük ama içerik olarak dev yapıt Kafka, Camus ve Dostoyevski karışımı bir estetik tatla kimlikleşiyor, belleklerimizde bir hüznün romanı olarak irileşiyor. Yapıtın yazarı hakkında yeterli bir bilgiye ise ulaşılamamış. Ancak bu bilge başka bir roman daha yazmış bu bilgiye ben ulaşmadım çünkü araştırmadım. Araştıranlara selam olsun. Diğer kitabının adı; A Time of Soldiers. Başka kitapları var mı? Bilmiyorum. Seni İçime Gömdüm, yaşamın odağında parçalanan aşk, sevgi değil ama bunların üstünde ya da bunların da anlamlandıramadığı psikososyal bir sürece denk geliyor. Yüreğe gömülen bir sevda neye denk gelir? Bence en acı ayrılıklara… Yapıt, ötekilerin romanı. Kavminden sürülmüşlerin… Bir çığlığın romanı: Seni İçime Gömdüm (Lie Down In Me). Yalın! Romanın erkek kahramanlarından Kabrero, kimdir ne iş yapar varlığını nasıl tanımlar ona da bakalım inceleme boyunca. Ama bir sevdanın ardı sıra sürüklenen bir insana bakar gibi. Roman: “Tan ağarırken ölmüştü kız.” cümlesiyle başlar. Kızılderili olan bu kız, hastadır. Bakıma muhtaçtır. Yaralıdır. Hasta bir kıza tutkuyla eğilişin alanı bir evliliğe kayar. “Karı” olarak kendi topraklarının kızlarından birisini seçmez kahraman. Eski kamyonlar yağlı çadırlar misalidir hayat… O yüreğindeki yangına tutkundur. Ağabeyine, sevdiği kızın ya da takıntılı bir şekilde içerikleştirdiği kadının hastalığından söz bile etmez: “Ağabeyine yaradan söz açmayı düşünmedi bile. Duygularını tıpatıp açığa vuracak sözcükleri bulabilse de -diyelim ki vardı böyle sözcükler- yine bir işe yaramazdı; onun sözcükleriyle ağabeyinin aklından geçenler, birbirini tutmuyordu ki” (s.14). Ağabeyi Kızılderili sosyal kişilik/toplum yaşantısını kendince gördüğü için kardeşinin vazgeçmesi
1000Kitap
Seni İçime GömdümAndrew Jolly · Ayrıntı Yayınları · 20221,080 okunma
10/10
·119 syf.··
Beğendi
·
2026 24. kitabı
Bu eserde yer alan hikayeler hayattaki her mevsime tanıklık ettirtiyor okuyucuya. Kimisinde bir yaz akşamının ruha iyi gelen sıcaklığını, kimisinde yaşanan olaylar sonucunda yüreğinde taşıyamadığı duyguların dimdik duran ağacın sonbaharda dökülen yaprakları gibi yere düşmesini, kimisinde geçmiş anıların yarattığı boşluğun kış soğununda karlar altında kalmasını aktarırken içerine gelecek olan baharın umudunu da serpiştirir. Çünkü hayatta ne yaşanılırsa yaşansın hayatın içerisinde bazen baharın olduğunu fısıldar. ""İnsan kabuklu bö­cek gibi bir şey. Baktı dışarısıyla başedemiyor, kaçıveriyor içeri. Bu kimsenin kabahati değil." Sen ne kadar kaçsan da, ıskalasan da, görmezden de gelsen, kafanı kuma da gömsen, kalbine kilit de vursan, hayatın sana bir diyeceği varsa, sinsi sinsi bekliyor sırasını, yıllarca. Öyle sabırlı. Öyle fil hafızalı, öyle unutmuyor hayat. Sen sabaha kadar unuttum diye sağalt ruhunu. Gömdüm san. Defter kapanmayınca kapanmıyor. " Geçmişteki anıların ruhta bıraktığı izlerin peşinden sürüklenirken insan olmanın derinliklerini irdeleyecek okuyucu bu on öyküde. Aynı zamanda aile kavramını, anne ve kızın arasındaki derin bağın domates tohumları gibi eşsiz olduğunu, aşkın yürekte çınlayan sesini, ayrılığın kırık camını, cevapsız kalan binlerce soruyu, dostluğu tatlı melodisini, anıların seslerini ve umutların derinliğini öykülerin içerisinden çıkarıp masaya yatıracak okuyucu. "Bir yarayı iyileştiren, her şeyden önce orada bir yara olduğunu kabullenmekti.”Bir şeyim yok, iyiyim ben” dedikçe insan her şeyden önce tedaviyi reddediyordu. Nadiren de olsa küçük krizlerle içimdeki basıncın birazını olsun tahliye edip, ama kendimi asla büsbütün bırakmadan, sonra tekrar normale dönüyordum." Derin ve hayatın içerisinden olan bu öykülerde her yaşamın bambaşka ve eşsiz
Bazen BaharMelisa Kesmez · İletişim Yayınları · 20195,3bin okunma
10/10
·144 syf.··
Beğendi
·
2026 94. kitabı
Dürüst olmak gerekirse bu kitabı daha önce hiç duymamıştım, yazarını da tanımıyordum. Nasıl oldu bilmiyorum, yanlışlıkla PDF’ini indirdim. Hazır karşıma çıkmışken okumaya karar verdim. Tomris Uyar’ın çevirisini yaptığı bu eserle birlikte Andrew Jolly ile tanışmış oldum. Sade dili, yoğun anlatımı ve akıcı olay örgüsü okumayı daha da keyifli hâle getiriyor. Kitap, ırkçılık nedeniyle sevdiği kadınla evlenmesine karşı çıkan aileye ve toplum baskısına rağmen büyük bir kararlılık sergileyen Kabrero’nun hikâyesini anlatıyor. Onun aşkına tutunuşuna hayran kalmamak elde değil. Toplum tarafından kabul görmeyen Kızılderili bir kadınla evleniyor. İki yıl süren bu birliktelik, eşinin ölümüyle son buluyor. Kadının ölümünden sonra Kabrero’nun tek isteği, eşinin sıradan bir insan gibi görülmesi ve hak ettiği şekilde gömülmesi oluyor. Onu kendi topraklarına defnetmek için verdiği mücadele ince bir duyarlılıkla aktarılıyor. Yaşadığı onca zorluğa rağmen pes etmeyişi gerçekten etkileyici. Kabrero, sevdiği kadını ne yere sığdırabildi ne göğe… Onu yalnızca yüreğine sığdırdı; o öldükten sonra da içine gömdü. "Gerçek sevginin toplumsal önyargılara ve her türlü baskıya göğüs gerecek kadar güçlü bir kararlılık göstermelidir ve keza ölüm bile bu bağlılığı bitiremez. " Bu kitabı yürekten tavsiye ediyorum.
Seni İçime GömdümAndrew Jolly · Ayrıntı Yayınları · 20221,080 okunma