Unutuşun Cennetinden, Hatırlayışın Cehennemine
Puan vermedi·280 syf.·
2026 31. kitabı
Kazuo Ishiguro, Gömülü Dev’de bize şu can yakıcı soruyu miras bırakıyor: "Bizi birbirimize bağlayan şey paylaştığımız anılar mıdır, yoksa o anıların üzerini örten merhametli bir unutuş sisi mi?" Kitabın başında Axl ve Beatrice’in birbirlerine karşı kullandıkları o naif, sığınak gibi sıcak "Prensesim"/kocam hitaplarına hayran kalarak başlıyoruz yolculuğa. Ancak sayfalar ilerleyip ejderha Querig’in nefesiyle yayılan o unutkanlık sisi dağıldıkça, altından çıkan gerçekler okuru sarsıyor. Ishiguro, fantastik bir evreni (ejderhalar, şövalyeler, devler) sadece bir dekor olarak kullanıp aslında insanın ve toplumun en karanlık dehlizlerine sızıyor. Gördük ki; aşk bazen sadece her şeyi hatırladığımızda değil, bazı şeyleri "hatırlamadığımızda" bu kadar saf kalabiliyor. Axl ve Beatrice'in oğullarına yaptıkları o hüzünlü yolculuk, aslında bir kavuşma değil; geçmişteki ihanetlerin, öfkelerin ve vicdan azaplarının telafi edilemez ağırlığıyla bir yüzleşmeymiş. Ishiguro, ustalığını yine konuşturuyor; bir çırpıda bitirilecek bir olay örgüsü yerine, zihne ağır ağır çöken bir melankoli bırakıyor. Kitabın sonundaki o sisli kıyı ve kayıkçı sahnesi, modern edebiyatın en hüzünlü vedalarından biri olarak hafızama kazındı. Dev uyandı, sis dağıldı ve geriye sadece çıplak, soğuk bir hakikat kaldı. Peki ya siz; sevdiğiniz insanla aranızdaki o huzurlu bağın, sadece geçmişteki bir hatayı veya kırgınlığı "**unuttuğunuz*"" için sürdüğünü öğrenseydiniz; o sisin dağılmasını ve her şeyi hatırlamayı mı dilerdiniz, yoksa o konforlu karanlıkta "Prensesim" /kocam demeye devam etmeyi mi?
Gömülü DevKazuo Ishiguro · Yapı Kredi Yayınları · 20182,039 okunma
6/10
·280 syf.··
2026 14. kitabı
·
28 günde okudu
·
Okunma: 25 Nisan 2026 20:32
Japon edebiyatını metheden arkadaşlarım oldu. Bu kitapla bir merhaba dedim ben de Japon yazarlara. Kitapta yaşlı bir çiftin unutkanlıklar içerisinde silik şekilde beliren anılarıyla başka köydeki oğullarına ulaşmaya çalıştıkları yolculukları ve bu yolculukta karşılarına çıkan kişilerle yaşadıkları fantastik olaylar anlatılmış. Beğendiğimi söyleyemeyeceğim. Değişik bir deneyim oldu, farklı bir tat denemiş oldum. Pişman değilim fakat gerçek şu ki bu roman bende hiçbir iz bırakmadı.
Gömülü DevKazuo Ishiguro · Yapı Kredi Yayınları · 20182,039 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·280 syf.·
2026 27. kitabı
Ishiguro bu kez bizi devlerin ve ejderhaların olduğu fantastik bir dünyaya götürüyor ama bana göre derdi bir macera anlatmak değil. Kitabın başında karakterler kadar ben de kayıptım. Ancak bu kopukluk beni rahatsız etmedi, aksine cezbetti. Aslında bu belirsizlik Beni Asla Bırakma’da da vardı, hatta Klara ile Güneş’te de... Okur olarak bize ilk sayfalarda çok bir şey verilmiyor; okudukça, karakterler ile birlikte bilgi sahibi oluyoruz. Normalde kitaplarda belirsizliği ve konunun havada kalmışlığını hiç sevmesem de Ishiguro söz konusu olduğunda bu durum bir istisnaya dönüşüyor. :) Karakterlerin bir şeyleri hatırlayamıyor olmasıyla benim de bilmemem arasında garip bir ortaklık kuruldu. Onlar hatırladıkça ve yaşadıkça olayların yavaş yavaş açığa kavuşması, o sisin içinde onlarla birlikte yürümek çok hoşuma gitti. Kitapta bazı yerler oldukça uzun anlatılmış, hatta konuya doğrudan etkisi olmayan kısımlar var gibi görünüyor. Fakat bence bu, o evreni kafamızda tam canlandırmak ve atmosferin ağırlığını hissettirmek için bilinçli bir tercih. Karı-koca arasındaki ilişki çok deşilmemiş olsa da, kitabın genelindeki o unutuş ve belirsizlik temasıyla çok uyumlu bir sessizlik içindeydi. Kahramanların bile kendi geçmişini unutuyor olması, benim de bir okur olarak o belirsizliğin bir parçası olmayı kabul etmemi sağladı. Hatırlamanın bir huzur mu yoksa bir yıkım mı getireceği sorusu, kitabın o ağır ve hüzünlü temposunda çok güzel işlenmiş. Kitap bitip, sisin içinden çıktığımda yanımda kalan derin belirsizliğin içinden süzülüp gelen saf bir hüzün oldu.
Gömülü DevKazuo Ishiguro · Yapı Kredi Yayınları · 20182,039 okunma
Puan vermedi·280 syf.··
2026 14. kitabı
Okuduğum iki kitabından yola çıkarak distopik eserler üretmede usta olan Ishiguro bu sefer de fantastik edebiyata kolları sıvamış. Bana göre pek akıcı ilerlemiyor olsa da kendisini bir şekilde merak ettirten bir kitap. Haliyle son sayfaya gelmeden de rahat nefes aldırmıyor. Fantastik romanlardan pek hoşlanmıyor oluşum aslında bu görüşümün arka planı. Yaşlı Axl ve Beatrice çiftinin seneler önce köyden ayrılmış oğullarını bulmak üzere yola çıkışıyla roman açılıyor. Yolculuklarına zamanla ormanda gezinen ejderha tarafından ısırılmış Edwin, savaşçı Wistan ve efendisi Arthur’a ejderhayı öldüreceğine söz vermiş şövalye Sir Gawain ile devam ediyorlar. Her karakterin kitap üzerinde bir meselesi var ve hepsi aslında kendi ulaşmak istedikleri nihai hedefin peşinde. Bir yandan da öğreniyoruz ki ormanda gezinen bu ejderha köylere bir sis perdesi getiriyor. Bu duruma mukabil, unutkanlık normal hatırlamak ise güç bir hale gelmeye başlıyor. Yaşlı çiftimiz sisin kalkması ile beraber neleri hatırlayacaklar ve ormandaki zorlu mücadelelerden sonra her bir karakterin akıbeti nasıl sonuçlanıyor kitabın sonunda. Yaşlı çiftin kitap boyunca birbirine olan sadakati gülümsetirken bazı sayfalardaki ayrıntılar da okurken yordu. Tam filmi çekilecek bir kitap. Ejderha, savaşçı, orman ve atlatılan badirelerden güzel bir mizansen ortaya çıkacaktır. Kazuo Ishiguro külliyatından bir kitabın daha üzerini sevinçle çiziyorum.
Gömülü DevKazuo Ishiguro · Yapı Kredi Yayınları · 20182,039 okunma
Fahrenheit 451
Puan vermedi·202 syf.··
Beğendi
·
2026 10. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 10 Mart 2026 21:44
1953’te yazılmış bir kitap. 2026’da okuyorum ve içimde tuhaf bir ağırlık hissediyorum. Çünkü Bradbury’nin tarif ettiği dünya o kadar uzak değil. Bazen sayfaları çevirirken “bu zaten başımıza gelmedi mi?” diye sormadan edemiyorum. Guy Montag bir “itfaiyeci”. Ama bizim bildiğimiz itfaiyecilerden değil. Yangın söndürmüyor, yangın çıkarıyor. Görevi kitapları yakmak. 451°F, kâğıdın tutuştuğu sıcaklık. O sıcaklıkta sayfalar kıvrılıp kararıyor, cümleler buharlaşıyor, düşünceler yok oluyor. Ve toplum buna bayılıyor. Çünkü düşünmek yorucu. Sorgulamak mutsuz ediyor. Mutluluğun formülü basit: hızlı arabalar, dev ekran duvarlar, kulaklık radyolar, sürekli ses, sürekli uyarıcı, asla boşluk bırakmayan bir gürültü. Kitaplar ise… tehlike. Sessiz. Derin. Tehlikeli. Montag’ın dönüşümü inanılmaz akıcı anlatılıyor. İlk başta o da herkes gibi. İşini seviyor, karısı Mildred’la birlikte “aile” denen şeyin içine gömülü yaşıyor (ki o aile aslında üç tane dev televizyon duvarı). Sonra Clarisse diye bir kız çıkıyor karşısına. 17 yaşında, “garip” bir kız. Gökyüzüne bakıyor. Yağmurda yürüyor. İnsanlara “nasılsın?” diye gerçekten soruyor. Ve Montag’ın beyninde bir şey çatırdıyor. O çatırdama büyüyor. Bir kadın kitaplarıyla birlikte yanmayı tercih ediyor. Montag’ın elinde bir kitap kalıyor. İlk defa gizli gizli okuyor. Ve anlıyor ki: cümleler sadece kelime değil. Bir insanın içindeki yangın. Söndürülemiyor. Kitabın en vurucu yanı bence şu: Bradbury teknolojiyi suçlamıyor aslında. Suçladığı şey, insanın o teknolojiyi kullanma şekli. Kendimizi uyutmak için kullandığımız her şey, 1953’te daha bile net görülebilmiş. Duvar ekranları, kulaklık seashell’ler… Bugün de aynı işlevi gören şeyler var, değil mi? Beatty’nin uzun monoloğu ise tam bir yumruk. “Biz size mutluluğu verdik” diyor. “Düşünmenize
1000Kitap
Fahrenheit 451Ray Bradbury · İthaki Yayınları · 2022108,2bin okunma
8/10
·280 syf.··
Beğendi
·
2026 15. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 08 Mart 2026 22:31
Harika bir fantastik roman. Bir filmi büyülenerek izlermiş gibi keyifle okunuyor. İhtiyar bir çift oğullarını aramak için yola çıkıyorlar. Doğa üstü yaratıkların, somut dünyevi tehlikelerin ortasında her şekilde yollarına devam ediyorlar. Onları bu yolculuğa iten nedir, neden hafızaları bozulmuştur. Neden tam olarak her şeyi hatırlayamamaktadırlar? M.S. 6. yüzyıl. Roma çekilmiş, Britanya topraklarında yerli Keltler ile istilacı Saksonlar arasında süregelen mücadeleler, efsanevi Kral Arthur'un Saksonlara indirdiği nihai ancak bir o kadar şiddetli darbe ile kesin bir barış dönemine evrilmiştir. Büyük katliamdan sağ kalanların barışı bozmamaları adına büyücü Merlin, dört şövalye eşliğinde dişi ejderha Queric'i büyülemiştir. Ejderhanın nefesi halkın hafızası üzerine bir sis perdesi örtmüş, insanlar olanı biteni hatırlayamamaktadır. Unutmak bir lütuf mudur, yoksa lanet mi? Yıllar önce izlediğim Merlin dizisini anımsattı bu roman bana. Beğendim.
Gömülü DevKazuo Ishiguro · Yapı Kredi Yayınları · 20182,039 okunma