Gönderi

Okuyanı Başka Dünyalara Götüren Kitap
9/10
·344 syf.··
2023 4. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 14 Şubat 2023 22:59
Bu kitap yorumunu Instagram'daki "alintilarlayasiyorum" profilimde de okuyabilirsiniz: instagram.com/p/CosJD6mtT22 Ne zaman bir bilimkurgu kitabı okusam bulunduğum dünyanın gerçekliğinden biraz olsun kaçıp farklı dünyaların ihtimalleriyle kafamı dağıtabiliyorum. Bu bana çok iyi geliyor. Daha önceden Ursula K. Le GuinUrsula K. Le Guin'in iki kitabını okumuştum. Bunlar Yerdeniz BüyücüsüYerdeniz Büyücüsü ve Dünyaya Orman DenirDünyaya Orman Denir adlı kitaplardı. Bu kitapları okuduğum için yazarın değişen karakterlere, değişimin kendisine, insanın doğayla olan etkileşimine ve toplumdaki erkek ile kadının statülerine önem verdiğini biliyordum. Bu yüzden bir yazarın başka kitaplarını okuyarak o yazarı yorumlamak her zaman için faydalı bir yoldur. Ursula K. Le Guin bu kitabında Anarres ve Urras adında iki gezegenden bahsetse de bu gezegenlerin anarşizm ile kapitalizmi temsil ettiği aşikar. Yani devlet ya da başka herhangi bir kurum tarafından yönetilmek istemeyen anarşistlerin oluşturduğu Anarres ile endüstrileşmiş, bildiğimiz kurumlar tarafından yönetilen kapitalist Urras. Bu karşılaştırmayı gördüğümde aklıma ilk olarak Yuval Noah HarariYuval Noah Harari'nin Hayvanlardan Tanrılara: SapiensHayvanlardan Tanrılara: Sapiens kitabındaki bir alıntısı geldi: "Etrafımızdaki hapishane duvarlarını yıkıp özgürlüğe koştuğumuzda aslında daha büyük bir hapishanenin geniş bahçesine doğru koşuyoruz." [s. 128] Bugüne kadar karşılaştığım en muhteşem alıntılardan biri bu kendi adıma. Herhangi bir şeye tepki verip özgürlüğe kavuştuğumuzu düşündüğümüzde gerçekten de özgür oluyor muyuz? Yoksa o, daha büyük bir hapishanenin geniş bahçesinde sahip olunan sanal bir özgürlük mü? İşte bana böyle şeyler sorgulatan kitapları çok seviyorum. Sahip olduğumuz şeyleri mutlaka sorgulamamız gerekiyor. Anarres'teki gibi tamamen özgür olup hiçbir şeye sahip olmamak mı istiyoruz yoksa Urras'taki gibi yalnız, tek başına, sahip olduğu yığınla birlikte hapiste olmak mı? Bu tercihi yazar biraz da bize bırakıyor. Bu ay kitap okuma grubumda okuyup tartışacağımız kitap bu olduğu için gruptaki okurların da görüşlerini merak ediyor olacağım. Her ne kadar Ursula K. Le Guin, tüm siyasal kuramlar içinde en mantıklı olan ideolojinin anarşizm olduğunu söyleyen bir anarşist olsa da ben ne yazık ki bunu mantıklı bulamıyorum. Zira anarşizme göre insanlar doğası gereği iyidir. Onlara göre bir toplumdaki herkes, hayatının her anında mutlak iyi olduğu için herhangi bir ceza ve hukuk kurumuna da ihtiyaç duyulmaz. Oysaki gerçeklik böyle mi? Sadece tek kişinin bile kötü olması halinde anarşizm düzeni bozulacaktır. Bu yüzden ben insanların doğası gereği iyi olduklarını düşünmüyorum. Bu kavramın kalıtımla, sosyal çevre etkisiyle ve insanın kendisine kattıklarıyla, deneyimleriyle birlikte zamanla gelişen ve bizzat inşa edilen bir kavram olduğunu düşünüyorum. Yine de bu kitap bize ilişkilerimizi, fikirlerimizi, hayallerimizi ve duygularımızı kimlerin kontrol etmek istediğine dair iyi bir bakış açısı sağlıyor. Gerçekten de ilişkilerinizin mülkiyeti sizin elinizde mi? Yoksa toplum, "evlilik" denen geleneksel kurumu size dayattığı için mi evlisiniz? Gerçekten de fikirleriniz size ait fikirler mi? Yoksa o fikirleri Shevek'in Urras'ta yaptığı gibi birileri tarafından onay almak ve statü kazanmak için mi düşünüyorsunuz? İşte esas önemli olan sorular bunlar. Ursula K. Le Guin bizi bu kitabında yanıtlardan çok sorularla başbaşa bırakıyor: "Bizim aradığımız yanıt değil, soruyu nasıl soracağımız..." [s. 195] Kitabın ana karakteri Shevek'e ayrı bir parantez açmak lazım. Shevek iki gezegene de ait bir karakter değil bence. Ortada kalmış ve kendisini iki tarafta da bulmaya çalışıyor. Yani aradığının ne anarşizm ne de kapitalizm olduğunu düşünüyorum. İki ideoloji de bir süre sonra kendi yöneticilerinin emellerini gerçekleştiren ideolojiler haline geliyorlar çünkü. Bütün bunlar arasında yapmamız gereken şey, Shevek gibi bulunduğumuz durumu sorgulamak ve çevremizdeki insanları iyi seçmek aslında. Nereye ait olduğumuzu hissediyorsak benliğimizin mülkünü de orada bulundurmalıyız. Zira bu hayattaki en mühim şeylerden biri, herhangi bir yere, bir insana veya bir davaya ait hissedebilmektir. Mülksüz kalmamanın tek yolu bu.
Edebiyat
MülksüzlerUrsula K. Le Guin · Metis Yayınları · 202215,6bin okunma
··
24,6bin Gösterim
41 Yorum
Lord of the Rings birinci kitabı bitirdim, ikincisine geçiyorum. Olaylar hem etkiledi hemde çok düşündürdü. Sahip olduklarıma şükrettim, orada herşeyini kaybedenlere üzüldüm. Hayat devam etmeli, ama yaşananlar unutulmamalı. Oysa insan unutuyor zaman geçtikçe. Ayrıca Suriye için de çok üzüldüm, oradaki durumlardan dolayı depremden etkilenlere yardım gitmesi vs. çok daha zor maalesef. Sonra dünyada olan diğer felaketleri hatırladım, seller, başka depremler, açlık vs. ve düşündüm ki aslında bazen bazılarımız nekadar da umursamazmışız. Bukadar yakınımızda olunca farkettik ama onlar da insan, onlar da can. Bir de yurtdışında yaşayan bir sürü kişinin de dediği gibi, bir çok insan umursamıyor, bilmiyor olanları. Bölge de bu konuda etkilidir mutlaka, ama yine de üzücü. İnsanlığımızı kaybediyoruz, belki de farketmeden. (Tabi bu sürede bir çok yardımlaşan insanı bunun dışında tutuyorum, böyle bile durum çok da iyi değil bence). Yani işte kafamda bir sürü düşünce.
Oğuz Aktürk
Gönderi Sahibi
kafamızda bir sürü düşünce olması bence doğal bir durum. esas bu düşünceleri eylemlere ve bilinçlendirmelere çevirebildiğimiz kadar insan olabiliyoruz. anca bu sayede bilinçli bir toplum olmaya doğru gidebiliriz. düşündüğünüz şeyleri ve hüzünlerinizi anlıyorum. bu zor süreçte yanınızdayım
Oğuz Aktürk
Gönderi Sahibi
bu zor süreçte yorumlarını belirten onlarca insana çok teşekkür ediyorum. bireysel değil ancak toplumsal bir bilinçlenmeyle kendimizi geliştirebiliriz ve yarınlara umutlu bir şekilde yol alabiliriz. o yüzden ne kadar zor günler geçirsek de kitap okumayı ve size bunları önermeyi bırakmayacağıma söz veriyorum. beraber güçlüyüz. iyi ki varsınız ❤️
Oğuz Aktürk
Gönderi Sahibi
evet arkadaşlar. bu incelemeye bu aralar hangi kitabı okuduğunu yazan ya da bugünlerde motivasyon/odak problemi yaşayan arkadaşlara elimden geldiğince moral olarak destek veriyorum. gelin derdinizi anlatın beraber aşalım bu günleri
Bu yorum görüntülenemiyor
Şu sıralar hayat adeta bir roman gibi işlediği için, yeni bi roman okuma fikri kafama bi türlü yerleşemediğinden şiir kitaplarımla vakit geçiriyorum. Şu sıra bana yoldaşlık eden sayın Cemal Süreya’ya sevgilerimi olmasa da saygılarımı iletiyorum. :) Ayrıca inceleme de oldukça keyifliydi :)
Reklam
Dün aylar sonra ilk defa bir kitap bitirdim. Yks'ye hazırlanıyorum. Aslında büyük büyük ders çalışma hedeflerim vardı ancak kaç gündür ne ders çalışabiliyordum ne de kendimi geliştirecek şeyler yapabiliyordum. Sonunda bari kitap okuyım dedim ve kendimi dipsiz dehlizlerden kurtardım. Ama kitap bitince bulunduğumuz dünyaya yeniden dönmek zorunda kaldım tabi, bugün de boş beleş geçti.
Oğuz Aktürk
Gönderi Sahibi
olabildiğince sosyal medyadan ve telefondan uzak kalmaya çalışarak geçirebilirsiniz belki. yarım saatlik, 1 saatlik süreçlerde telefona hiç bakmayarak belki o okuma odağınızı sağlayabiliriz. bu zor süreçte yanınızdayım
Şubat benim en sevdiğim aydır, Dostoyevski de en sevdiğim yazar. Şubat’ta böyle bir felaket yaşadığımız için içimde nedensizce bir suçluluk duygusu var. Sevdiğim yazarların kitaplarını okuyabildiğim için de yine aynı his. Yani sahip olduğum her şey bir diken gibi batıyor. Ülkece atlatmaya çalıştığımız şu zor günlerde Dostoyevski’nin Budala’sı bana arkadaşlık ediyor.
Oğuz Aktürk
Gönderi Sahibi
verimli okumalar dilerim. budala'dan sonra da dostoyevski'nin diğer kitaplarını bitirmek isteyebilirsiniz. bu aylar rus edebiyatı okumak için uygun aylar. suçluluk duygusu olması normal ama zamanla aşabilirsiniz umarım. bu zor süreçte yanınızdayım
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.